"Misafirimizin üzerine yürürsünüz ha!"

Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğrenci Kolektifi rektörlüğün uygulamalarına karşı açlık grevinde. Eylemci öğrencilerden Koray ve Damla ile görüştük.
Pazartesi, 15 Haziran 2009 10:50

soL: Açlık grevini başlatmanızın nedeni nedir?

Damla: Üniversitede etkinlik yapabilmek için salon talep etmek üzere, rektörle görüşmek istedik. Aldığımız cevap şuydu:' 'Rektör Bey sizinle görüşmek istemiyor, kulüp olmadığınız için de salon talebiniz reddedildi.' Bunun üzerine oturma eylemi yapmaya karar verdik. Üniversiteli kimliğimiz bize salonları kullanma imkanı veriyordu. Oturma eylemimiz 14 gün sürdü ve bir yürüyüşle sonlandırdık. Etkinlik yapan tüm üniversite gruplarına üniversite salonlarının açılması için bir imza kampanyası başlattık ve 1800 imza topladık. 1800 imza ile birlikte bir "kadın yürüyüşü'' yaptık ve imzaları rektörlüğe teslim ettik. İmzalar rektörlük tarafından kabul edildi.

soL: Bu kazanımdan sonra hangi etkinlikleri düzenlediniz?

Damla: Yeni Türkü Konseri'ni gerçekleştirdik. 10 bin lira gibi bir konser maliyetini rektörlük karşıladı. İki kez de Yılmaz Erdoğan'ın ''Kadınlık Bizde Kalsın'' adlı oyununu Kadın Atölyesi olarak sahneledik. Gayet başarılı etkinliklerdi.

soL: Peki bu süreçte rektörlük tarafından herhangi bir baskıya maruz kaldınız mı?

Damla: Afişlerimizi asarken çok büyük sıkıntılar yaşadık. Afişlerimiz üniversite tarafından bastırılmış olmasına rağmen ''Görüldü'' damgasının olmaması sebebiyle söküldü. Sonrasında birkaç arkadaşımıza soruşturma açıldı. Soruşturma tebligatını rektöre gösterdik rektör araştıracağını söyledi. Sonrasında soruşturmaların dekanlık tarafından açıldığını belirtti. ''Hepinize bu soruşturma gelecek, siz savunmanızı verin fakat bu yüzden ceza almayacaksınız'' dedi. Ama güvenmiyorduk, beklenen oldu ve 17 arkadaşımıza ceza geldi. 38 kişiye 95 soruşturma açıldı.

soL: Cezalara tepkiniz ne oldu?

Damla: Cezaların hemen ardından rektörlüğün önünde bir basın açıklaması yaptık.

soL: Gelinen son noktada şu an burada açlık grevini sürdürmektesiniz. 2 gün önce yaşadığınız faşist saldırı hakkında neler söylemek istersiniz?

Damla: Üniversiteli faşistler her zaman mahallelilerden destek alıyordu ve 2 gün önce bize saldıran mahalleliler de aynı insanlardı.Belli ki üniversiteli abileri mahalleli gençleri dolduruşa getirmişti. Çünkü saldıranların yaş ortalaması hayli küçüktü. Saldırıda bir arkadaşımız ağır yaralandı.

soL: Peki şu an arkadaşınızın sağlık durumu nasıl?

Damla: Arkadaşımızın çenesi kırıldı ve ameliyat oldu. Durumu şu an iyi fakat üç hafta pipetle beslenecek, iki buçuk ay tam olarak iyileşemeyecek.

soL: Yaşananlar üzerine rektörlükle tekrar diyalog kuruldu mu?

Damla: Tavırlarında herhangi bir değişiklik olmadı. Dört kez basın açıklaması yaptık,açlık grevi son tercihimizdi, fakat buna mecbur kaldık. Basın açıklamalarımızda tavrımız aynıydı. "Bu kadar soruşturma meraklısıysanız bize tehditler savuran, küfürler yağdıran özel güvenlikleri sorgulayın" dedik. "5 senedir ben bu üniversitedeyim, 5 senedir bana zorla kitap satan öğretmeni sorgulayın. Bize keyfi soruşturma açan dekanları sorgulayın!"

soL: Trabzon İdari Mahkemesi'nin sizi haklı bulmasına rağmen rektörlüğün cezaları göndermeye devam etmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Damla: Trabzon İdari Mahkemesi 16 arkadaşımız hakkındaki cezayı durdurma kararı aldı. Bu karar önümüzdeki hafta elimize ulaşacak. Rektörün bu konudaki ilk söylemi ''Ben inisiyatif sahibi değilim,cezaları dekanlıklar gönderiyor" oldu. Yarın (Pazar) ÖSS olduğu için velilere rezil olmama kaygısıyla- inisiyatif aldığını belirten rektör cezaları seneye ertelediğini bildirdi. Oysa ki Trabzon İdari Mahkemesi yürütmeyi durmuştu, yani rektör bize ekstra bir şey lütfetmedi, sınavlara girmek hakkımızdı. Açlık grevimizin tek sebebi şimdi aldığımız cezalar değil, bize açılan yüzlerce soruşturmadır.

Koray: Soruşturma nedenlerinden birisi de İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi'ni rektörlük önünde protesto etmemizdi. Rektörlükteki görüşmemizde kurmaylardan biri şöyle dedi: ''Koray, hiç utanmıyor musun misafirimizin üstüne yürümeye?'' Milyonlarca insanın katili olan bir ülkenin temsilcisini, dünya halklarına zulmeden, kasaplık yapan, petrol için, para için babalarını bile satabilecek kadar iğrençleşmiş bir sistemin evlatlarını, bebek katillerini protesto etmekten utanmıyorum. Şirketleşmek istemiyoruz! Bunun üzerine tekrar utanmıyor musun dediler. "Hayır,hocam utanmıyorum, bu adamları üniversiteye alan sizler utanmalısınız" dedim. Üniversiteyi ticarethaneye çeviren, piyasalaştıran bu insanlar hiçbir şeyden utanmıyorlar.

soL: Rektör ile görüşme imkanınız olsa ne söylemek isterdiniz?

Koray: Bu üniversitenin döner sermayesinden Rektör ne kadar pay alıyor açıklasın! Ve ya tiyatro oynamak, belediye başkanından isteklerimizi talep etmek suç mu açıklasın. Belediye başkan adayları kantinlerde açık toplantı yapıp oy isterken bizim Öğrenci Kolektifi olarak isteklerimizi talep etmemiz suç mu,açıklasın! Biz bunu '68 de,'78 de Denizlerden, Mahirlerden, İbolardan gördük. O zamanlar mücadele ete kemiğe büründüğünde silahlar çekiliyordu, şimdi soruşturmalar açılıyor. Bizim tek derdimiz demokratik bir üniversite, parasız eğitim, insanca yaşam, herkes için eşit, bilimsel, nitelikli eğitimdir. Onlar, üniversitede bir güç olduğumuzu anladıklarından itibaren soruşturmalar açmaya, cezalar vermeye başladılar. Yaptığımız iş sol adına iyi bir çalışma. Geçen gün arkadaşlarımla konuşurken kulağıma çok güzel bir söz geldi:''Çiçekleri koparabilirsiniz, fakat baharın gelişini engelleyemezsiniz!" Korksunlar, daha çok korksunlar! Biz açlık grevine elbet son vereceğiz ve sağlıklı kalıp mücadele edeceğiz, fakat açlık grevi bize uygulanan baskıların en sert yanıtıdır.