Thursday, 25 April 2013 - 12:29

Sağlıkta şiddet alarm veriyor: Her saat başı bir sağlık çalışanı şiddet görüyor


Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu raporuna göre, son altı ayda kayda geçen olayların yüzde 33’ü acil servislerde yaşandı. Şiddete maruz kalanların yüzde 56’sı kadın, yüzde 44’ü ise erkek. Saldırganlar ise "hasta yakını, erkek, 30 yaş altı, eğitimsiz, işsiz olanlar."

Gaziantep'te 17 Nisan 2012 tarihinde görevi başındayken bir hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülen Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı 30 yaşındaki Dr. Ersin Arslan'ın ölümü kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Dr. Ersin Arslan'ın ölüm yıl dönümünde ise bir araya gelen sağlık emekçileri sağlıkta şiddete dikkat çekmek ve çözüm taleplerini dile getirmek amacıyla ülke genelinde kitlesel bir eylem yapmıştı.

Artan şiddet nedeniyle ve sağlık emekçilerinin tepkisi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sağlık personelinin uğradığı ve her geçen gün artan şiddet olaylarının araştırılması amacıyla bir komisyon kuruldu.

297 sayfalık şiddet raporu
TBMM Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu Başkanı Necdet Ünüvar ve komisyon üyeleri, geçen hafta TBMM Başkanı Çiçek'i ziyaret ederek, komisyon raporunu sundu.

Ünüvar, yaptığı ziyarette 297 sayfadan oluşan rapordan, 3 başlık altında toplanan 66 maddelik önerilerden bazılarını şöyle sıraladı:
“Sağlık çalışanlarına psikolojik ve fiziksel şiddetin önlenmesi için her türlü hukuki, idari önlemlerin eksiksiz alınması, uygulanması. Kamu-özel sektör ayırımı yapılmaksızın sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesine dair politika oluşturulması. Adli süreçlerin hızlıca başlatılması, aktif olarak uygulanması. Sağlık çalışanlarının şiddete maruz kaldığında her türlü hukuki, tıbbi ve sosyal desteğin sağlanması. Sağlık çalışanlarının mesai, nöbet saatlerinin yeniden gözden geçirilerek, uzun çalışma sürelerinden vazgeçilmesi. Hasta ve hasta yakınlarının bilgilendirilmesine özel önem verilmesi. Şiddete maruz kalan sağlık personelinin hizmetten çekilme hakkının olduğu konusunda halkın bilgilendirilmesi.”

Şiddetin yüzde 33’ünü fiziksel, yüzde 67’sini sözlü saldırı
Zaman gazetesinden İlyas Koç’un haberine göre komisyon raporunda geçen yıl hayata geçirilen ve şiddet gören sağlık çalışanlarının şikâyetlerini ilettiği ‘beyaz kod’ birimine son altı ayda 4 bin 342 vaka bildirildi. Bunların yüzde 33’ünü fiziksel, yüzde 67’sini ise sözlü saldırılar oluşturuyor. Şiddete maruz kalanların yüzde 56’sı kadın, yüzde 44’ü ise erkek. Olayların yüzde 33’ü acil servislerde, yüzde 31’i polikliniklerde, yüzde 16’sı da klinik servislerde yaşandı. Şiddet uygulayanların genel profili ise şu şekilde: “Hasta yakını, erkek, 30 yaş altı, eğitimsiz, gelir düzeyi düşük, işsiz kişiler. Ayrıca alkol-madde bağımlıları ve psikiyatrik bozuklukları olanlar.”

Şiddet olaylarının yüzde 79’u acil servislerde yaşanıyor
Komisyon, Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili Ocak 1999-Temmuz 2010 tarihleri arasında yapılmış 29 bilimsel çalışmayı gözden geçirdi. Yapılan bu bilimsel çalışmalara göre devlet hastaneleri, acil servis hizmetleri ve poliklinikler sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin en fazla görüldüğü yer. Bu birimlerde hasta ve hasta yakınları, ivedi hizmet almak istedikleri için çatışmaların sıklıkla yaşandığı yerler olduğu vurgulanıyor. Buna göre Türkiye’de şiddet olaylarının yüzde 79’u acil servislerde ve yüzde 91’i hasta yakınları tarafından gerçekleştiriliyor. Şiddetin genellikle sözel olarak görüldüğü, fiziksel şiddetle daha az karşılaşıldığı ve fiziksel şiddete erkeklerin, sözle şiddete ise kadınların daha çok maruz kaldığı belirtiliyor.

Sağlık çalışanlarının büyük bir bölümü sözel şiddeti rapor etmiyor
Bu çalışmalarda öne çıkan bir diğer ayrıntı da şiddetin genellikle sağlık çalışanı tedavi, pansuman gibi hizmetleri verirken meydana gelmesi. Karşılaşılan şiddetten sonra sağlık çalışanlarının büyük bir bölümünün hizmet sunmaya devam ettiği ve olayı rapor etmediği tespit ediliyor. Doktorların fiziksel şiddetten zarar gördükleri için bildirimde bulundukları, sözel şiddeti ise ‘mesleğin doğasında var olan bir durum’ olarak gördükleri ve ‘suçlanmaktan korktukları’ için rapor etmedikleri aktarılıyor.

Rapor, Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı’nın komisyona yaptığı sunuma da yer veriyor. Sunumda, 2011 yılında hastane yöneticilerinden yazılı form ile toplanan bilgilere göre 384 hastanenin yüzde 79’unda şiddet olaylarının görüldüğü, şiddetin yüzde 56 sözlü ve fiziksel, yüzde 15 fiziksel, yüzde 29’unun ise yalnızca sözlü olduğu belirtiliyor. Komisyonun hazırladığı raporda sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin nedenleri ise 9 madde halinde şöyle sıralanıyor: Davranış bozukluğu, eğitim düzeyi ve kurallara uymama, çok sayıda muayene ve test yapılması, stresli hasta yakınları ve kalabalık gürültülü ortamlar, hasta ve hasta yakınlarının aşırı istekte bulunması, uzun bekleme süreleri, sağlık çalışanı yetersizliği, yanlış anlamalar, iletişim problemleri ve kişisel sorunlar.

Doktorların artan iş yükü de şiddetin nedenleri arasında
Ayrıca hekimlerin artan iş yükü nedeniyle hastaların tanı, tedavi ve bilgilendirilmesine ayırdıkları sürenin kısalması da şiddetin nedenleri arasında dikkat çekiyor. Yeterli ve etkili güvenlik sistemlerinin kurulamaması, özellikle yüksek riskli alanlarda fiziksel şiddete neden olabilecek araç ve gerecin kolay ulaşılabilir halde bulunması da (masa üzerinde tel, zımba, delgeç; kolayca kaldırılıp fırlatılabilecek tabure ve sandalye gibi) olası şiddetin ölçüsünü artırabilen nedenlerden biri.

"Ambulans geç kaldı!" haberleri, şiddeti artırıyor
Raporda medyanın sağlık haberlerini sunuş biçimine de eleştiriler yer aldı. “Medyada sağlık çalışanlarına yönelik gerçekliği araştırılmamış olumsuz haberlerin yer alması toplumda; hekim, hemşire, 112 çalışanı gibi personele karşı olumsuz ön yargıların oluşmasına neden olmaktadır.” denilerek şu örnek verildi: “Görsel ve yazılı medyada sürekli ‘Ambulans geç kaldı!’ haberi ile karşı karşıya kalan birey, bir süre sonra ‘tüm ambulanslar geç kalmaktadır’ gibi bir ön yargıya sahip olmaktadır.”

Verilen cezalar caydırıcılıktan uzak
Komisyon, raporunda hukuki yetersizliklere de vurgu yaptı. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet uygulayanlara verilen cezaların yeterli caydırıcılıktan uzak olduğu belirtilerek şiddet uygulayanların “kahvehaneye gitmeme” gibi caydırıcılığı olmayan cezalarla karşılaşabildiğine dikkat çekildi.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek amacıyla geçen yıl mayıs ayında uygulamaya konulan Beyaz Kod Birimi’ne günlük ortalama 23 bildirim yapılıyor. Bu bildirimler sözel şiddet (sözel tehdit, küfür, mesleki bilgiye yönelik alay, hakaret içeren sözler) ve fiziksel şiddet (çalışana yönelik fiziksel şiddet, fiziksel şiddet teşebbüsü, kurum ve donanım yapılarına zarar verme) kategorilerinde analiz ediliyor.

Sağlık personelinin son üç ayda gördüğü şiddet örnekleri:
12.04.2013: Tunceli Devlet Hastanesi Göz Doktoru Ayşe İdil Çakmak, çocuğunu acile getiren kadın tarafından, sözlü ve fiziki şiddet gördü.

28.03.2013: İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görevliler, bir hasta yakını tarafından darp edildi.

14.03.2013: Bilecik’te 112 Acil Servis Başhekimi Dr. Ali Kaya, muayene ettiği epilepsi hastası olduğu iddia edilen kişinin fiziki saldırısına uğradı.

23.02.2013: Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde doktorlara kızan bir hasta yakını, hastanenin acil servis kapısından otomobille girdi.

07.02.2013: Ağrı Devlet Hastanesi’nde görev yapan 7 aylık hamile nöroloji uzmanı Nevroz Ünlü, poliklinikte muayene yaptığı sırada hasta yakını olduğu öğrenilen F.E. adlı kişinin saldırısına uğradı.

Ekler

İletişim: habermerkezi@sol.org.tr - sol@sol.org.tr