Hepimiz milliyetçiyiz

Çin'in Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'ndeki çatışmalar, yerli medyanın iki ana kolunu milliyetçilikte birleştirdi.
Çarşamba, 08 Temmuz 2009 10:30

soL (Ayşe Özgül) Geçtiğimiz pazar günü Çin'in Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşanan ve son rakamlara göre 156 kişinin ölmesi, binin üzerinde kişinin yaralanması ile sonuçlanan, yer yer dün de devam eden çatışmaların Yeni Osmanlıcı Türkiye'ye tahvili, milliyetçiliği tekrar masaya sürmek biçiminde gerçekleşti.

Son günleri "belge", "askere sivil yargı" tartışmalarıyla geçiren yandaş medya ve Doğan Medya Grubu da, aralarında yaşanan tüm itiş kakışa rağmen, Yeni Osmanlıcılıkta, ABDcilikte, piyasacılıkta, sol ve işçi düşmanlığında olduğu kadar milliyetçilikte ve sermayenin çıkarlarını kollama doğrultusunda da ayrılmaz bir bütünün parçaları olduklarını sergilediler.

"Doğu Türkistan" anlaşılır bir tercih
Türkçü ve Turancı ideolojinin tanınmış simalarından Nihal Atsız'ın oğlu, Star gazetesi köşe yazarı Yağmur Atsız, "birikimi"nin verdiği "cesaret"le, olaylara ilişkin yazan neredeyse birkaç yazardan biri oldu dün. Bölgede yaşananları anlayabilmek için resmin bütününe bakmayı gerekli gördüğünü belirten Atsız'ın resminde öne çıkan unsur, bugün Çin Halk Cumhuriyeti'nin bir parçası olan Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan ve Türklerin yakın akrabası olan bu halkın, geçmişte, Doğu Türkistan Hanlığı adı altında Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilmiş olmasıydı.

"Doğu Türkistan" adlandırmasını yazısının sonuna dek sürdüren Atsız, Çinlilerin Uygurlara, "siz aslında bozkır Çinlisisiniz. Atlarınızı yürütmek için 'hoy' durdurmak için 'dur' dediğiniz için sizlere önce 'Hoydur' denilmiş, sonra bu, halk arasında söylene söylene 'Uygur' halini almıştır" diyerek asimilasyon ve baskı politikalarına maruz bıraktıklarını yazdı. Atsız, TSK'nın Çin'le "ittifak"ı senaryolarını ciddiye almış olduğu gözlenen yazısını, "Amerika'ya kafa tutma planları yapan güzîde paşalarımızın nazar-ı dikkatine sunulur" diye bitirdi.

Hürriyet neredeyse "soykırım" diyecek

Doğan Medya grubunun "amiral gemisi" Hürriyet gazetesinin milliyetçiliği ise, haberi, yaşanan çatışmada ölenlerin çoğunluğunun Çinliler olduğu yönündeki bilgileri tahrif ederek, "156 Uygur Türkü öldü" diye vermesiydi. Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Seyit Tümtürk'ün çatışmalardaki ölü sayısının 500'ün üzerinde olduğu şeklindeki, başka hiçbir kaynakta teyid edilmemiş iddialarına da geniş yer ayrıldı.

Haberde, Tümtürk'ün, çatışmaların başlamasının nedeni olarak gösterilen, Çin'in güneyindeki bir oyuncak fabrikasında çalışan iki Uygur işçinin öldürülmesi konusunda da, söylendiği gibi iki değil 300 Uygur işçinin beş bin Çinli tarafından yatakhaneleri basılıp linç edilerek öldürüldükleri, hatta bu lincin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Çin gezisi sırasında gerçekleştiği yönünde hiç inandırıcı olmayan iddiaları da yer aldı.

Hürriyet, Çin tarafından herhangi bir yetkili veya kaynağa yer vermeyi ise gerekli görmedi.

Çin'e "One minute" olmaz
Haber değeri tartışmasız bir başka olayın veriliş biçimi ise, yerli medyanın bu iki ana kolunun nereye kadar düşman nereden sonra kardeş olduklarını bir kez daha belgeledi.

Doğu Türkistan Derneği Başkanı Seyit Tümtürk'ün iddialarına geniş yer veren Hürriyet, Tümtürk'ün Çin Büyükelçiliği önünde yapılan eylemde dile getirdiği, "Sayın Başbakan, Doğu Türkistanlılar 'One minute' bekliyor" çağrısını, yorumsuz ve tek cümleyle geçiştirdi. Yandaş basının "amiral gemisi" Zaman ise bu çağrıyı hiç "görmedi".

"One minute"ün Yeni Osmanlıcılığın maddi etkinlik alanında ses getirmesine ABD'nin onayı olduğunun farkında olarak, Arap halklarının Başbakan Erdoğan'a sempatisini çarşaf çarşaf haber yapan yandaş basın, bu kez arada "soydaşlar" olsa bile, Türkiye'ye biçilen misyonun dışında kalan bu bölgeye yönelik özel bir iştah sergilemedi. Medyanın iki ana kanalın milliyetçi hezeyan dışında üzerinde ortaklaştıkları mesele de tam burada ortaya çıktı.

Türkiye'nin, 14 yıl aradan sonra Çin'e giden ilk cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül'ün ziyaretinde, hatırlanacağı üzere, Çin ile 2 milyar avroluk iş bağlanmıştı. Geçtiğimiz ayın sonunda, sermayenin tüm kesimlerinden geniş bir grupla Çin ziyareti gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Gül, Çin ile ekonomik ilişkileri artırma amacıyla düzenlenen toplantılarda bağlanan işlerle, krizdeki patronlara el uzatmıştı. Çin ve Türkiye hükümetlerini ilgilendiren pek çok ikili anlaşma bulunmakla birlikte, Gül'ün Çin gezisinin merkezinde özel sektör anlaşmaları yer aldı.

Çin Devlet Başkanı'nın ikili görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin 'Tek Çin' politikasını desteklemesi"nden duyduğu memnuniyeti de dile getirmişti.

Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşanan çatışmaların ardından Türkiye'de milliyetçiliği bir kez daha gündeme taşıyarak ortaklaşan yandaş medya ve Doğan Medya Grubu, Çin ziyaretinin ülkenin yandaş ve geleneksel sermaye gruplarına kazandırdıklarını gözardı edecek herhangi bir taşkınlığa işte bu yüzden kalkışmadı.