Kelepir mayınlı ülke toprağı

AKP hükümetinin gündeme getirdiği mayınlı arazilerin temizlenmesi ve temizleyen şirkete 44 yıllığına devri projesi, sağlayacağı yıllık 20 milyon doların üzerinde gelirle, uluslararası şirketlerin iştahını kabartıyor.
Pazartesi, 25 Mayıs 2009 10:30

soL (HABER MERKEZİ) Salı gününden itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, muhalefetin ve Ziraat Odaları'nın tepkisini çeken, mayınlı arazilerin temizlenmesi ve temizleyen şirkete 44 yıllığına devriyle ilgili olan ve iki haftada dört maddesi kabul edilen yasa teklifini görüşmeye devam edecek.

Yasayla, sadece sınırın güvenliğini sağlamak için gerekli tesislerin kurulacağı alan dışında kalan bölgenin tamamı özelleştirilmiş olacak. Temizlenecek mayınlı alanların öncelik sırası, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma, Dışişleri ve Maliye bakanlıklarının mutabakatıyla belirlenecek. Mayın temizleme süresi, taşınmazların yükleniciye tesliminden itibaren beş yılı geçemeyecek. Mayınlı arazilerde bulunan diğer kurumlara ait taşınmazlar da yasayla birlikte mayını temizleyecek özel şirkete devredilecek.

Suriye sınırından başka yerler de özelleştirilebilir
"Mayınlı arazilerin tarıma açılması", sadece Suriye sınırını ilgilendirmiyor. Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, SODEV, İstanbul Tabip Odası, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Türkiye Sakatlar Derneği, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Mazlumder İstanbul Şubesi ve Göç-Der tarafından açıklanan 2008 Mayın Raporu'nda yer alan bilgiye göre, Türkiye'nin, 2004 yılında Birleşmiş Milletler'e sunduğu raporda belirtildiği kadarıyla, kaçakçılığı engellemek ve daha sonra PKK ile mücadele amacıyla arazilerin mayınlandığı iller şöyle: Ardahan, Batman, Diyarbakır, Doğubeyazıt, Gaziantep, Hakkari, İskenderun, Kağızman, Kars, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van.

Ziraat Mühendisleri: Toprağı şirkete değil, çiftçiye verin!
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, düzenlediği basın toplantısında, söz konusu arazilerin işletilmesiyle yıllık net gelirin 20 milyon doların üzerinde olacağını belirtti.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Türkiye'nin gelişmişlik düzeyi en düşük bölgelerinden olması bağlamında, mayınlı arazilerin temizleme sonrasında yöre çiftçisine tahsis edilmesi durumunda yaratacağı istihdamın, Türkiye'nin sosyal dengeleri açısından çok önemli olduğunu belirten Günaydın, 170 bin dekar işlenebilir tarım alanı, Türkiye ortalama işletme ölçeği olan 59 dekarlık işletmelere bölündüğünde, 2881 adet tarım işletmesi doğmaktadır. Her bir hanenin en iyimser tahminle tarım işinde çalışabilecek yaşta olan 5 kişiden oluştuğu düşünüldüğünde, 14,405 kişilik bir istihdam kapasitesi ortaya çıkmaktadır" dedi. Günaydın, bu nedenle arazilerin uluslararası şirketlere devredilmesini değil, Türkiyeli çiftçilere verilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği'nin 2004 yılında yayımladığı Etki Değerlendirme Raporu'nda Dicle ve Fırat sularının, İsrail'e özel atıf yapılarak, uluslararası bir su yönetimine devredilmesi gerektiği önerisinin yer aldığını hatırlatan Günaydın, "Nihayet, bölgenin jeo-stratejik konumu, 510 km'lik bir hat boyuna yabancıların en az yarım yüzyıl için yerleşmesinin ne denli tehdit ve tehlikeler doğurabileceği herkesi düşündürmelidir. Sonuç olarak, Ziraat Mühendisleri Odası'nın, TBMM'den ve tüm partilere ait milletvekillerinden beklentisi, bu yasa tasarısının derhal geri çekilmesi ve yurtsever ve eşitlikçi bir anlayışla konuyu düzenleyen bir tasarının, demokratik katılıma açık süreçlerde hazırlanmasıdır" dedi.

Arazilerin İsrail'e devredilmesi ihtimali endişe yaratıyor
Bölgede yaşayan ve birçoğu mayın nedeniyle sakat kalmış köylüler de arazilerin kendilerine devrini talep ediyor. Birçok köyde ise arazinin İsrail'e devredilmesi ihtimali kaygı yaratıyor. Hatırlanacağı üzere GAP bölgesinde birçok arazinin İsrailliler tarafından işletilmeye başlandığı ortaya çıkmıştı. Türkiye'deki arazi özelleştirmesini yakından takip eden İsrail basını, söz konusu arazilerin İsrailli şirketler tarafından devralınacağına yönelik iddiaları güçlendiriyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan, AKP'nin Düzce İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, muhalefete "bırak George gelsin yapsın" dedi. Söz konusu arazilerin İsrail'e peşkeş çekileceği iddialarına tepki gösteren Erdoğan, "Bu kadar basit midir, bu ülkenin toprakları üzerinde yatırım yapan küresel sermaye, şu dinden, bu dinden geldi diye 'Eyvah Türkiye elden gidiyor' demek" dedi.

Bu hatalara zaman zaman kendilerinin de düştüğünü belirten Erdoğan, ABD ve İsrail'e tepki gösterenlerin zamanında uluslararası ilişkilerin kuralları gereği bu ülkelerle anlaşmalar imzaladığını hatırlattı. Erdoğan şöyle devam etti: "Paranın dini, milleti, ırkı olmaz. Bunu böyle biliniz. Ama ne yazık ki paranın dini, milleti, ırkı olduğunu zannedenler var. Ya kardeşim bırak George olsun, gelsin yatırım yapsın. Buraya fabrikayı kurduğu zaman buradan gitse fabrikayı alıp da mı gidecek? Adam burada çalışacak, kimi yanında istihdam edecek? Ahmet, Mehmet, Fatma, Ayşe'yi."

Ayna: Söz konusu paraysa gerisi teferruat olmuş
Erdoğan'a ilk cevap İstanbul Çağlayan'da "DTP'yi susturma silahları sustur" mitinginde konuşan DTP Eşbaşkanı Emine Ayna'dan geldi. Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine ilişkin olarak Ayna, temizlenen alanların köylülere verilmesini istedi. Başbakan'ın "paranın dini, inancı milleti yok" sözünü hatırlatan Ayna, "Bu sözün anlamı 'para her şeyden üstündür. Onun için her şeyi yaparız'dır. Bu bir itiraftır ama kimse bunun farkında değil. Bir zamanların söz konusu vatansa gerisi teferruattır sözü, şimdi söz konusu paraysa gerisi teferruattır olmuş" dedi.

Konunun tartışılmayan bir diğer boyutu ise Türkiye'nin 1 Mart 2008 yılına kadar stoklarındaki mayınları imha etmesi ve 2014 yılına kadar mayınlı arazilerini temizlemesini öngören ve 2003 yılında imzalanan Ottowa Anlaşması'nı ihlal etmesi. Türkiye taraf devletlere mayınları imha etmek yerine fünyelerini çıkardığını duyurmuş ve sadece 389 mayını temizlediğini açıklamıştı. Türkiye temizlenen bölgeleri belirtmekten de kaçınmıştı.