İkiyüzlü bir cemaat “evet”çisi daha

12 Eylül darbesinden sonra darbecilerden yana aldığı tutumla Yeni Asya cemaatini bölen, Nurcular’ın en sevdiği hocalardan olan Mehmet Kırkıncı da referandumda “evet” çağrısı yaptı.
Pazar, 08 Ağustos 2010 14:24

Said-i Nursi’nin ölümünden sonra ondan fazla gruba bölünen Nurcular arasında başta Gülenciler olmak üzere her kesimin en fazla saygı duyduğu hocalardan olan Mehmet Kırkıncı, Anayasa değişiklik paketine dair referandumda “evet” oyu verilmesi çağrısı yaptı. Darbecileri “Mehmetçik hızır gibi yetişti” diyerek selamlayan Fethullah Gülen gibi, Mehmet Kırkıncı da 12 Eylül darbesinin en büyük destekçilerindendi.

Referandumda “evet” demenin insani, İslami ve vicdani bir borç olduğunu söyleyen Kırkıncı, “Hürriyete giden her adıma, bu millet daima 'evet' demiştir” dedi. Kırkıncı, “Referanduma siyasi mülahaza ile yaklaşmak doğu değil. Anayasa Mahkemesi paketi inceledi, ekseriyet itibarıyla reddetmedi ve kabul etti. Son sözü millete bıraktı. Şimdi bu kadar merhalelerden geçerek önümüze gelen yasa değişikliğine siyasi yaklaşarak kafaları karıştırmayı doğru bulmuyorum. Siyasi süreç Meclis'ten çıktıktan sonra bitmiştir. Şimdi halk 12 Eylül'de bakacak, vicdanında değerlendirecek, beğeniyorsa 'evet', beğenmiyorsa 'hayır' diyecek” dedi.

Meclis'ten geçen anayasa paketinin içeriğine objektif olarak bakılması gerektiğine işaret eden Mehmet Kırkıncı, "Paket, içerisinde demokrasi, özgürlük ve insan haklarının genişletilmesi için önemli maddeler barındırıyor. Bu tür gelişmelerin önünü açmak için vatandaş 30 yıldır bekliyor. Bu gelişmelere siyaset üstü bakmak lazım. Referanduma siyaset karıştırmak doğru olmaz. Hele bazı partilerin Meclis'te katkı vermeyerek şimdi de engel olmaya çalışmaları kendi gelecekleri açısından son derece olumsuz sonuçlar da verebilir" dedi.

Kimdir Mehmet Kırkıncı?
Said Nursi’nin ölümünden bu yana Nurcular 10’dan fazla gruba bölündü. En etkin grup, elbette Fethullah Gülen cemaati. Ancak Mehmet Kırkıncı “Hocaefendi”, Nurcu “talebeler” gözünde hâlâ saygın bir önder olarak kabul görüyor. Said-i Nursi’nin, "Evlerinizi medrese yapın" çağrısına uyup Erzurum Karanlık Kümbet Medresesi’ni kuran Kırkıncı, yaşamını burada sürdürüyor.

Kırkıncı, Erzurum’daki medrese üzerinden Mehmet Şevket Eygi, Fethullah Gülen gibi isimlerin de Said-i Nursi cemaati ile bağını kuran kişi.

12 Eylül’ün cemaatlerle işbirliği arayışı

12 Eylül 1980’deki askeri darbeyle başa gelen komuta kademesi, ülkeyi dincileştirme yönünde önemli adımlar attı. Birçok cemaat, “doğru ata oynayarak”, yani darbecileri destekleyerek bu dönemde önemli güç kazandı. Özellikle 1982 Anayasası’nın onaylanması için yapılacak referanduma çok önem veren cunta rejimi, işi sıkı tutarak bir yandan baskı ve şiddeti artırıyor, bir yandan da cemaatlerin desteğini sağlamaya çalışıyordu. Bu doğrultuda darbeciler, çeşitli cemaat liderleriyle görüşüyorlardı.

Darbeci tavır cemaati bölüyor
Bu isimlerden birisi de Mehmet Kırkıncı idi. O dönemde Nurcular içerisinde temel eğilim, siyasi yasaklı bulunan Süleyman Demirel’e desteği sürdürmekti. Ancak dönemin ünlü generallerinden Tahsin Şahinkaya ile görüşen Kırkıncı Hoca, darbecilerden yana tavır aldı. Kırkıncı, Kenan Evren’e mektuplar yazarak “Dini güçlendirmek, milleti güçlendirmektir” dedi, bu doğrultuda hangi adımların atılabileceğine dair tavsiyelerde bulundu. Kırkıncı, cemaate destek verilmesi halinde cemaatin de referandumda Anayasa’ya destek vereceği mesajını iletti.

Kırkıncı’nın tavrı, kapatılan Yeni Asya yerine çıkarılan Yeni Nesil gazetesinde Mehmet Kutlular, Mehmet Fırıncı, M. Emin Birinci gibi isimler tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Bu isimler, şartlar ne olursa olsun Demirel’in desteklenmesi gerektiğini savunuyordu. Ancak bu grup, yeni dönemin güç ilişkisini doğru okuyamamıştı.

Kırkıncı’nın tavrı, cemaatte bölünmeye yol açtı. Kırkıncı’yla birlikte cemaatten ayrılan gruba, darbecilere verdikleri destekten dolayı “Konseyciler” adı verildi. Fakat Konseyciler'le birlikte hareket eden isimler, kısa sürede güç kazandılar. Osman Demirci, Rahmi Erdem, Ahmet Şahin, Necmettin Şahiner, Fethullah Gülen gibi isimler Kırkıncı'yla birlikte darbeye sonsuz destek sunuyorlardı. Bu kesime göre Bediüzzaman'ın şartlar gereği DP'yi ve Menderes 'i desteklemesini, bu ilelebet böyle olacak, hep Demirel desteklenecek şeklinde ele almak yanlıştı. Ne şer CHP vardı ne de ehven-i şer AP vardı, ortada sadece darbeciler vardı. Üstelik darbeciler kendilerinden yardım istemekteydi. Hizmetlerin devam etmesi için bundan daha uygun ortam yoktu.

Sonuçta Nurcular içerisinde darbeye destek veren tavır büyük oranda egemen oldu. Referandumda Nurcu kesim, ezici çoğunluğuyla darbe anayasasından yana oy kullandı.

(soL - Haber Merkezi)