Ermenistan dönemecinde kritik rapor

Önemli düşünce kuruluşlarından ICG tarafından yayınlanan bir raporda, Türkiye ve Ermenistan'ın aralarındaki sorunları çözmeye yakın olduğu ifade edildi ve bu gidişata sekte vuracak davranışlardan kaçınılması istendi.
Çarşamba, 15 Nisan 2009 10:30

soL (HABER MERKEZİ) Uluslararası sorunlara dair kritik dönemeçlerde yayınladığı raporlarla bilinen Washington ve Brüksel merkezli Uluslararası Kriz Grubu (ICG), Ermenistan-Türkiye ilişkilerine dair "Türkiye ve Ermenistan: Zihinleri Açmak, Sınırları Açmak" başlıklı bir rapor yayınladı.

Raporda Türkiye'ye Ermenistan sınırını açmak için Dağlık Karabağ sorununun çözülmesini şart koşmaktan vazgeçmesi, Ermenistan'a ise 1921'de yapılan Kars anlaşmasıyla çizilen sınırı açık biçimde tanıyarak Türkiye'den herhangi bir toprak talebi olmadığını açıklaması çağrısı yapılırken ABD ve AB'ye de Türkiye'nin mevcut yönelimine zarar verecek yasama faaliyetleri ve açıklamalardan kaçınması önerildi.

"Sınırların açılması yakın"
Raporda, Türkiye'de son on yıl içerisinde 1915 olaylarına dair kökten yalanlama tutumunun büyük ölçüde terk edildiği ifade ediliyor. "İktidardaki AKP, bürokrasi, Ermenistan sınırına yakın iş çevreleri ve batı şehirlerinde yaşayan liberal elitlerin Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesine ve (1915 olaylarına dair) bir pişmanlığın dile getirilmesine destek verdiği" savunulan raporda bu kesimin, ödün verilmesine karşı çıkanlardan daha güçlü olduğunun Hrant Dink'in cenazesine verilen destek ve liberal aydınlar tarafından kaleme alınan "Ermeniler'den özür diliyorum" bildirgesi ile görüldüğü kaydedildi.

Ayrıca, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ sorununun Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki gelişmeye engel olabileceği ifade edilen raporda Azerbaycan'ın Türkiye'yi, Ermenistan sınırını açması halinde giderek genişleyen enerji ihracatından yararlanmasını engellemekle tehdit ettiği iddia ediliyor. Öte yandan, Türkiye'de Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesinin Dağlık Karabağ sorununun çözümünü de hızlandıracağı yönünde bir kanı oluştuğu vurgulanıyor.

ABD'nin ise Hazar Denizi havzasında bulunan enerji yataklarını güvenli biçimde batıya bağlayabilecek, sorunsuz bir Güney Kafkasya istediği vurgulanan raporda Obama ve ABD Kongresi'nin soykırım sözcüğünü tanıyan veya reddeden her türlü yasamadan uzak durması gerektiği vurgulandı.

Gül: Girişimlerimiz Gürcistan Savaşı'yla başladı

Dün Bahreyn'e hareket etmeden önce Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermenistan ile "ilişkilerin normalleştirilmesi çalışmalarının iyi gitmesi için anlayış birliğine ulaşılmakta olduğunu" söyledi.

"Türkiye donmuş sorunların çözülmesini istiyor" diyen Gül Türkiye'nin bu konudaki diplomatik açılımlarının Gürcistan Savaşı'nın ardından başladığını açıkladı. "Bu işler geçen sene Kafkasya'da büyük olaylar çıktıktan sonra başladı. Türkiye, Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu'nu bu şekilde ortaya attı" diyen Gül, ayrıca gelişmelerin gizliliği konusunda da "her adımın televizyon önünde konuşulması diplomasi kurallarına uymaz. Başarıya ulaşmanın yolu da böyle olmaz. Eminim ki bunları herkes anlayışla karşılayacaktır" dedi.

Öte yandan, gelişmelerin yalnızca ülke yetkilileri tarafından bilinmiyor olduğu ve çeşitli kaynaklardan, çeşitli gazetelere ve köşe yazarlarına sızdırılıyor olduğu dikkat çekiyor. Obama ziyaretinden önce, 27 Mart tarihli Taraf gazetesinde, aynı zamanda Los Angeles Times, The Economist ve Daily Telegraph'ın Türkiye temsilcisi olan Amberin Zaman tarafından "Ermenistan işi tamam gibi" başlıklı bir yazı yazılmış, yazıda, Ermenistan ile Türkiye arasında en geç mayısta bir anlaşma imzalanacağıve sınır kapısının açılacağı belirtilmişti.

Karagül'den "Ergenekoncular Bakü'de" yazısı
Bölgesel sorunlara dair yazdığı kritik köşe yazılarıyla tanına Yeni Şafak gazetesi yazarı İbrahim karagül, dünkü yazısını Ermenistan meselesine ayırmıştı. Karagül yazısında, Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşmanın nihayetinde Ermenistan'ı batıya açarak Rusya'dan uzaklaştıracağını, bunun da Rusya için Güney Kafkasya'nın kaybı anlamına geleceğini vurguluyor ve Azerbaycan ile Türkiye arasında yaşanmakta olan gerilimin sebeplerinden birinin Rusya'nın Azerbaycan üzerindeki nüfuzunu kullanması olduğunu savunuyor.

Karagül ayrıca, "bazı çevreler"in bu gerilimi "AKP iktidarına karşı Azerbaycan üzerinden bir operasyon yürütmek için" kullandığını iddia ediyor. Hükümetin "böylesine hassas bir konuyu istismar eden çevreleri, Azerbaycan'ı Türkiye'ye karşı kışkırtanları iyi izlemesi gerektiğinin" altını çizen Karagül, "içeride darbe dahil her türlü entrika ile iktidar hesabı yapanlar artık Azerbaycan'ı mı üs olarak kullanıyor?" sorusunu sorarak konuyu "Ergenekoncular"a getiriyor.