Sayfa yolu
'Evladım okula gitmemek günahtır cehennemde yanarsın'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 07.09.2011 , 13:52 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan "İlköğretim Okulları İçin Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY)" konulu genelge ilköğretim çalışanları arasında tartışma başlatırken, içerdiği kimi ayrıntılar nedeniyle daha geniş kesimlerin de dikkati çekti.
MEB İlköğretim Genel Müdürlüğü'nün 26 Ağustos'ta yayımladığı ADEY konulu genelge ve uygulama kılavuzu, bu projenin de cemaat örgütlenmesi yaklaşımıyla biçimlendirildiğini belgeledi.
Proje, ilköğretim öğrencilerinin okula devamsızlığı konusunda yapılacak ev ziyaretlerine imamların da dahil edilmesi, yerelliğin "hassasiyetleri"ne uygun olarak, ziyaretlere katılacak öğretmenlerin belirlenmesinde cinsiyet faktörünün gözetilmesi ve giyimlerinin "ortama uygun" seçilmesi gibi birbirinden ilginç başlıkları içeriyor.
İmamlarla eğitim seferberliği mi olur
Bakanlıkça yayımlanan "İlköğretim Okulları İçin Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY)" genelgesi ve uygulama kılavuzu, okula devamsızlığın takibinde izlenecek yöntemlerin yanı sıra, çocuğunu okula göndermeyen veliye çocuğun velayet durumuna ilişkin dava açılabilmesi de dahil olmak üzere çeşitli yaptırımlar uygulanması gibi başlıkları içeriyor. Fakat işin rengi bu projenin örgütlenme şemasında imamlara verilen yer ile açığa çıkıyor.
Kılavuza göre, okula devamsızlıkları ile ilgili bilgi vermek amacıyla çocukların ailelerine sınıf öğretmeni, rehber öğretmen ve okul idarecileri tarafından yapılacak ilk ziyaretlerin ardından, ikinci ziyaretlere sosyal çalışma görevlisi, baroların çocuk hakları merkezlerinden birer yetkilinin yanı sıra imamlar da katılabiliyor.
İmamlar ayrıca projenin yürütülmesi ile ilgili olarak her ilköğretim okulunda kurulacak "Okul Risk Takip Kurulu"nda da yerini alıyor.
Eğitimcilere ne giydirecekler?
Devamsız öğrencilerin ailelerine yapılacak ziyaretlerle ilgili başlıktaki "yörenin kılık-kıyafet özellikleri dikkate alınmalıdır" ifadesi ise, eğitimcilere kendilerine aykırı gelebilecek şekilde giyinmelerinin dayatılması olasılığını akla getiriyor. Bu da, mevcut kılık kıyafet yönetmeliğinin gerici bir düzlemde fiilen delinmeye çalışılması anlamına geliyor.
Bu ifadenin, yine aynı başlıkta yer alan ve sadece, girilen evde ayakkabıların çıkarılması ile örneklense de aslında daha geniş bir kapsamı işaret ettiği anlaşılan "velilerin değerlerine saygı duyulmalıdır" uyarısıyla birlikte ele alındığında ise, doğal olarak toplumun gerici ve muhafazakâr kesimlerinin yaşam tarzının da eğitimciler üzerinde baskı unsuru haline getirilmek istendiği açığa çıkıyor.
"Biz hangi arada eğitimi vereceğiz?"
Öne çıkan bu başlıklar, eğitimcilerin eğitim etkinliklerine neredeyse zaman bırakmayacak denli yoğun olan projenin mevcut durumu daha da kötüleştireceği gerçeğini daha da açık hale getiriyor.
Tatil döneminin henüz bitmemiş olması nedeniyle eğitimcilerin konudan haberdar olan kısıtlı bir kesiminin yaklaşımı, projenin eğitimcilerin iş yükünü artıracağı, eğitimle ilgili aslî işlere zaman bırakmayacağı, okul yönetimlerine getireceği maddi külfetler ve maddi kaynağın açıklanmaması vb. nedenlerle uygulanamayacağı yönünde.
Tepkiler, meslek alanı ile ilintili forumlarda, "Bir gün de 'hadi sen öğretmensin, gir sınıfına ders vermeye başla' deseler de, asıl işimizin farkında olsak!" biçiminde dillendiriliyor.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.