KCK, Demokratik Özerklik Bildirgesi yayınladı

KCK tarafından yayınlanan Demokratik Özerklik Bildirgesi'nde 12 Haziran seçimlerinin olumlu bir tablo çıkarttığı, ancak bu süreçte çözüme dönük iyi niyetli tüm yaklaşımların oyalama, çürütme ve tasfiye etmek için zaman kazanma biçiminde bir fırsatçılıkla ele alındığı savunuldu.
Salı, 19 Temmuz 2011 18:54

KCK Yürütme Konseyi, ‘Demokratik Ulus Çözümünde Demokratik Özerklik Bildirgesi yayınladı. Fırat Haber Ajansı'nda yer verilen bildirgede
PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşen heyetin ‘Türkiye’de Temel Toplumsal Sorunların Demokratik Çözüm İlkeleri Taslağı, Türkiye’de Devlet ve Toplum İlişkilerinde Adil Barış İlkeleri Taslağı ve Kürt Sorununun Demokratik Çözümü ve Adil Barış İçin Eylem Planı Öneri Taslağı’ adlı üç protokolleri resmen reddetmemekle birlikte, protokoller doğrultusunda devletin ciddi bir pratik adım atmadığı belirtildi.

Bildirgenin bir kısmı şöyle:

Batı uygarlığı için Türkiye Cumhuriyeti’nin anlamı, güvenliğine yaptığı katkı ve ekonomisine sunduğu pazar ve ucuz işgücüyle sınırlıdır. Bununla birlikte Batılı güçler, Ortadoğu’yu kendi çıkarlarına göre yeniden dizayn ederken Türkiye’nin jeo-stratejik pozisyonunu askeri üsse elverişli görmekte ve ılımlı İslam çizgisini AKP modeliyle sunmaya çalışmaktalar. Türkiye hükümeti de batılıların verdiği güçle Ortadoğu liderliğine soyunmaktadır. Bu nedenle aldığı dış destekle iç sorunları görmeyip bastırmayı tercih etmekte ve çözüm üretmemektedir.

Kürt halkının özgürlük mücadelesini yürüten PKK, sadece Türk devletinin bu politikasını açığa çıkarmakla kalmadı, çelişkisinin kapitalist sistemle olduğunu da kanıtladı. Bir Kürt-Türk ayrışmasının amaç olamayacağı anlaşıldı. Bu durum, Türkiye’deki gerçek demokrasi mücadelesini ilk defa doğru çizgiye kavuşturdu ve radikalleştirdi. Dolayısıyla PKK mücadelesinin Cumhuriyet’le değil de ona dayatılan bürokratik-oligarşik diktatörlükle olduğunun anlaşılması büyük önem taşır.

Demokratik Ulus Çözümünün Dayandığı Başlıca Temel İlkeler "Demokratik Ulus İlkesi", "Ortak Vatan (Demokratik Vatan) İlkesi", "Demokratik Cumhuriyet İlkesi", "Demokratik Anayasa İlkesi" olarak ilan edildi.

Bildirge şöyle devam etti:

12 Haziran 2011 seçim sonuçları, sorunun çözümü için olumlu bir tablo ortaya çıkarmıştır. Öncelikle Kürdistan halkı Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun ortaya koyduğu Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Özerklik projesini onaylamıştır. Bir tür referandum gibi pratikleşen 12 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan siyasi iradenin, çözüm yönünde harekete geçmesi gerekirken, tam tersine, seçilmiş Kürt ve demokrasi güçlerinin vekillerinin önünün komployla kapatılması, çözümü daha da zorlaştıran bir noktaya getirmiştir. Bununla birlikte 2009’da sistemli olarak başlatılan ve hala sürdürülen KCK tutuklamaları, askeri operasyonlar, her demokratik eyleme vahşice saldırılması, halkımızın siyasi iradesinin meclise yansıması konusunda çıkarılan engeller ve komplo Türk devletinin ve hükümetin sorunu çözme niyetinde olmadığını ortaya koymaktadır. Açık ki süreç boyunca çözüme dönük iyi niyetli tüm yaklaşımlarımız oyalama, çürütme ve tasfiye etmek için zaman kazanma biçiminde bir fırsatçılıkla ele alınmıştır.

Tüm bu gerçeklikler Demokratik Ulus ve Demokratik Vatana dayalı demokratik çözümü Kürdistan ve Türkiye halkları için zorunlu hale getirmiştir.

Demokratik Ulus çözümünün 8 boyutu başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm halkımıza aşağıdaki görev ve sorumlulukları yüklemektedir:

Siyasi boyutta ulus devletin icra organları olan bürokratik ve oligarşik siyaset araçları yerine Demokratik Özerkliği inşa ederek halkın demokratik kurumlarını işlevsel kılmak, demokratik siyaset kurumlarını geliştirmek. Siyaseti tekelci çevrelerin egemenlik aracı olmaktan çıkartıp en küçük toplumsal birimlerin bile bir araya gelerek demokratik komünler ve meclisler oluşturması ve toplumsal yönetime katılması yoluyla doğrudan demokrasiyi işletmek. Bunun için öz yönetim anlamındaki genel ve bölge icraa organları meclisler tarafından seçimle görevlendirilir. Kararların üstten, merkezi olarak alınıp alta doğru indiği sistem yerine, kararların en alttan halk meclislerinden alınarak üste doğru gittiği toplumcu bir sistemi uygulayarak en geniş bir biçimde demokratik sistemi hayata geçirmek. Böylece gerçek anlamda politik-ahlaki toplumu geliştirerek demokratik siyaset ve demokratik toplumu kurmak. Merkezi devletle yapılacak anlaşma ve yeni demokratik anayasanın çerçevesine göre devlet ve demokratik toplum ilişkilerini düzenlemek. Karşılıklı birbirini tanıma ve tamamlama temelinde, demokratik ulus bütünlüğünü sağlayacak şekilde demokratik özerklik işleyişini hayata geçirmek. Kürdistan’da yaşayan Asuri-Suryani, Ermeni, Arap, Azeri vb. tüm toplumsal kesimlerin örgütlenme özgürlüğünü sağlamak ve demokratik ulus zenginliği içinde her türlü gelişme olanaklarını yaratmak.

Diplomatik boyutta halkımızın özgür iradesini ve toplum yararını öngören ve bunları insanlık değerleriyle buluşturan, Kürt ulusal birliğini güçlendiren bir ilişki ve ittifak siyasetini yürütmek Kürt halkının komşu halklarla ortak ve eşit yaşam perspektifini geliştirmek Kürdistan halkının insanlık aleminde özgür duruşunu temsil etmek ve kurumlaştırmak Halklar arası kardeşliğin ve eşitliğin gelişmesini sağlamak için çeşitli düzeylerde dayanışma ve ortak platformlar oluşturmak.

Sosyal boyutta Toplumun kendi zenginliğiyle yaşamasını esas alan ve anadiliyle toplumsal ilişki düzenini geliştiren bir yaşam biçimini öngörmek. Bu açıdan iki dilli yaşam sistemini toplumun doğası ve ilişki biçimine uygun olarak geliştirmek. Eğitim alanında dil ve kültür asimilasyonunu gerçekleştiren eğitim kurumları ve sistemi yerine kendi anadiliyle demokratik toplumu öngören eğitim sistemini geliştirmeyi hedeflemek. Oluşturulacak yeni eğitim sisteminde doğru tarih ve özgürlük bilincini geliştirmek, çağdaş demokratik bakış açısıyla ahlaki-politik toplumu yaratmak.

Ücretsiz ve anadilde sağlık hizmetini geliştirmek bu konuda tüm topluma hizmet sunabilecek, kapsamlı sağlık kurumlarının gelişmesini sağlamak ve sistemini kurmak.

Büyük sermayenin toplumu uyuşturma aracı olarak kullandığı spor ve sanat gibi alanlarda, daha doğru temellerde toplumun ihtiyaçlarına cevap olacak, sağlıklı ve dinç bir toplumu geliştirmeyi önüne koyan bir anlayışı etkili kılmak. Kapitalist modernitenin toplumda bencilliği ve egoizmi geliştiren seks ve uyuşturucu maddelerle toplumu yozlaştırarak ahlaki çöküntüye yol açan politikalarına karşı etkin mücadeleyle temiz, geleceğe güçlü bakabilen, dinamik bir toplumsal yapının gelişimini hedeflemek.

Toplumun din ve vicdan hürriyetinin tam ve eksiksiz bir biçimde yaşam bulmasını, herkesin kendi inançları doğrultusunda özgürce ibadetini yapma haklarına kavuşmasını ve bunun için olanakların yaratılmasını demokratik-özgür toplumun en önemli görevleri arasında saymak.

İnsan emeği en yüksek değerdir ilkesinden hareketle, emeğin karşılığını bulması için adil bir paylaşımı öngörmek. Her türlü sömürü biçimini ve emek sömürüsünü önleyen, herkesin emeğinin karşılığını aldığı demokratik ve adil bir toplumsal sistemi geliştirmek.

Toplumun en dinamik kesimi olan ve toplumun geleceğini belirlemede öncü bir konumda bulunan gençliği doğru yetiştirme ve bilimsel eğitim politikasıyla geleceğe hazırlamayı demokratik ve özgür toplumun güvencesi olarak görmek. Çağdaş, özgürlükçü ve bilinçli bir genç kuşağı yetiştirmek, toplumsal yaşamın devindirici bir gücü haline getirmek için gerekli tüm çalışmaları yürütmek.

Toplumsal değişimin öncü gücü olan kadın, Demokratik Özerklik Projesi’ne kadın kurtuluş ideolojisi temelinde öncülük misyonuyla katılır. Kendi toplumsal sözleşmesinin ilkelerine dayalı olarak tüm toplumsal birimlerde özgün ve özerk örgütlenmeyi esas alır. Toplumsal cinsiyetçiliği aşmak ve kadın ile erkeğin eşit-dengeli toplumsal yaşama katılımını sağlamak her iki cins için % 40 kotasını uygulamak. Genel kurumsal temsillerde eş başkanlık sistemini esas almak. En büyük emek olan analık emeğinin gerçek değerine kavuşmasını sağlamak.

Diğer toplumsal kesimlerin kendi mesleki dallarında eğitim imkanlarından yararlanma ve örgütlenme haklarıyla, en kutsal bir olgu olan emeğin karşılığını bulmasını ve adil paylaşımın gerçekleşmesini hedeflemek.

Kültürel boyutta kapitalist modernitenin her türlü araçla geliştirdiği, kültürel yozlaşma ve toplum kırıma karşı çıkarak, insanlığın binlerce yıllık süre içinde geliştirdiği demokratik ulusal kültürünü özgürce yaşamayı sağlayacak kültür anlayışını geliştirmek, çalışmalar yapmak ve örgütlenmek. En tehlikeli soykırım biçimi olan dil ve kültür asimilasyonuna karşı kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkmak, toplumsal hafızayı her bireyde oluşturmak. Toplumun kültürel zenginliğine dayanan demokratik halk sanatının gelişmesi için olanaklar yaratmak. Edebiyat başta olmak üzere her alanda estetik ve sanatın gelişmesinin önünü açmak. Bilimsel araştırma ve çalışmalara gerekli olanakları yaratmak. Çağdaş, demokratik, kültürlü bir toplum olmayı hedeflemek. Kürdistan’da yaşayan tüm kültürel zenginliklerin ve toplulukların kendi öz kimlikleri, dilleri ve kültürleriyle özgürce yaşama, geliştirme haklarını güvence altına almak.

Hukuki boyutta kendi kimliğiyle bireysel ve kolektif hakları içermeyen hukuk sistemini ve antidemokratik yasaları reddederek, Demokratik Özerklik temelinde özgür ve demokratik hukuk sistemini geliştirmek. Toplumsal ahlaka dayalı anayasal hukuk sistemini esas almak. Toplumsal sorunların çözüm yeri olarak sömürgeci hukuk kurumları yerine toplumsal adalete ve ahlaka dayalı hukuk sistemini çözüm yeri olarak görmek. Hiçbir ayrıma yer vermeksizin, herkesin yasalar karşısında eşit olduğu ilkesine bağlı kalmak. Başta kutsal yaşam hakkı olmak üzere insan hakları ilkelerine bağlı kalmak ve bunun için mücadele yürütmek.

Ekolojik boyutta endüstriyalizmin doğa, çevre ve toplum katliamına karşı çıkarak toplum-doğa ve toplumun iç uyumunu geliştirmek amacıyla ekolojik bilincin gelişmesini sağlamak. Doğa ve tarih katliamını içeren barajlara, ormansızlaştırma planlarına, hidro elektrik santrallere, çarpık kentleşmeye karşı mücadele etmek. Tüm canlıların yaşam hakkı olduğu gerçeğinden hareketle insanların diğer canlılar üzerindeki hoyratça yaklaşımına son veren bir yaşam ve ilişki biçimini geliştirmek.

Ekonomik boyutta tekelci sisteme karşı olma temelinde toplumun beslenme ihtiyacını karşılayacak kamu ve özel mülkiyeti içerecek temelde bir üretim sistemini geliştirirken, aynı zamanda toplumsal dayanışma, yoksulluğa karşı mücadeleyi geliştirmek ve adil paylaşımı sağlamak. Herkese iş ve çalışma olanaklarını yaratmayı hedeflemek. Demokratik Özerkliğin örgütlü olduğu yerlerde bu temelde bir ekonomi-politika geliştirmek ve tekelci devlet sistemine vergi vermemek, kendi özerk ekonomik sistemini esas almak. Ekonomik yaşamın ve toplumsal refahın gelişmesi için ülke kaynaklarını doğru değerlendirmek ekonomik büyümeyi sömürü, soygun ve talan değil, adil paylaşım ve insanın yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanması için değerlendirmek.

Öz Savunma boyutunda fiziki şiddeti, toplumsal yaşam ilişki sisteminden devre dışı kılmak ve işgal, katliam amaçlı kullanılan militarist örgütlenmeleri kabul etmemek. Sadece savunma eksenine dayalı olarak öz savunmayı ön gören bir örgütlenmeyi geliştirmek. Bir anlaşma yapılmayana kadar Türk ordusunda askerlik yapmamak, ordunun sadece sınırların savunmasını yapan bir kurum olarak kalmasını sağlamak. Bunun dışında toplumsal yapı üzerinde baskı kuran ve şiddet uygulayan polis, vb. tüm yapıları reddetmek, demokratik özgür toplumun kendi öz savunmasına dayalı yaşam biçimini esas almak.