Sayfa yolu
Hükümet asıl memurla dalga geçiyor!
Yayın Tarihi: 24.03.2010 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05
AKP'nin Anayasa değişiklik paketini açıklamasının ardından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan "Bizimle dalga geçiyorlar" açıklaması geldi. Ancak pakette kamu emekçilerini ilgilendiren kısım, AKP'nin asıl kamu emekçileriyle dalga geçtiğini düşündürüyor.
“Demokratikleşen” Türkiye’de, hükümet partisi hazırladığı Anayasa değişiklik paketinde kamu emekçilerine “grevsiz toplusözleşme hakkı” tanıyan bir maddeye yer verdi. Başka bir ülkede dile getirilse, barındırdığı çelişki nedeniyle karşıdakiyle dalga geçiyor izlenimi verecek bu düzenleme, Türkiye’de kamu emekçilerinin önüne demokratikleşme iddiasıyla kondu. Üstelik grev olmadan toplusözleşme masasına oturacak konfederasyonların hükümetle uzlaşamaması durumunda, alacağı kararlar “kesin ve toplusözleşme hükmünde” diye tanımlanan Uzlaştırma Kurulu’na gidilecek. Yani noktayı koyan da yüzbinlerce kamu emekçisinin örgütlü olduğu konfederasyonlar değil, demokratikleşmede ve örgütlenme özgürlüğünde kat ettiğimiz mesafenin göstergesi bir “ulu merci” olacak. Diğer bir deyişle, toplusözleşme masasına oturulabilecek ancak kamu emekçilerinin dayatılan koşulları kabul etmemesi durumunda son sözü hükümet kontrolündeki bir kurul verecek. Düzenlemede bir de sendika yöneticilerinin Çalışma Bakanlığı tarafından atanmasına yer verilirse, sendikal alanda "hükümet vesayeti" tam anlamıyla tesis edilmiş olacak.
AKP’nin yandaş medyada "12 Eylül Anayasası’na 23 darbe" güzellemesiyle haberleştirilen değişiklik önerileri arasında yer alan ve kamu emekçileri örgütlerini doğrudan ilgilendiren madde şöyle: “Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplusözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplusözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Uzlaştırma Kurulu’na başvurabilir. Uzlaştırma Kurulu kararları kesindir ve toplusözleşme hükmündedir. Toplusözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplusözleşmeden yararlanacaklar, toplusözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, Uzlaştırma Kurulu’nun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”
Kenya’da ve Tunus’ta var
Anayasa değişiklik paketini “Türkiye coşacak” diye pazarlayan hükümet, kamu emekçilerinin toplusözleşme hakkını düzenleyen maddeyle Kenya’dan da ve Tunus’tan geri düşüyor. Bu ülkelerde kamu emekçilerine sendika hakkı işçilere tanınan haklardan ayrı düzenlenmemiş. Kamu emekçilerine grev hakkı söz konusu olduğunda, Tunus’ta Türkiye ile kıyaslanınca oldukça ileri düzeyde sendikal haklara sahip olunduğu bizzat Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı tarafından dile getirilmişti.
“Tasarıda toplusözleşme de yok, grev de yok”
Anayasa değişiklik paketinin kamu emekçilerini ilgilendiren maddesi konusunda soL'a görüş veren sendikacıların ortak kanaati, AKP’nin tasarıdaki bu maddeyle halkı ve kamu emekçilerini aldatmaya çalıştığı yönündeydi.
KESK Başkanı Sami Evren, çelişkili olduğunu söylediği düzenlemeyle ilgili olarak “Kamuoyuna toplusözleşme hakkı verilmiş gibi yapılıyor. Bu yanıltıcı. Çünkü toplusözleşme hakkı grev hakkıyla birlikte anılmaktadır. İşvereninizle toplusözleşme yaparken grev gibi önemli bir silaha sahip olmanız gerekir. Eğer olmazsanız o zaman sadece talep eden durumuna düşersiniz. Talebinizin reddedilmesiyse neredeyse kesindir” dedi.
Evren’in tasarıdaki maddeyle ilgili olarak dikkat çektiği bir başka nokta, kamu emekçilerine tanındığı söylenen “toplusözleşme” hakkına ilişkindi: “Bu yeni düzenlemede toplusözleşme hakkı veriliyor. Uzlaşma Kurulu’na gidiliyor. Sendikaların bütün iradesini Uzlaştırma Kurulu’na devrediyorlar. Toplusözleşmenin içi boşaltılıyor. Aslında hem toplusözleşme yok, hem de grev yok.”
Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, “Toplusözleşme ve grev birbirinden ayrılamaz. Bu anlamda toplusözleşme, hayata geçirilemeyecek bir toplusözleşme, emekçilerin taleplerinin gerçekleşmeyeceği bir toplusözleşme. Biz sendikamızı kurduğumuzdan bugüne toplusözleşme ve grevin bir bütün olduğu görüşünü savunduk” diyerek tasarıdaki aldatmaya tepki gösterdi.
İstemeseniz de grev yapıyorlar
Aslında kamu emekçilerine grev hakkı tanımayan ancak toplusözleşme hakkı tanıdığı öne sürülen madde henüz yasalaşmadan aşılmış bulunuyor. Çünkü kamu emekçileri sendikaları, yasalar kendilerine bu hakkı tanımamış olsalar da grev yapıyorlar. 25 Kasım 2009 ve 4 Şubat 2010 tarihinde gerçekleştirilen grevlerde olduğu gibi emekçiler bu haklarını hükümet yetkililerinin tehditlerine rağmen kullandılar.
Bu konuda görüşüne başvurduğumuz Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Genel Başkanı Bedriye Yorgun, “Biz grev hakkımızın olduğunu düşünüyoruz” dedi. Yorgun, daha önce gerçekleştirdikleri grevlerden dolayı soruşturmalara uğradıklarını ancak bu konuda da kazanımlar elde ettiklerini söyleyerek, yasal olarak tanınmasa bile emekçilerin fiilen haklarını elde ettiklerini ifade etti. Dolayısıyla AKP’nin “grevsiz toplusözleşme” tasarısı yasalaşmadan aşılmış bir düzenleme olarak tarihe geçti.
Tasarıdaki ilgili maddeyi değerlendiren Birleşik Taşımacılık Sendikası Genel Sekreteri Yavuz Demirkol, “Şimdiye kadar ILO kurallarına, Türkiye'nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere dayanarak bir grevin yasal hakkımız olduğunu savunuyorduk. Zaten kolay kolay da buna karşı dava açamıyorlardı. Bu yeni değişiklik paketiyle birlikte gelecek düzenleme, grev yapmanın meşruiyetini de azaltmaya dönük. Bu açıdan değişiklik, ilerleme bir yana, bugünkü duruma göre geri bir adımdır” dedi.
Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Başkanı Osman Biçer, zaten var olan bir hak olan toplusözleşme maddesinin eklenmesinin tamamen kamu emekçilerinin değişikliğe destek vermesini sağlamak amacıyla yapılmış olduğunu savundu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde 1993'te başlayan Baykara-Karaçay davasının sonucunda Anayasa'nın 90'ıncı maddesinin uluslararası sözleşmelerle birlikte yorumunun, zaten Türkiye'de kamu emekçilerinin toplusözleşme hakkı olduğunu garanti altına aldığını belirtti. Biçer, asıl önemli olan örgütlü emekçilerin siyasi cesareti ve cüreti olduğunu belirterek, Bakanlar Kurulu'nun var olan yasalara göre zaten her grevi erteleme yetkisi olduğunu, yani işçilerin de grev hakkından tam olarak söz edilemeyeceğini, ancak asıl olanın kamu emekçilerinin meşru militan bir hatta yürümeleri ve bu konuda beyan edecekleri ortak irade olduğunu vurguladı.
Anayasa değişiklik paketinin kapsamlı bir paket olduğunu, birçok alanda değişiklikler öngördüğünü belirten Demirkol, “Toplu sözleşme hakkının bu pakete alınmasıyla, bu kapsamlı pakete kamu emekçilerinin desteğini almak hedefleniyor" değerlendirmesinde bulundu.
"Boncuğun bile sahtesini koydular"
Yurtsever Cephe İşçi Birliği (YCİB) ise konuyla ilgili değerlendirmesinde maddenin paketin bütün içindeki yerine de dikkat çekti. YCİB, “Amacının AKP’nin mutlak bir baskı rejimi kurmak için yargı kurumunu ele geçirmek olduğu anlaşılan ve faşist bir rejime ulaşmanın son basamağı olarak kabul edilebilecek girişim, AKP tarafından beceriksizce boncuklarla donatılmaya çalışılmış. Kamu emekçileri için toplu sözleşme önerilmesi bunlardan biridir. Ancak AKP’nin sınıf karakteri o kadar işçi sınıfı düşmanıdır ki, boncuğun yerine ancak sahtesini koyabilmiş ve toplusözleşmeye grev hakkını eklememiştir. Dolayısıyla, değişen bir şey olmamakta ve son sözü söyleyen patron olmaktadır” sözleriyle yapılmak istenene dikkat çekti.
SES Genel Başkanı Bedriye Yorgun da benzer görüşleri dile getirdi. Yorgun, bütün olarak demokratikleşme içermeyen bir paketin emekçiler için de ileri haklar tanımasının mümkün olmadığını belirtti. Yorgun, değişikliğin hükümetin çalışma yaşamına yaklaşımından bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini de vurguladı.
Grev hakkı işçiye de kullandırılmıyor
Kamu emekçisine grev hakkı tanımadan toplu iş sözleşmesi hakkı tanıyan AKP hükümetinin verdiğini iddia ettiği haklar da emekçiler mücadele etmedikçe kâğıt üzerinde kalıyor. Örneğin grev hakkının tanındığı işçi sendikaları haklarını kullanmak istediklerinde, fiili baskılardan önce önlerinde aşılması gereken yasal duvarlar buluyorlar.
2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu, anayasal hak olan grevi derin derin kırpıyor. Yasaya göre, su, elektrik, havagazı, termik santrallerini besleyen linyit üretimi, tabii gaz ve petrol sondajı, üretimi, tasfiyesi, dağıtımı, üretimi nafta veya tabii gazdan başlayan petrokimya işlerinde çalışanlar ile banka ve noterlik hizmetlerinde çalışanlar grev yapamıyorlar. Ayrıca kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye, şehir içi deniz, kara ve demiryolu ve diğer raylı toplu yolcu ulaştırma hizmetlerinde çalışanlar da yasayla engelleniyor. İlaç imal eden işyerleri hariç olmak üzere, aşı ve serum imal eden müesseselerle, hastane, klinik, sanatoryum, prevantoryum, dispanser ve eczane gibi sağlıkla ilgili işyerlerinde, eğitim ve öğretim kurumlarında, çocuk bakım yerlerinde ve huzurevlerinde, mezarlıklarda, Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde grev yapılamıyor. Ayrıca, başladığı yolculuğu yurtiçindeki varış mahallerinde bitirmemiş deniz, hava ve kara ulaştırma araçlarında grev ve lokavt yapılamaz maddesi eklenmiş.
Hükümetler geçtiğimiz yıllarda çok sayıda önemli grevi “milli güvenliğe” aykırı bularak Bakanlar Kurulu kararıyla yasakladılar.
(soL-Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.