Rektör Yunus Söylet'e göre üniversiteler polise teşekkür borçlu!

İstanbul Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda aralık ayında yapılması beklenen rektörlük seçimlerine resmen aday olduğunu açıklarken, yine üniversitede polisin bulunmasını savundu.
Çarşamba, 26 Eylül 2012 11:18

19 Ocak 2013 tarihinde görev süresi dolacak olan İstanbul Üniversitesi rektörü Yunus Söylet, rektörlüğe yeniden aday olacağını açıkladı. AA muhabirine konuşan Söylet, yine tartışmalı sözlere imza attı. Üniversitedeki polis varlığı ile ilgili eleştiriler hakkında düşünceleri sorulan Rektör Yunus Söylet “okuyana, yazana, oynayana, sevişene laf mı edilmiş” şeklinde yanıt verdi. Söylet ayrıca solcu öğrencilere saldırmak için hiçbir “fırsatı” kaçırmayan polislerin üniversitede barış ortamı sağladığını ileri sürerek sözlerine şöyle devam etti:

”Burada bin tane polis olsa ve de herkes adam gibi öğrenimini yapsa, polisin kime ne zararı var? Sivil polis batıyor mu, bana ya da öğrenciye bir şey mi yapıyor? Kurallara uyana, okuyana, yazana, oynayana, sevişene laf mı edilmiş? Edilmedi, edilmeyecek de. Burada yüz tane polis olsa ne yazar, bin tane olsa ne yazar? Kime ne? Ne kadar çok olsa, onlar her şeyin normal akışını sağlasa, bizim onlara teşekkür etmemiz gerekmiyor mu? Sivil polisler katillerden mi seçiliyor? Biz sivil ya da resmi görev yapan polise çok şey borçluyuz. Niye böyle bir algı var? Bizim görevimiz burada öğrencileri okutmak değil mi? Burada sürekli çocuklar birbirlerini boğazlasalar bana nasıl bakarsınız? ’Vay beceriksiz adam, bir üniversiteyi yönetemedi!’ denmez mi? 90 binin üzerinde genç, delikanlı, heyecanlı öğrencinin, kolay mı bunların barış ortamı içinde öğrenim yapmaları? Hiç kolay değil.”

Yunus Söylet’ten inciler
Üniversitede barış ortamı sağlamayı amaçladığını iddia eden ve bunun için polise teşekkür borçlu olduğumuzu söyleyen Yunus Söylet’in, İstanbul Üniversitesi’nde yaşanan gerici saldırılarla ilgili olarak yaptığı açıklamalar fazla söze gerek bırakmayacak cinsten. Geçtiğimiz Haziran ayında faşistler tarafından ilerici öğrencilere düzenlenen satırlı saldırının ardından Söylet yine skandal bir açıklama yapmıştı. Twitter adresi üzerinden yaptığı açıklamada, "Bahar aylarında gençler hareketleniyorlar, sınav stresi de ekleniyor, 1-2 hafta daha dikkatli olmak gerekiyor" şeklinde ifadeler kullanmıştı. Yine solcu öğrencilere yönelen bir gerici saldırının ardından ise sivil polisler ve özel güvenlik birimleri olay yerine gelerek gericilere müdahale etmek yerine yerdeki kanları temizlerken, Rektör Yunus Söylet Twitter hesabından şu yorumu yapmıştı: “Bugun üniversitede hava biraz gergin. İki grup dalaşa hazır. Güvenlik alert. Polis cevrede. Bizim dönemimizin delikanlıları olsaydı (!)”

2010 yılında İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt'taki fakülte, yüksekokul ve idare binalarında polise 1 yıl boyunca istediği an ve istediği şekilde arama yapma yetkisi veren bir karar alınmıştı. Söylet’in kararı savunması şaşırtmazken, Twitter’dan yaptığı açıklamalar pes dedirtmişti. O açıklamaların bir bölümü şöyleydi:

“Ben 1974-1980 arasında üniversitede okudum, terörun ortasında idik, binlerce genç insan öldürüldü, kullanılıp atıldılar, yazık oldu.”
“Ülke binlerce fidanını yitirdi, asıl anne ve babalar. Öğrenci hareketlerini örgutlemek ve bunlara çanak tutmak alçakça, aşağılık bir durum”
“Dengeyi ve ortayolu arayacağız, bize emanet edilen 74000 öğrenciyi 40-50 profesyonel eylemcinin şerrinden korurken özgürlüğü de tepelememeli”

Demokrat Yunus Söylet!
Röportajın devamında da alışıldık üslubuyla konuşan Yunus Söylet, bir yandan da demokrat bir insan olduğu yanılsamasını yaratma çabasında olduğunu gösterdi. 2009 yılında rektörlüğe atandığında, yönetim kadrosunda her siyasi görüşün ve farklılığın temsil edilmesini özellikle istediğini, bu yönetim anlayışının bundan sonra da süreceğini söyleyen Yunus Söylet, ”Üniversitede mutlaka farklılıklar olacak. Tek tip asla olmaması gereken bir kurum. Bu farklılıkların temsil edildiği bir yönetim olmalı diye düşündük. Türkiye’de siyasi görüşler çok önemseniyor. Hangi dernek, kurumla ilgilenirseniz ilgilenin insanlar siyasi görüşlerine göre çatışıyorlar. Bunu engellemek için her görüşten insan var yönetimimizde. Bu insicamı sağlamak beni çok yordu. Çok eleştiri aldım ama şimdi işin yürüdüğünü görüyorum ve her görüşten insanın temsil edilmesi bana çok büyük kolaylık sağladı. Yeni dönemde de buna devam edeceğim” dedi.

Üniversitelerin araştırma ve bilgi üretimi, bilgiyi güncel hayata dönüştürme görevi olduğunu ve bunun da özgür bir ortamda olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Söylet, ”Şimdi 4. senem bitiyor. Bunu sağladığımı çok açık bir dille söyleyebiliyorum. Öğretim üyelerinin de bu konuda bana karşı farklı, eleştirel hiçbir yaklaşımının olmadığını ve olamayacağını da biliyorum. Bunu hep konuşuyoruz çeşitli, anketlerle de soruyoruz. Onların üretebilecekleri, özgür bir akademik ortam sağladık” şeklinde konuştu.

Göreve geldiği ilk günlerde de demokrat bir insan olduğu yönünde bir izlenim vermeye çalışan Yunus Söylet danışmanlarını da bu izlenimi pekiştirecek biçimde seçti. Fakat Söylet’in ne kadar demokrat olduğu kısa sürede ortaya çıktı. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 50/d maddesine göre hiçbir güvenceye sahip olmadan bir tür burslu öğrenci statüsünde çalışan araştırma görevlileri, güvenceli çalışma koşulları için mücadele ettiklerinde karşılarında Yunus Söylet’i buldular. Üniversitenin merkez binasında eylem yapan araştırma görevlilerine rektör başdanışmanı Faik Çelik herkesin içinde hakaret ederken, üniversite yönetimi 40 araştırma görevlisi hakkında soruşturma başlatıyordu. Üstelik soruşturma komisyonunun başına Faik Çelik’i getiriyordu!

Söylet döneminde disiplin cezaları azaldı mı?
Rektör Yunus Söylet yansıtılanın aksine üniversitelerinde uygulanan disiplin ve okuldan uzaklaştırma cezalarının kendi döneminde yarı yarıya azaldığını söyledi. Ayrıca disiplin cezalarının verilmesinde siyasi görüş ayırt etmediklerini de sözlerine ekledi.

Ancak İstanbul Üniversitesi’nde yaşanan her gerilimde gerici, faşist gruplar satırlarla, sopalarla ilerici öğrencilere saldırırken disiplin cezaları bu saldırgan gruplara değil ilerici, sol görüşlü öğrencilere veriliyor. Bunun yanı sıra disiplin cezalarının azaldığı yönündeki açıklamanın gerçeği yansıtmadığı yalnızca 2009 yılına bakılarak dahi anlaşılabilir. Zira 2009 yılının başında 54 öğrenci toplam 14 yıl 9 ay uzaklaştırma cezası almıştı. Bu öğrencilerin hepsinin solcu olduğunu, üniversite öğrencisi olmayan kişilerle okulu basıp solcu öğrencileri yaralayanlara ise sadece kınama cezası verildiğini de belirtmek gerekiyor.

Yunus Söylet’in rektörlüğe uzanan sicili
Rektör olarak ilk icraatı İstanbul Üniversitesi’ni reklam panolarıyla donatmak olan Yunus Söylet, 2007’nin Eylül ayında Bakanlar Kurulu kontenjanından YÖK üyesi seçildi. Ekim 2008’de YÖK üyeliğinden istifa etti. Üniversitede fiilî olarak çalışmamasına rağmen rektör adayı olan Söylet, yapılan seçimde ikinci olmasına karşın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından rektör olarak atandı. Yunus Söylet, kendisini rektör yapanlara vefa borcunu Tayyip Erdoğan’a Siyaset Bilimi fahri doktoru unvanı vererek ve Abdullah Gül’ü İstanbul Üniversitesi’nin 2009 yılı açılış törenine davet ederek ödemişti. İlerici öğrenci ve akademisyenlere yapılan baskılar, üniversitenin piyasacı uygulamalara daha fazla kapı aralaması, gerici kadrolaşma, üniversitenin yegane nefes alma kaynağı olan Öğrenci Kültür Merkezi’nin kapatılması gibi uygulamalar da Söylet’in oturduğu koltuğun hakkını verdiğini gösteren icraatları arasında yer aldı.

YÖK üyesi ve rektör olarak atanmadan önce Yunus Söylet, İsmailağa-İskenderpaşa dergâhlarına bağlı bir vakfa ait olan Hayrunnisa Hastanesi’nde çocuk ürologu olarak çalışıyordu. Söylet, aynı zamanda Başbakan Tayyip Erdoğan’ın aile doktoru olarak bilinirken, başkanlığını yaptığı Sıcak Yuva Vakfı’nın kurucusu ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. “Türbana Özgürlük” bildirisinin örgütleyicilerinden biri olan ve AKP’ye yakınlığı ile bilinen Prof. Dr. Söylet, İstanbul Tabip Odası Başkanlığı seçimlerinde AKP’ye yakın doktorların oluşturduğu “Hekim Hakları Platformu” listesinin de başında yer almıştı. Söylet, aynı zamanda "Müslüman işadamları" örgütü MÜSİAD Sağlık Komisyonu üyesi.

(soL-Haber Merkezi)