Cuma, 13 Temmuz 2012 - 12:43

Numan Kurtulmuş’un AKP karşıtlığı nerede kaldı?


Günlerdir Numan Kurtulmuş’un bireysel olarak ya da partisiyle beraber AKP’ye geçip geçmeyeceği konuşuluyor. Ancak gerek SP gerekse HAS Parti Genel Başkanlığı döneminde AKP karşıtı söylemleri ile öne çıkan Kurtulmuş’un AKP ile aynı masaya oturması Kurtulmuş’un siyasi tutarlılığını sorgulatıyor.

Dün Başbakanlık Resmi Konutu’nda Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak Erdoğan ile görüşen HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Erdoğan’ın HAS Parti’nin resmi olarak AKP’ye katılması yönünde bir talepte bulunduğunu ve bu talebi değerlendireceklerini duyurdu. Görüşmenin ardından Kurtulmuş’un “Yeni dönemde, yeni süreçlerde, yeni Türkiye'nin inşası için bizim de baştan beri söylediğimiz ilkeler, prensipler çerçevesinde bir güç birliği imkanı, bir bütünleşme imkanı olabilir mi bunları müzakere edeceğiz” sözleri, Kurtulmuş’un AKP üzerine geçmişteki olumsuz değerlendirmeleri ile bir hayli çelişiyor.

Düne kadar “sıkı bir AKP karşıtı” olan Numan Kurtulmuş’un nasıl olup da yeni Türkiye’nin AKP politikaları doğrultusunda inşasına ikna olduğu şimdilik bir muamma. Ancak şimdiye dek AKP iktidarına alternatif bir siyasi iktidar oluşturma ereğiyle hareket ettiklerini söyleyen Kurtulmuş'un, AKP ile olası bir birleşme sonrasında yeni Türkiye'nin inşası için hangi politikalarda güç birliği oluşturulabileceği sorularına cevaplarının Kurtulmuş'un aşağıda ele aldığımız siyasi çizgisinde gizli olmadığı açık.

"AKP'nin siyasi üslubu bu ülkeyi kurtarmaz"
Milli Görüş geleneğinin sadık bir temsilcisi olan Numan Kurtulmuş, 28 Şubat sonrası “gelenekçiler-yenilikçiler” ayrımında gelenekçi tarafa bağlılığını koruyarak, Erbakan ile yolları ayırmış olan AKP ile mesafeli bir ilişki tutturdu. Saadet Partisi’nde olaylı bir biçimde başa geldikten sonra, “AKP’nin riyakâr davranan, millete tepeden bakan, saltanat heveslisi bir parti olduğunu ve merkeze halk yerine kendini koyduğunu” söyleyerek, AKP’ye muhalefetinin temellerini atmış oldu. SP’den olaylı bir şekilde ayrıldıktan sonra AKP’ye geçip geçmeyeceği rivayetleri gene ortada dolanıyorken HAS Parti’nin kurucuları arasında yer alan Kurtulmuş’un AKP ile polemiği HAS Parti döneminde gene benzer bir doğrultuda devam etti.

Kurtulmuş, SP Genel Başkanlığı boyunca tekrarladığı “yeni tarz-ı siyaset” arzusunda HAS Parti Genel Başkanlığı boyunca da ısrarlı oldu. AKP’nin “kavgacı ve kutuplaşmacı” olarak tarif ettiği siyaset tarzından şikayet eden Kurtulmuş, Türkiye siyasetini “Eski Türkiye” ve “Yeni Türkiye”olmak üzere ikiye ayırırken, “Eski Türkiye” siyasetçilerinin ve özellikle Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP’nin siyaset tarzını “kamplaşmacı ve gerilimli” olmakla eleştiriyordu. HAS Parti olarak siyasette yeni bir tarz ve yeni bir üslup yaratmak iddiasıyla yola çıktıklarını her fırsatta dile getiren Kurtulmuş, 12 Haziran 2011 genel seçimlerinden önce Bugün gazetesine verdiği bir röportajda, “Biz Türkiye siyasetini yeniden formatlıyoruz. Yeni Türkiye’yi inşa edecek olan partiyiz” diye konuşmuştu.

"AKP neoliberal bir parti"
HAS Parti Genel Başkanlığı boyunca Numan Kurtulmuş’un üzerinde durduğu başlıklardan biri de neoliberalizm karşıtlığı idi. AKP’nin ekonomi politikasını “Derviş-AKP politikası” diye adlandıran Kurtulmuş, AKP’yi Kemal Derviş'in ekonomik programını izleyerek bu politika ile Türkiye’deki herkesi borçlu hale getirmek, fabrikaları kapatmak, çiftçi ve esnafın işlerinin bozulmasına sebep olmak, Türkiye’yi işsizlik ve fukaralık sürecine sürüklemekle itham ediyordu. Özelleştirmelere karşı çıkarken, ekonomik büyümenin sembolü olarak AKP tarafından öne çıkarılan "Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) yükselişinin milletin cebine yansımadığı”ndan şikayet ediyordu. SP Genel Başkanı iken ASKON 6. Genel Kurulu’nda kürsüden Erdoğan’a doğrudan hitap eden Kurtulmuş, IMF’nin halkı yoksullaştırdığını, Türkiye’nin bir daha IMF ile masaya oturmaması gerektiğini söyleyerek Tayyip Erdoğan’a dışa bağımlı ekonomik tezini yırtıp çöpe atmasını önermişti.

Kurtulmuş ayrıca, AKP’nin dış politikada bağımlı bir rol üstlendiğini, Afganistan’da ve Lübnan’da emperyalist güçlerin aracı olduğunu söyleyerek, “AKP’ye bölgede güç odağı olması için Yeni-Osmanlıcılık diye Osmanlı’yı bitiren Batı tarafından biçilen rol modelini kabul etmemek lazım” demişti. HAS Parti’nin antikapitalist ve antiemperyalist olduğunu ilan ederken, Türkiye’de füze kalkanı yerleştirilmesine karşı çıkmış; Türkiye’nin İran’a saldırının örgütlenmesi için ABD’nin oyuncağı olduğunu ilan etmişti.

İlk kaynaşma: 12 Eylül referandumu
12 Eylül 2010 referandumunda “yetmez ama evet” ile AKP’ye tam destek veren Kurtulmuş ve SP, AKP’ye güvenoyu vermediklerini söyleyip,“12 Eylül’de evet ama 13 Eylül’de hayır” dese de, referandum öncesinde AKP’nin yeni anayasası adına yaptığı yoğun propaganda ile AKP’ye zaten tam destek sözü vermişti. HAS Parti’nin kuruluşunun ardındansa “sağ kanat bir siyasetçi olarak solcu bir tutumu olduğu” değerlendirmeleri üzerine Kurtulmuş, yaptığının sağın ideolojisini solun jargonuyla dile getirmek olduğunu söylemiş; "Sol, sağ, liberal, milliyetçi gibi tanımlamaların artık Türk siyasetinde karşılığı yok. Soğuk savaş döneminin kavramları. Bizi de belli bir köşeye, dar bir alana sıkıştırmak için söyledikleri bir kavram. HAS Parti olarak İslamcı sağ veya sol söylemini reddediyoruz. Halkın tamamına yakınının Müslüman olduğu bir ülkede sağ da sol da Müslümandır" diyerek, yeni Türkiye'nin siyasi çerçevesinin sınırlarını hissettirmişti.

Mart 2011’de katıldığı bir Siyaset Meydanı programında AKP’yi gerçek bir liberal parti olamamakla suçlayıp, AKP’nin baskılayıcı karakterine vurgu yapması ise Kurtulmuş’un siyasi duruşunu özetler nitelikte. 26 Kasım 2011’de gerçekleşen, HAS Parti’nin Büyük Kongresi’nden önce bir röportajda, “Başbakan’a halef gösteriliyorsunuz? Aynı tabana sesleniyorsunuz. AK Parti’den size geçişler olabileceği konuşuluyor” sorusuna, “Şahsımla ilgili değil ama biz siyaseten AK Parti’nin alternatifi olan siyasal iktidarı inşa etmeye çalışıyoruz. Evet AK Parti’nin alternatifi biziz. Toplum da böyle görüyor bundan rahatsız değilim” diye yanıt veren Kurtulmuş’un partisiyle ya da bireysel olarak AKP’ye geçip geçmeyeceği henüz bilinmese de, Kurtulmuş ile AKP’nin geriliminin bir danışıklı dövüş olup olmadığı tartışmaya açık. Zira Tayyip Erdoğan’ın 2007 genel seçimlerinden önce de Kurtulmuş’u milletvekili adaylığı için AKP’ye davet ettiği ve Kurtulmuş’un bu daveti geri çevirdiği biliniyor.

13 Kasım 2010’da Rixos Otel’de düzenlenen Kurucular Kurulu toplantısında ise, "Kendisini dindar hissedenle etmeyenin, Alevi ile Sünni'nin aynı hedef doğrultusunda, özgürleşmek, demokratikleşmek için çalışmalarının zorunlu olduğunu ortaya koymaya çalışıyoruz” diyen Kurtulmuş’un yıllardır ısrarla eleştirdiği, toplumu dindarlar ve dindar olmayanlar şeklinde ikiye bölen AKP zihniyetiyle yan yana gelmesini nasıl açıklayacağı merak ediliyor.

(soL - Haber Merkezi)

Ekler