'Kürt sorununu da Osmanlı çözer'

Kürt sorununda "dinci çözüm"ün önde gelen isimlerinden Diyarbakırlı ve Fethullahçı araştırmacı-yazar Altan Tan, yeni kitabı "Kürt Sorunu"nun tanıtımı vesilesiyle son dönemde verdiği röportajlarda, ümmetçi bakışını daha fazla anlatabilme fırsatı buluyor.
Cumartesi, 07 Şubat 2009 10:12

soL (HABER MERKEZİ) Kürt halkının tarihini, anlaşılır bir tercihle, İslam'ı seçmelerinin öncesinden başlayarak "anlatan" "Kürt Sorunu" adlı yeni kitabının tanıtıldığı röportaj ve haberlerin çeşitli basın-yayın organlarında son günlerde sıklıkla yer aldığı Diyarbakırlı "araştırmacı-yazar" Altan Tan, Kürt sorununa yaklaşımında Fethullah Gülenci açılımı fazlasıyla ortaya seren açıklamalar yapıyor.

Dün Star gazetesi menşeiyle çeşitli dinci internet sitelerinde yer alan ve günün en çok okur yorumu yapılmış haberlerinden olan Altan Tan röportajı, bugün de Star'ın Kitap eki sayfalarına misafir ediliyor.

Kürtler açısından her şeyin güllük gülistanlık gitmediği bir Türkiye'de PKK'nin Kürt sorununun sebebi değil sonucu olarak ve bu sorun çözülmediği için ortaya çıktığını söyleyen Tan, asıl derdini anlatmak üzere Osmanlı dönemine dönüyor ve Osmanlı'da Kürtlerle devletin ilişkisinin Cumhuriyet döneminden farklılığına işaret ederek, Osmanlı Devletiyle Kürtlerin ilişkisinin bir kavga ilişkisi olmadığını belirtiyor.

"Kürtler Türklerin İslamlaşmasında büyük rol oynadı"

Osmanlı'nın Hıristiyan Rumeli halkları ile savaşarak onları egemenliği altına aldığını ve Türkler'in Rumeli'nin Hıristiyan halklarına Müslümanlığı "öğrettiği"ni savunan Tan, Türklerin Müslümanlığı nasıl ve kimlerden öğrendiklerine ise ilginç açıklamalar getirdi.

Kürtler'in Rumelililer'in tam tersine, Müslümanlığı "öğrenen" değil Osmanlı'ya "öğreten" olduklarını söyleyen Tan, dönemin Kürt alimlerinin görevini, bugün Nakşibendi ve Kadiri tarikatlarının büyük çoğunluğu Kürt olan şeyhlerinin devam ettirdiğini ileri sürdü.

"Nakşibendiliği Anadolu coğrafyasına halifeleri vasıtasıyla getiren Mevlana Halidi Şehruziri Süleymaniyeli bir Kürttür. 60 küsur halifesinin yarıdan fazlası Kürttür. Kürtler, Türkler'in İslamlaşmasında büyük bir rol oynamışlardır" diyen Tan, Osmanlı'nın Kürtler'le savaşmadığını, tersine Kürtler'in 1514 tarihli Çaldıran Savaşı'nda Yavuz Sultan Selim'i desteklediklerini ve ardından da 25 Kürt beyinin 1515 yılında Osmanlı ile özerklik anlaşması yaptığını, bu fermanların hepsinin yeni kitabında basılı olduğunu söyledi.

Tan'ın iddiasına göre, söz konusu özerklik anlaşmaları, iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde ise Osmanlı'ya bağımlı olunmasına rağmen, "gönüllü bir birliktelik"...

Kürt sorununa Altan Tan'ın çözümü: Ümmetçilik
Türkiye'nin, Ortadoğu'daki bütün kavimlerin, mezheplerin ve dinlerin, bu arada "inançsızların", kendi dillerinden ve dinlerinden vazgeçmeden var olabilecekleri bir "birlikte yaşama projesi"nin anahtarı olduğunu ileri süren Altan Tan, "Türkiye demokratikleşirse bunun gerçekleşmesi altı ayı bulmaz. Bu kadar da iddialı konuşuyorum. Zaten ilk Körfez Savaşı'nda Mahir Kaynak'ın bir açıklaması vardır: 'Bu operasyonun kod adı Irak'tır ama esas adı Türkiye'dir.' Bütün bu olup bitenler Türkiye'nin etrafında oluyor. Türkiye ayağa kalkarsa, tam demokratik bir hukuk devleti haline gelirse, ciddi bir adil ekonomik dağıtım olursa ve bütün din, mezhep, etnisiteler kendi varlıklarını ifade edebilirse, Türkiye'nin bu hali bütün Ortadoğu'yu ekleyecektir" diyor.

Ortadoğu halklarını kaderinin ortak olduğunu belirten Tan, Türkiye'nin vizeyi ve gümrüğü kaldırdığı anda "bu işin biteceği"ni ve böylesi bir girişimin sınırların fiili olarak ortadan kalkması demek olacağını iddia ediyor.

Osmanlı tarihini savunanların, iyi bilmeden, "ümmetçilik" yerine "milliyetçiliği" savunduklarını, göklere çıkarttıkları Abdülhamid'in en büyük kavgayı Said-i Nursi ile yaptığını ve dönemin "cahil Kürt şeyhleri"yle ilişki içerisinde olmayı tercih ederek, Nursi'nin "açılımları"nı heba ettiğini, üstüne bir de tımarhaneye kapattırdığını söylüyor.

ABD ile birliktelik "doğal"

Altan tan, Turgut Özal'ın Kürt meselesini en iyi anlayanlardan biri olmakla birlikte, köy koruculuğu sisteminin onun döneminde icat edilmesinin, 12 Eylül'de Diyarbakır Kolordu Kumandanı iken Diyarbakır Cezaevi'nde işkence sonucu ölümlerden sorumlu olan Kemal Yamak'ı cumhurbaşkanlığı genel sekreteri yapmasının, hem Kürtler hem de Türkiye'nin demokrasisi açısından büyük hatalar olduğunu söyledi.

Celal Talabani ve Mesud Barzani'nin Özal'a, Irak Kürdistanı'nı Türkiye ile birleştirme teklifini yaptıklarını ama şahitlerin Özal'ın bunu istediğini söylemelerine rağmen Türkiye'nin bunu yapmadığını öne süren Tan, ardından Saddam'la da anlaşma yolu bulmaya çalışan Kürtler'in yine yalnız bırakıldığını savundu.

Altan Tan, "Irak, Türkiye ve İran... Yıllarca 'Kürt yok' diyeceksiniz, uzatılan her eli, bırak geri çevirmeyi, kıracaksınız, size gülen bütün yüzlere tüküreceksiniz... Ondan sonra da adam gidip başka bir işe girecek, 'yapma' diyeceksiniz" sözleriyle de, Kürtlerin nihayetinde ABD ile anlaşmalarının doğal sayılacağını ima etmiş oldu.

Abant Platformu Erbil'de toplanıyor
Altan Tan, Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, Ferhat Kentel ve Salih Yaylacı ile birlikte, Abant Platformu toplantılarının da düzenleyici kurulunda yer alıyor.

Fethullah Gülen'in "Onursal Başkan" olduğu Abant Platformu, 15-16 Şubat 2009 tarihinde Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin başkenti Erbil'de, "Türkiye ile Kürdistan Bölge Yönetimi İlişkileri-Ortadoğu'nun Geleceği" başlığında bir konferans düzenleyecek. Konferansın açılışını Bölgesel Kürt Yönetimi başbakanı Neçirvan Barzani yapacak ve Mesud Barzani ile Celal Talabani de katılacak.

Altan Tan da, son dönem faaliyetlerinden anlaşıldığı kadarıyla, bu tarihten önce, sıkı bir çalışma yürütüyor.