İki seçim arası bir 'Kürt çözümü" molası

CHP, lideri Deniz Baykal marifetiyle ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sıkça kullandığı bir deyişi ters yüz etmek istercesine, "Sivas'ın doğusu"na geçti. CHP'nin, anamuhalefet görevini mayınlı arazi gerilimini tırmandırarak yerine getirmenin de verdiği iç rahatlığıyla, "Kürt sorununun çözümü" tartışmalarında inisiyatif edinmek için yapılması gerekenin asgarisini yerine getirmeye başladığı gözlendi.
Perşembe, 28 Mayıs 2009 10:30

soL (HABER MERKEZİ) Kürt sorununa ilişkin yaptığı son açıklamalarıyla Doğu ve Güneydoğu illerinde bir heyecan yarattığı iddia edilen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin 29 Mart seçimlerinde belediye başkanlığı kazandığı yerlere yapacağı iki günlük bölge gezisine dün başladı.

Adıyaman, Şanlıurfa ve Mardin'i kapsayan geziyi önceleyen CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve AKP cephesinden yükselen "Kürt sorununda tarihi çözüm fırsatı" açıklamasının perde arkasındakileri ve çözüm paketinin ayrıntılarını öğrenme çabasının sürdürüldüğünü belirten Baykal, CHP'nin konuya ilişkin sorularının tek amacının "durumu anlamaya çalışmak"tan ibaret olduğunu, "çözüm"ü zorlaştırmak gibi bir niyetlerinin bulunmadığını öne sürmüştü.

MYK toplantısı ile birlikte, Gül'ün ve AKP'nin muğlak söyleminin karşısında CHP'nin somut "çözüm paketi"ni görücüye çıkaran Deniz Baykal'ın önerileri, eğitim, sağlık ve kamu yatırımlarında bölgeye yönelik pozitif ayrımcılık izlenebileceği, Kürtçe yayın yapacak özel televizyonlara devlet tarafından ekonomik destek verilebileceği ve Türkçe bilmeyen Kürt vatandaşların devletten talepte bulunma haklarının ellerinden alınamayacağından ibaretti.

Baykal, iki günlük Güneydoğu gezisinin ilk durağı, 29 Mart yerel seçimlerinde CHP'nin kazandığı fakat Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçimin iptal edildiği Adıyaman'ın Çakırhöyük beldesinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesine yönelik yasa tasarısını gündeme getirerek, "bu kanunun çıkmasına engel olmalıyız. Çıksa bile uygulanmasına engel olmalıyız" dedi.

Baykal, "sınır bir ülkenin güvenliği için çok önemlidir. Böyle bir sınır yabancı bir ülkeye teslim edilir mi? Hem de terör olan bölgede... Akıl mantık işi mi? Ortadoğu'daki hangi ülke yapmış bunu, hiç bir ülke... Biz yapacağız" diyerek, mayınlı arazilerin yabancılara verilemesinin ülkeye herhangi bir faydası olup olmayacağını da sordu.

DTP'li beş milletvekiliyle ilgili yargılanma sürecine de isim telaffuz etmeden değinen Baykal, "milletvekili dokunulmazlığını kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandıralım. Hırsızlık, yolsuzluk, sahtekârlığa dur demeyeceksin, ama siyasi düşünceden dolayı suçlayacaksın... Böyle birşey olmaz" dedi.

Baykal ayrıca, yenilenecek belde belediye başkanlığı seçiminde CHP adayına oy verilmesini istedi.

Mayınlı arazide gezinti
İki gün olarak planlanan Güneydoğu gezisinde sürpriz bir değişiklik yaptığı söylenen Baykal'ın, ilan edilen programda yer almamasına rağmen bugün Suriye sınırına giderek tartışmalara konu olan mayınlı arazilerin bir bölümünde inceleme yapacağı öğrenildi.

Talabani Türklerle Kürtleri, CHP'yle AKP'yi "barıştıracak". Ya da CHP'yle Kürtleri...
Deniz Baykal, Adıyaman'dan sonra Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesine geçtiği yolculuk sırasında gazetecilerle yaptığı sohbette, Irak Cumhurbaşkanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabani tarafından, Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'le CHP Genel Merkezi'nde görüşen KYB Ankara Temsilcisi Behruz Galali aracılığıyla Irak'a davet edildiğini belirterek, "Irak'ta terörün bitirilmesi konusunda kendilerine resmi bir talepte bulunulması halinde parti olarak üzerlerine düşeni yerine getirecekleri"ni ifade etti.

"Bir vadede iktidarız"!
Halfeti'de, belediye başkanlığını kazanan CHP'li Mahmut Özdemir'i ziyaretinin ardından halka seslenen ve AKP'nin oy kaybettiğini, CHP'nin ise geleceğin iktidar partisi olduğunu söyleyen Baykal, "AKP inişe geçmiş bir partidir. CHP ise oyunu arttırdı. CHP, geleceğin iktidar partisidir. Bizim iktidarımızda yolsuzluk, hırsızlık, sahtekârlık olmayacak. Ancak, düşünce özgürlüğü olacak. Türkiye'de herkesin barış ve kardeşlik içinde yaşaması için elimizden geleni yapacağız. Halfeti'de herkes barış ve kardeşlik içinde yaşıyor. Halfeti örneğini Türkiye geneline yayacağız. Herkes kendi soyunu, sopunu, sülalesini, örfünü özgürce yaşayacak. 'Ya böyle yaşarsın, ya çekip gidersin' demeyeceğiz. Hep birlikte yaşayacağız" diye konuştu.