Sayfa yolu
"Girelim AB'ye bitsin!"
Yayın Tarihi: 18.08.2009 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Büyük sermaye medyasında herkes AKP Hükümeti'nin “Kürt açılımı”nı bir bilene sorma peşinde. Milliyet yazarı Fikret Bila da görüşlerini sık sık köşesine taşıdığı Hilmi Özkök'e sormuş. Fikret Bila'nın Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök ile gerçekleştirdiği röportaj dizisinin ilki dün Milliyet gazetesinde yayınlandı. Bila bu başlıkta Özkök'e sormasının sebebinin, Özkök'ün Ergenekon soruşturmasının “başlıca tanığı” sıfatıyla son günlerin en çok konuşulan ismi olmasının ötesinde “farklı yaklaşımları nedeniyle de görüşlerinin merak ediliyor” olmasına bağlamış. Ancak Özkök'ün mevcut AKP Hükumeti politikalarını yaptığı “ilginç” yorumlarla desteklemek dışında nasıl bir farklı yorumu olduğu bu röportajdan da anlaşılamıyor.
Yoksa AB yoksullara yardım derneği mi?
Fikret Bila röportaja,”AB üyeliğinin Kürt sorununu çözeceğini” ileri süren Avrupa Birliği'nin ısrarlı savunucularından Özkök'e bunun nasıl olacağını sorarak başlıyor. Özkök'ün yanıtı çok basit: “Şimdi, AB’ye girmiş bir Türkiye düşünün, fert başına milli geliri 10 bini geçmiş, 15 bini bulmuş. Gününde mutlu, geleceğinden emin. Bu durumda kimse bir ayrılıkçılık amacı gütmez”. Kürt sorunun kaynağında insanların içerisinde bulunduğu ekonomik koşullar ve yoksulluk olduğu tespitini her nasılsa yapmış bulunan Özkök, AB'ye girişin kişi başına 15 bin'e (Euro mu Türk lirası mı belirtilmemiş) nasıl tahvil edileceğini açıklamamış. Oysa ki asgari ücreti bile zor alan Kürt inşaat işçisi, AB'ye girmek suretiyle nasıl bir anda 15 bin aylık gelire kavuşacağı açıklamasını hak ediyor.
Devlet Kürt sorunu, Fatih, fetih, koçbaşı, arkadan vurmak...
Özkök, Bila'nın Kürt sorununda devletin izlediği politikalarla ilgili görüşünün ne olduğu sorusuna, Fatih'in İstanbul'u fethinden, düşmana arkadan saldırmaya, içerisinde pek çok ipucu barındırdığı kesin olan ancak toplamda ne demek istediği soru işaretleri bırakan şu cevabı veriyor: “Şimdi bir engeli aşmak için farklı yollar vardır. Eskiden kale kapılarını kırıp içeriye girmek için uzun bir direğin ucundaki koç başına benzeyen bir aygıt kullanılırdı. Buna muhasara koçu denirdi. Direği taşıyan onlarca asker kapının aynı yerine defalarca vurarak kapıyı kırıp açmaya çalışırdı. Kafayı muhasara koçu gibi hep aynı yere vurmak doğru değildir. Çünkü karşı taraf oraya vuracağınızı biliyor ve tedbirini alıyor. Veya eylem tıkanıyor. Mesela İstanbul’un fethinde Fatih bunu görmüş. Koçbaşıyla kale kapılarının hep aynı yerine vurmak sonuç vermemiş. O ne yapmış? Gemileri karadan Haliç’e indirmiş, yeni toplar yaptırmış, surları başka yerden vurmuş ve İstanbul’u fethetmiş. Dünya savaşlarında da örnekleri vardır. Aşılamaz sanılan hatlar kuşatılarak veya arkaya asker indirilerek aşılmış. Böyle düşünmek lazım. Kafayı hep aynı yere vurmamak lazım. Başka yönleri çözümleri dememek lazım. Sonra askerlikte şöyle denir Her harekâtın yedek planları da olmalıdır”.
Handanlık mı kuralım yoksa kral mı getirtelim?
Fikret Bila'nın Anayasa'daki vatandaşlık tanımını hatırlatarak kimlik sorununu gündeme getiren sorusuna Özkök devlete isim koyma alternatifleri ile karşılık veriyor. Özkök'ün seçtiği örnekler ise sorunun çözümü konusunda oldukça manidar: “Devlete isim verme konusunda birçok ülke kendilerine göre çözümler bulmuştur. Mesela Osmanlı demiş, Selçuklu demiş, Amerikalı demiş. Genellikle çok etnisiteli ülkeler etnik referans vermekten bazen çekinmişlerdir. Hatta tarafsız olsun diye başka uluslardan kral ödünç alanlara bile rastlamak mümkündür. Ama hepsi şöyle veya böyle bir çözüm bulmuştur. Biz de çözüm bulmalıyız. Bunları ifade ederken Türkiye’nin adını değiştirmeyi teklif ettiğim sanılmasın. Esasen bunu düşünen ve ifade edene rastlamadım. Amacım çözüm yollarının çeşitli olabileceğine dikkat çekmektir”.
Ya Bila'ya ya Yetkin'e
Milliyet gazetesinden Fikret Bila ve Radikal gazetesinden Murat Yetkin, 2002-2006 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan ve emekli olduktan sonra AKP iktidarına olan yakınlığı ile sık sık gündeme gelen Hilmi Özkök ile en sık görüşen ve görüşlerini köşelerine taşıyan yazarlar. Fikret Bila, Hilmi Özkök'ün emekli olmasının ardından, 2007 Ekim'inde de kendisi ile bir röportaj dizisi gerçekleştirmiş ve 1 Mart tezkeresi, ABD askerlerinin Türk askerlerinin başına çuval geçirmesi gibi konulardaki görüşlerini aktarmıştı. Yine geçtiğimiz sene Hilmi Özkök, eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve eski Ege ve 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması ve Özden Örnek'in günlüklerinde yer alan kendi dönemindeki darbe girişimi ile ilgili Fikret Bila'ya konuşmuştu.
2008 Aralık ayında Ertuğrul Özkök'ün Hürriyet gazetesinde, İlhami Erdil'den aktararak gündeme getirdiği, Hilmi Özkök'ün dini nedenlerle içki içmiyor olduğu iddiasını Hilmi Özkök'e sorarak cevabını köşesinde yayınlayan da yine Fikret Bila olmuştu. Söz konusu iddiada dile getirildiği gibi, Özkök'ün komutanlarla yemek yenen bir masada şarap kadehinde kola mı yoksa şarap mı içiyor olduğu bir süre tartışılmıştı. Bu açıdan Bila'nın dünkü röportajında kullandığı aşağıdaki resim de dikkat çekiyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.