İşsizlerin parasına da el koydular

Meclis'te önceki gün kabul edilen yasa değişikliği ile özel istihdam bürolarının yasal zemini oluşturuldu ve İşsizlik Sigortası Fonu'nun nemalarının dörtte üçü patronlara gitti. Türk-İş'in tek yaptığı ise veto istemek.
Cumartesi, 27 Haziran 2009 10:30

soL (HABER MERKEZİ) Meclis Genel Kurulu tarafından perşembe gece mesaisinde kabul edilerek yasalaşan "İş Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile, özel istihdam bürolarının yasal zemini oluşturuldu ve İşsizlik Sigortası Fonu nemalarının dörtte üçü bütçeye aktarıldı.

İşçilerin haklarına kriz bahanesiyle apaçık biçimde saldırı anlamına gelen bu düzenlemelere sendikalar cephesinden hiçbir yanıt üretilmiyor. Türkiye'nin sayıca en fazla işçiyi bünyesinde barındıran federasyonu Türk-İş'in tek yaptığı Cumburbaşkanı Abdullah Gül'ün yasayı veto etmesini rica etmek.

Modern kölelik sisteminin yasal zemini

Yasanın birinci maddesi, İş Kanunu'na yeni bir madde ekleyerek özel istihdam büroları olarak tanımlanan, kendi istihdam ettiği işçileri başka işverenlere kiralayarak para kazanan yerleri yasa içine alıyor.

Yasaya göre bu bürolar, istihdam ettikleri işçileri 18 aya kadar başka işverenlere kiralayabiliyorlar ve işverenler de, toplam çalıştırdıkları işgücünün dörtte birine kadarını kiralık işçilerden oluşturabiliyorlar. Böylelikle patronlar, istihdam ettikleri işçileri kendi işçileri ve kiralık işçiler olarak ikiye bölebilecek ve çalıştırdıkları işçilerin dörtte birinin ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, sendikalaşma ve grev gibi sevimsiz haklarını dert etmek zorunda kalmayacaklar.

Yasa ayrıca, kiralık işçileri normal işçilere düşman edecek bir hüküm de içeriyor. Yasaya göre "devredilen işyerinde grev ve lokavt olması durumunda, özel istihdam bürosu işçiyi bu süre içerisinde başka bir işyerinde istihdam edemezse, işçinin asgari ücretten az olmamak üzere sözleşmede belirtilen ücretinin yarısını ödemek zorunda" tutuluyor. Bunu şöyle de okumak mümkün: "devredilen işçiler, yan yana çalıştıkları normal işçilerle birlikte greve gidemezler. Grev durumuda büro tarafından başka bir işyerine kiralanırlar. Eğer kiralanamazlarsa, normalde alacakları ücretin yarısını alırlar." Hal böyle olduğunda, kiralık işçilerin grev denen kavrama daha en başından karşı olacaklarını tahmin etmek de zor değil.

İşsizlik fonu bütçeye, oradan da patronların cebine
Yasanın üçüncü maddesi ise, anlaşılması çok daha kolay bir hüküm içeriyor. Maddeye göre, "2009 yılına münhasır olmak üzere, Fonun nema gelirlerinden dörtte üçü, Fon tarafından Hazine İç Ödemeler Muhasebe Birimi hesaplarına aktarılır ve genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilir." ve "Fon tarafından tahsil edilecek nema gelirlerinin 2010 yılında dörtte üçü, 2011-2012 yıllarında dörtte biri ilgili yıl genel bütçelerinin (B) işaretli cetvelinde bütçe gelir tahmini olarak yer alır."

Yani hükümet, çıkarttığı yasa ile, iktidarının normal bir biçimde sona ereceği 2012 yılına kadar ilk iki yıl İşsizlik Sigortası Fonu'nun dörtte üçüne, son iki yıl ise dörtte birine açıkça el koydu.

Yine kanuna göre işçilerden alınan bu kaynak, Maliye Bakanlığı tarafından "Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamındaki yatırımlar öncelikli olmak üzere ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye yönelik altyapı yatırımlarında kullanmak üzere ilgili idare bütçelerine ödenek" olarak aktarılacak. Böylelikle bu kaynak, altyapı ihaleleri başta olmak üzere türlü çeşitli yollarla, iktidara yakın müteahhit şirketlere yapılacak olan ödemelerde kullanılacak.

Dörtte üçü böyle harcanacak olan İşsizlik Sigorta Fonu'ndan geriye kalanın, milyonlarca kişinin işsiz olduğu Türkiye'de ne işe yarayacağı ise merak konusu.

Türk-İş'in işi, konuyu Gül'e arz etmek
Tasarının yasalaşmasının ardından bir açıklama yapan Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, yasanın "kabul edilemez" olduğunu söyledi ve Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından veto edilmesini istedi. Özel istihdam büroları konusunun 25 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda yapılan Üçlü Danışma Kurulu toplantısında ele alındığını ve karara bağlanmadığını belirten Kumlu, Meclis'in tasarıyı kanunlaştırarak "Üçlü Danışma Kurulu toplantılarını işlevsiz hale getirdiğinden" yakındı.

Türkiye'nin en çok üyeye sahip işçi sendikaları konfederasyonu olan Türk-İş'in, işçileri bu denli doğrudan ilgilendiren bir konuda Cumhurbaşkanı Gül'e ricada bulunmaktan başka bir girişimde bulunup bulunmayacağını ise zaman gösterecek.