Hanefi Avcı operasyonunda son durum

Yazdığı kitapla Fethullah Gülen cemaatine savaş açan Hanefi Avcı, "Devrimci Karargah Örgütü" ile ilişkili olmaktan tutuklandı. Operasyonun her ayağı pek çok çelişki barındırıyor. Yanıtı en çok merak edilen soru ise geçen hafta SDP'lilerle başlayan operasyonun Avcı'yı hedefleyen bir tertip olup olmadığı.
Çarşamba, 29 Eylül 2010 11:11

Eskişehir Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Fethullah Gülen cemaatinin devlet içindeki örgütlenmesini ifşa eden "Haliç'te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat" kitabıyla olay yaratmıştı.

Avcı, o kitapta “Bunların (cemaat) hayatımın bundan sonrasını zindan edeceğini biliyorum, geçmişte bir çok örgütün hedefi oldum. Amu bu defakinin başka bir şey olduğunun da farkındayım” demişti.

Avcı’nın ortaya attığı iddiaların ciddi biçimde araştırılması yönündeki beklenti karşılıksız kaldı. Soruşturulan Avcı’nın kendisi oldu. Avcı dün Ankara’da gözaltına alındıktan sonra getirildiği İstanbul’da tutuklandı. Avcı’nın başına bir şey gelebileceğini düşünenler bile Türkiye’nin en ünlü emniyet müdürlerinden, aynı zamanda polis istihbaratının kurucusu olan bir kişinin, “Devrimci Karargah Örgütü”ne “yardım ve yataklıktan” tutuklanacağını beklemiyordu. Böylece geçen hafta aralarında Sosyalist Demokrasi Partililerin de bulunduğu kişilerin tutuklanmasıyla başlayan operasyon dalgasının son halkası Avcı odu.

Gözaltına alındığı Ankara’dan İstanbul’a götürülürken gazetecilere zorla götürüldüğünü söyleyen Avcı, İstanbul’da özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık’a ifade vermeyi reddetti. Avcı avukat da istemedi.

Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinde, İstanbul Nöbetçi 14. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan ve hakim karşısında avukat eşliğinde ifade veren Avcı'nın tutuklanmasına karar verildi. Avcı, mahkeme sonrası getirildiği Paşakapısı Kapalı Cezaevi'nden Metris cezaevine nakledildi.

Bu arada Avcı'nın evinde de aramaya yapıldı. Cihan haber ajansı Avcı’nın Eskişehir’deki evinde bir kalaşnikof bulunduğunu yazdı. Yandaş medya, silahın bulunmasını öne çıkarırken bunu adeta örgüt üyeliğine kanıt olarak sundu.

Tutuklama kararının ardından gazeteci Ruşen Çakır'a cep telefonu ile mesaj çeken Avcı’nın şu ifadeleri kullandığı iddia edildi: "Evimde bulunan silah ruhsatlıdır. Hakime avukat nezaretinde ifade verdim. Tutuklama kararı çıktı, haklılığımız anlaşıldı."

Eski istihbaratçı örgüt tuzağına düştü iddiası
Avcı’nın tutuklanmasına kadar varan gelişmelerin ilk işareti, geçen hafta, aralarında SDP’lilerin de bulunduğu 17 kişinin Devrimci Karargah operasyonu kapsamında gözaltına alınması, 13'ünün tutuklanmasıyla verilmişti.

Avcı’nın Devrimci Karargah bağlantısının ise bu operasyonda tutuklanan Necdet Kılıç olduğu iddia edildi. Avcı, Mersin Emniyeti’ndeyken 1980 döneminde işkence yapılan devrimcilerle bir araya gelmiş, bir nevi özür dilemişti. Avcı, işkence yaptığı kişilerden Necdet Kılıç’la daha sonra dostluk kurmuştu.

Avcı’nın Devrimci Karargah Örgütü'yle ilişkilendirilmesinin gerçekçi olmayacağı düşüncesiyle, bir aşk ilişkisi nedeniyle örgüte yardım ettiği ya da örgüt tarafından bu zaafı kullanılarak tehdit edildiği öne sürüldü. İddialar, geçtiğimiz Cuma günü Zaman ve Vakit gibi yandaş medyada polis kaynaklı olduğu anlaşılan ayrıntılı bilgilerle işlendi. Vakit’te yer alan haberde, Avcı’nın Kezban adında evli bir kadınla aşk yaşadığı, bu kadınla buluşmak için Kılıç’ın evini kullandığı, Kılıç’ın evinden sinyal veren iki telefon hattının tespit edildiği ve hatlardan birini Avcı’nın bu kadınla görüşmek için kullandığı iddia edildi.

Yine yandaş medyada Avcı’nın "Haliç’te Yaşayan Simonlar" kitabında örgüt militanlarını dinlendikleri yolunda uyardığı da iddia edildi. Bu iddialardan Avcı'nın zaten görüşmekte olduğu Kılıç'ı örgütün dinlendiği yolunda uyarmak yerine, neden kitabında mesaj vermeye çalıştığı da anlaşılmadı. Ayrıca, tutuklanan Kılıç dinlendiğinin farkında olduğunu, bunu Avcı'ya söylediğini, Avcı'nın "adli makamlara başvur" dediğini açıkladı.

Tutuklanmadan önce iddiaları yanıtlayan Avcı ise Kılıç’ın Beyoğlu Galatasaray Lisesi yakınlarında oturduğunu, orada hergün binlerce telefonun sinyal verdiğini, teknik olarak aynı evde sinyal verdiği söylenen farklı isimlere kayıtlı iki telefonun tespit edilmesinin mümkün olmadığını belirtti. Avcı ayrıca böyle bir telefon tespit edilmiş olsaydı, yapılan görüşmelerin çoktan yayınlanmış olacağına da dikkat çekti.

Bu kadar benzemezden nasıl örgüt oldu?
Avcı’nın tutuklanmasına yol açan Devrimci Karargah operasyonu ile ilgili olarak inandırıcı olmayan bir diğer nokta ise, son dalgada yakalanan kişilerin siyasi olarak farklı eğilimlere sahip olması. Örgütün bir bölümü SDP ile ilişkilendirilirken, tutuklananlar arasında yer alan Baha Okar Bilim ve Gelecek editörlüğü, Hakan Soytemiz ise Red dergisi yazarlığı yapıyordu. 12 Eylül’de yapılan referandumda bile çok büyük ihtimalle farklı oy veren insanlar ile referandumu boykot eden SDP’lilerin nasıl aynı örgütün çatısı altında faaliyet gösterdikleri açıklanamıyor.

Tutuklanan kişilerin, Nisan 2009’da polisin düzenlediği operasyon sırasında Bostancı’daki evinde çatışarak hayatını kaybeden Orhan Yılmazkaya’nın evindeki parmak izlerinden yola çıkılarak tespit edildiği öne sürüldü. Bu kişilerden bazılarının SDP’ye sızdığı iddia edildi. Söz konusu örgütle ilişkili kişilerin Kürt hareketine yakın olduğu bilinen bir partide olağan siyasal faaliyetlerini sürdürmüş oldukları iddiası da kuşku yarattı. Öte yandan operasyon kapsamında tutuklanan bazı kişilerin, Gazi Mahallesi’nde Orhan Yılmazkaya için düzenlenen törende, Yılmazkaya’nın posterlerini taşıdıkları iddia edildi. Orhan Yılmazkaya'nın okuldan arkadaşı gazeteci Aylin Duruoğlu örneğinde olduğu gibi, Yılmazkaya ile görüşme yapmış olmak bile tutuklama için yeterli gerekçe sayıldı.

"Sanal terör örgütleri oluşturmak için kurulan örgüt"

Bu kişilerin aynı örgüt için çalıştığı iddiası soru işaretleri yarattığı gibi, böyle bir yapılanma içindeki örgütün neyi amaçladığı sorusuna da yanıt verilemiyor. Zaman gazetesi örgütü, "Ergenekon ile irtibatlı bu yapının sanal terör örgütleri oluşturmak üzere Devrimci Karargah üzerinden Türkiye gündemini değiştirmek istediği tespit edildi" gibi ne olduğu anlaşılmayan ifadelerle tanımlamaya çalıştı.

Tüm bu sorular geçen hafta yapılan tutuklamaların ve bu tutuklamalara Hanefi Avcı ile görüştüğü bilinen Necdet Kılıç’ın da dahil edilmesinin, Hanefi Avcı’yı tutuklamaya dönük bir planın parçası mı olduğu şüphesini doğurdu.

Cemaatten jet açıklama
Öte yandan gece Avcı’nın tutuklandığı saatlerde Avcı’ya komplo kurduğu düşünülen Fethullah Gülen cemaatinden de bir açıklama geldi. Cemaat adına konuşan Hüseyin Gülerce, “Sayın Avcı’nın meşru olmayan bir ilişkisi çıktı. Bir edebiyat öğretmeni bayanla. Buna bağlı telefon dinlemesiyle Devrimci Karargah'la ilgisinin ortaya çıkacağını anladığında bunu önlemek için kitap yazmış olamaz mı" diye sordu.

"Şimdi gayrimeşru ilişkiyi de cemaat mi sağladı. İnsanların zaafları oluyor tutuyor olayı başka bir yere çekiyor…" diyen Gülerce, yargıya saygılı olma çağrısı yaptı. Gülerce şunları söyledi:

"Bugüne kadar üzerlerine gidilememiş insanların üzerine gidilince şimdi bu güç nereden geliyor deniyor. Susurluk’ta da hepimiz demedik mi neden cesur savcılar yok. İşte şimdi cesaretli savcılar var. Kelle koltukta görev yapıyor bu insanlar. Kalkıp o insanların teşvik edeceğimiz yerde falancalardan mı filancalardan mı demek doğru olur mu…

Uğur Mumcu’nun ve başka diğer cinayetlerin failleri ortaya çıkacaksa bunlar için mi bu insanlara falancadan diyeceğiz.”

Üç emniyet müdürü bitirildi
Hanefi Avcı olayı ile ilgili olarak dikkat çeken bir diğer gelişme kısa sürede Avcı da dahil olmak üzere üç önemli emniyet müdürünün şüpheli operasyonlarla tutuklanmış olması. Bunlardan Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir’in, daha önce görev yaptığı Kayseri’de “ihaleye fesat karıştırtığı” iddia edilmiş ve Özdemir Ankara emniyetinin başındayken tutuklanmıştı. Özdemir tutuklanmadan önce telefonunun kendi personeli tarafından dinlendiğini fark etmişti. Özdemir’den önce İstanbul emniyet genel müdür yardımcısı Emin Aslan bir uyuşturucu operasyonunda tutuklandı. Görevine bağlılığı ile ünlenen Aslan’ın tutuklanması emniyet camiası içinde ve bürokraside şok etkisi yaratmıştı. Telefonu dinlenen Aslan’ın uyuşturucu mafyası ile görüşmelerinin tespit edildiği iddia edilmiş, aralarında Hanefi Avcı’nın da bulunduğu bazı emniyet görevlileri Aslan’ın tutuklanmasına itiraz ederek kendisine kefil olmuşlardı. Emin Aslan, Hrant Dink cinayeti konusunda kendisine bilgi geldiğini, cinayeti zamanla aydınlatacağını, başına gelenlerin nedeninin bu olduğunu söylemişti.

Emniyette ard arda kritik mevkilerdeki emniyet müdürlerinin tasfiye edilmiş olması, Fethullahçıların emniyeti ele geçirme sürecinde kendilerine engel olarak gördükleri isimleri devreden çıkardıkları yorumlarının yapılmasına yol açtı. Her üç ismin de telefon görüşmeleri nedeniyle tutuklanmış olması, emniyet istihbaratının Fethullahçıların elinde olduğunun bilinmesi nedeniyle bu şüpheyi kuvvetlendiriyor.

(soL-Haber Merkezi)