Füze kalkanı İran'a karşı

Eylül 2009’da çokça tartışılan ve geçen ay düzenlenen NATO toplantısı ile tekrar gündeme gelen füze kalkanı meselesine dair yeni belgeler ortaya çıktı. Yeni Wikileaks sızıntıları, soL’un aylar önce ileri sürdüğü, füzelerin Türkiye’ye kaydırılmasının hedefinde İran olduğu tezini doğruladı.
Cumartesi, 15 Ocak 2011 11:05

Wikileaks tarafından bugün yayımlanan bir belge, Obama yönetiminin füze savunma sistemini doğrudan İran'a karşı kurmayı hedeflediğini ortaya koydu.

ABD Başkanı Barack Obama, Eylül 2009'da Bush zamanında Polonya ve Çek Cumhuriyeti'ne savunma sistemi kurulması yönündeki politikasından vazgeçildiğini açıklamıştı. Ortadoğu’ya dair yeni bir stratejinin habercisi olan bu açıklamanın altından ABD’nin İran’a dair çekinceleri çıktı.

Belgedeki diğer ayrıntılar
Clinton, Obama’nın strateji değişikliği ile ilgili açıklamasından yarım saat kadar önce büyükelçiliklere gönderdiği belgede, kendilerinden yapacakları temaslarda füze kalkanı ve sensörlerinin hangi ülkelere yerleştirileceği yönünde bir soru gelmesi üzerine "bu tarz özel konulara şu aşamada girmemelerini" istiyor. Özellikle Rusya ve Japonya ile temaslarda hassaslık gösteren ABD’nin, Rusya’daki elçisinden, Rusya’ya, yerleştirilecek füzelerin İran’a en yakın yerlere konuşlandırılacağını ve Rus füzeleri ile ilgili casusluk faaliyetlerinde bulunacak kapasitede olmadığını ifade etmesini talep ettiği anlaşılıyor. Ayrıca ABD, Japonya büyükelçisinden, politikanın "gözden geçirilme sürecinde Japonya'nın ABD ile Rusya arasında süregelen görüşmelerle ilgili kaygıları ve çekincelerinin kabul edildiği ve göz önüne alındığı" mesajının verilmesi istiyor.

Obama'nın, George W. Bush döneminde geliştirilen füze savunma sistemi planını, Rusya’nın kaygıları nedeniyle değil tamamen İran'ın askeri gücünün artması ve bunun yarattığı tehdidin büyümesi üzerine değiştirdiği doğrulandı.

Wikileaks tarafından dün yayımlanan, 18 Eylül 2009 tarihli ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton tarafından büyükelçilere gönderilen notta, Başkan'ın Avrupa'ya kurulacak füze savunma sistemiyle ilgili kararının ayrıntılarına yer verildi.

Belgede şu ifadeler yer alıyor:

"Başkan, Savunma Bakanı Gates ve Genelkurmay Başkanlığı'nın, İran'dan Avrupa'da konuşlu güçlerimize ve ailelerine ve müttefiklerimize yönelebilecek tehditlere karşı iyileştirilmiş bir füze savunma sistemi kurulması yönündeki ortak tavsiyesini kabul etmiş bulunuyor."

"İran'ın halihazırda elinde Ortadoğu'daki komşularını, Türkiye'yi ve Kafkasları tehdit edebilecek nitelikte yüzlerce balistik füze bulunuyor ve Avrupa'nın daha da içlerine ulaşabilecek balistik füzeleri faal olarak geliştiriyor ve test ediyor.”

"İran'ın füze yeteneklerine yönelik kaygılarımız İstihbarat Topluluğumuzun İran'ın nükleer silah geliştirme opsiyonunu saklı tuttuğu yönündeki değerlendirmelerinin sürmesinden dolayı daha da artmış durumda."


Türkiye’nin İran çekincesi

2010 yılının Aralık ayında gerçekleştirilen NATO zirvesinde füze savunma sistemi sensörlerinin kurulacağı ülkeler arasında Türkiye'nin de adı geçiyordu. Ancak Türkiye, Türkiye, füze kalkanı projesinin İran’a yönelik olduğu vurgusunu kesin bir dille reddetmiş, proje ile ilgili açıklamalarda İran’ın adını anmaktan kaçınmıştı. Bu sebeple, NATO zirvesinde kabul edilen stratejik konsept belgesinde İran'ın adı yer almamıştı. Ancak bahsi geçen son belge, hedefin başından beri İran olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.

AKP çoktan oyuna dahil olmuş
Türkiye, son NATO toplantısında Füze Kalkanı Projesi'ne ortak olmayı kabul etmişti. Ancak, Wikileaks'ten sızan bir başka belge, AKP hükümetinin, daha 2009 yılında bu planı hemen hemen kabul ettiğini gözler önüne sermişti.

Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile ABD Savunma Sekreteri Robert Gates arasında yapılan görüşmeleri içeren 16 Şubat 2010 tarihli ABD'nin Ankara'daki Büyükelçiliği'nden gönderilen belgede şu ifadeler yer verilmişti:

"13. Milli Savunma Bakanı Gönül bir önceki anlaşma Türkiye’yi içine almadığı için, ABD’nin yeni Aşamalı Uyarlama Yaklaşımı'nın önceki yönetimin yaklaşımından daha iyi olduğunu söyledi. Savunma Sekreteri, Romanya ve Polonya’nın da SM 3 füzelerine ev sahipliği yapmak konusunda anlaştığını belirterek hemfikir olduğunu gösterdi. Ayrıca Türkiye’ye bağlı bir radar olmadıkça, ülkenin doğu kısmındaki belirli bölgelerin sistem tarafından kapsanmayacağını vurguladı.

14. Gönül, Savunma Sekreteri’ne radar konusundaki tartışmaların Türk hükümeti içerisinde sürmekte olduğunu ve ABD’nin ne gibi alternatifler üzerinde durduğunun soruşturulduğunu belirtti. Savunma Sekreteri ise, Güney Doğu Avrupa’daki diğer ülkelerin radara ev sahipliği yapmakla ilgilenebileceği şeklinde yanıt verdi, ancak en iyi konumdakinin Türkiye olduğunu tekrarladı. Savunma Sekreteri yeni yönetimin yaklaşımını memnuniyetle kabul etme nedenlerinden birinin ise yeni yaklaşımın ABD’nin de emniyetine de gölge düşürmeden, müttefikler ve askeri birlikler adına bir önceki programa nazaran daha erken koruma sağlamasıdır.

15. İran’a dönersek, Gönül zenginleştirme programına atıfta bulunarak, Ankara’nın “İran tehdidi konusunda kaygılı” olduğunu kabul etti, ancak uluslararası çevrelerin bir silahlanma programının var olduğuna ilişkin herhangi bir kanıtı olmadığını da sözlerine ekledi. Gönül, Türkiye’nin İran’dan herhangi bir saldırı beklememesine karşın, İran’dan Türkiye’nin Avrupa’daki müttefiklerine yönelik herhangi bir tehdidin hava savunma kapasitesini önemli kıldığını söyledi. (Yorum: İran’ın Avrupa için bir tehdit olabileceğini kabul etmesi, söz konusu tehdidi hafife alan daha önceki Türk söylemlerinden ayrılmaktadır) Sistemin yalnızca Türkiye değil, tüm Avrupa’nın güvenliği için tasarlanacağını yineledi.

16. Savunma Sekreteri, İran’ın nükleer silahlanma programını ilerletmesi halinde bölgedeki diğer ülkelerin de aynı şekilde hızla silahlanabileceği konusunda uyardı. Ek olarak, kimi noktada İsrail’in askeri harekatın gerekli olduğu noktasında karar vermesinin iyi bir şans olduğunu belirtti. Türkiye kaçınılmaz olarak, bölgedeki herhangi bir çatışmanın dışında kalamayacağı için, uluslararası çevreler İran’ın çalışmalarını durdurma çabası içinde olsalar da, askeri açıdan hazırlıklı olmalı ve Ankara savunma sistemleri edinmek konusunda tereddüte düşmemelidir."

Türkiye'nin ABD ile güçlü ilişkilerini sürdürürken bir yandan İslam dünyası ve komşusu Rusya ile bağlarını korumak gibi bir denge politikası olduğunu da belirten belgedeki "Hükümet, herhangi bir füze savunma programının özel olarak İran’a karşı ve bariz biçimde İsrail’i destekleme amaçlı olmadığını açıkça gösterebilmeli" ifadesi de oldukça dikkat çekici.
(soL - Haber Merkezi)