Ne olacak bu anayasanın hali?

Anayasa değişikliği yine görünüp kayboldu. AKP’nin ne dediğini istikrarlı bir biçimde silikleştirdiği tartışmaya ve diğer tarafta öne çıkan anayasa önerilerine baktık.
Pazar, 07 Haziran 2009 10:30

soL (HABER MERKEZİ) AKP hükümeti herhangi bir resmi açıklama yapmadı. Meclise gelen bir değişiklik teklifi de söz konusu değil. TBMM Anayasa Komisyonu ise çalışmalardan "haberimiz yok" dedi. Ancak geçtiğimiz günlerde yine anayasa değişikliği tartışmaları boy verdi. Artık tanıdık hale gelen bu tarz, önümüzdeki günlerde anayasa değişikliğinin bir kez daha ve AKP açısından alan temizliğinde mesafe alınmış bir biçimde gündeme geleceğini haber veriyor.

Medya üzerinden devam eden, bölük pörçük hale gelen ve izlerin birbirine karıştığı tartışmayı biraz aralayıp anayasa değişikliği için ortaya konan bütünlüklü önerilere bakmak, tartışmada nereden nereye gelindiğini görmek açısından önemli hale geliyor.

Görgün: Ekonomik ve sosyal haklar güvence altına alınmalı
"Özgürlükçü, Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal bir Anayasa için Temel İlkeler" başlıklı anayasa raporunu geçtiğimiz hafta başında kamuoyuna açıklayan DİSK'in Genel Sekreteri Tayfun Görgün hazırlattıkları taslağın temel hedefinin emekçilerin bu tartışmaya taraf olmasını sağlamak olduğunu söyledi.

Raporla ilgili konuştuğumuz Görgün emek hareketine ve sol harekete karşı yapılan darbenin anayasası olan '82 Anayasası'nın değiştirilmesi ihtiyacının uzun yıllardır bulunduğunu, AKP'nin soldan sağa herkesin dillendirdiği bu ihtiyacı kendi istekleri doğrultusunda kullanarak bu tartışmayı başlattığını, ancak bu meselenin tek başına AKP hükümeti ya da bilirkişilere bırakılamayacak kadar önemli olduğunun altını çizdi.

Halkın iradesinin oylamalarla değil, anayasa tartışmalarına katılarak ve taleplerine sahip çıkarak ortaya çıkacağını söyleyen Genel Sekreter, bu şekilde emekçilerin ekonomik ve sosyal haklarının anayasal güvence altına alınmasının mümkün olacağını vurguladı.

Tayfun Görgün bugün içinden geçilen süreçte kuvvetler ayrılığı ilkesinin Türkiye'nin egemenliği ve hukuksal süreçlerin sağlıklı bir biçimde işlemesi için de hayati önemde olduğunu sözlerine ekledi.

DİSK'in hazırlattığı anayasa raporunda, değişiklik için bir kurucu meclis oluşturulması, çift meclisli yasama sistemi, yargı kurumları ve Anayasa Mahkemesi'nin yeniden yapılandırılması önerileri öne çıkan noktalar olarak göze çarpıyor.

Baş: Emekçi halkımız hakimiyeti kayıtsız, şartsız eline almak için örgütlenmelidir
Türkiye Komünist Partisi tarafından 2007'de hazırlanan ve tartışmaya açılan "Toplumcu Anayasa" ile ilgili sorularımızı yanıtlayan TKP Genel Başkanı Erkan Baş ise herkesin değişmesini istediği '82 Anayasası'na hangi noktalardan karşı durulduğunun netleştirilmesinin tartışmaların vakit kaybı haline gelmemesi için kritik olduğunu söyledi.

"AKP'nin değişim talebinin özü 12 Eylül Anayasası'nın mantıksal sonuçlarına eriştirilmesinden başka bir şey değildir" diyen Baş, cesaretini emperyalist merkezlerden, piyasa güçlerinden ve emekçilerin ve solun örgütsüzlüğünden alan AKP'nin değişiklik paketi ile cumhuriyetin tasfiyesi arasında doğrudan bir bağ olduğunun altını çizdi.

TKP'nin, dinin siyasal alandan ve devlet yönetiminden çıkarılmasının ve Türkiye'nin bağımsız ve egemen bir ülke olarak toprak bütünlüğünün sağlanmasının ancak ve ancak eşitlikçi bir toplumsal düzenle mümkün olduğu gerçeğinin dile getirdiğini söyleyen Baş "İşsizliğin yasaklandığı eşit ve parasız eğitim ile sağlık hizmetinin devlet güvencesinde olduğu insanın insanı sömürmediği ısınma, elektrik ve su gibi temel gereksinimlerin bedelsiz karşılandığı herkesin sağlıklı konutlarda yaşadığı yoksulluk ve açlığın ortadan kalktığı cehalet ve gericiliğin alt edildiği Türk-Kürt kardeşliğinin kurulduğu bağımsız ve gelişmiş bir Türkiye'nin mümkün olduğuna inanıyoruz." dedi.

Erkan Baş Toplumcu Anayasa'nın halkı emperyalist ülkelerin ve sömürücü sınıfların ülkemize dayattığı yasal düzenlemeleri top yekun reddetmeye ve kendi kaderini eline almaya davet ettiğini söyledi.

"Sivil Anayasa" nasıl olur?
Türkiye Barolar Birliği (TBB)'nin 2007 yılında yayınladığı "T.C. Anayasa Önerisi"ni hazırlayan komisyon, AKP tarafından o dönem değişiklik gerekçesi olarak sunulan "sivil anayasa" söylemi için, bir siyasi partinin tek başına oluşturduğu anayasanın da sivil olamayacağını ve anayasa değişikliğini ancak bir Kurucu Meclis'in gerçekleştirebileceğini vurguluyordu.

1982 Anayasası'nın demokrasiye ve hukuka bakış açısı itibariyle, dili ve mantığı açısından yanlış olduğundan hareket eden T.C. Anayasa Önerisi, defalarca değişiklik görmüş olmasına rağmen dikiş tutmaz halde gelen anayasanın "genel esaslar"ında sadece kısmi değişiklikler öngörüyordu.

Hak ve özgürlükler başlığını "Kişi özgürlükleri ve siyasal haklar", "İktisadi, sosyal ve kültürel hak ve özgürlükler", "Çevre, barış ve gelişme hakları" şeklinde bir bölümlemeyle düzenleyen TBB'nin taslağının öne çıkan kimi önerileri şöyle:

"Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur" kuralı ve laiklik ilkesi anayasanın değiştirilemez birinci bölümü içinde yer alıyor.

Yurttaşlık tanımı "Türk ulusu, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından oluşur." biçiminde yapılıyor.

AB'ye katılımın "örgütün diğer üyeleriyle eşit koşullar sağlanarak" yapılması öngörülüyor.

Din eğitimine devletin gözetimi altında olması ve küçük yaştakilerin kanuni temsilcilerinin talebinin bulunması düzenlemesi getiriliyor.

"Devletin resmi dili Türkçedir" ibaresi yerine "Resmi ve özel kurumlarda eğitim dili Türkçedir" ibaresine yer veriliyor.

Seçim barajı "yüzde beş"e indiriliyor.