Erdoğan'ın yeni umacısı: 'AKP'ye muhalefet eden din düşmanı'

Provokasyon yaratan film sonrası yaşananlar “fikir özgürlüğü” bağlamında tartışılmaya devam ederken, AKP’nin, konuyu fırsata çevirip gericiliğe yönelik her türlü eleştirinin de önünü almaya çalıştığı görülüyor.
Cumartesi, 22 Eylül 2012 22:34

“Müslümanların masumiyeti” isimli filmin yarattığı infial sürerken, sürecin çeşitli boyutlarıyla ele alınması gerektiği görülüyor. ABD büyükelçisinin öldürülmesi ve birçok Müslüman ülkede protestoların yaşanması emperyalist merkezler ve işbirlikçi bölge ülkelerinde ciddi bir tartışmaya yol açmış durumda. Bu tartışmalar ve sürecin nereye evirilebileceği ile ilgili haberlere daha önce soL’da yer vermiştik.

Bu tartışmaların yanında dikkat çeken bir nokta daha olduğu görülüyor. ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiklerinden AKP iktidarı, bir yandan Müslüman bölge ülkelerinin sözcülüğünü görev edinerek İslam’ın bozulan imajını düzeltme gayretine girerken, diğer yandan filme karşı Müslümanlara sahip çıkar bir görüntü çiziyor. Bunu yaparken konuyu “fikir özgürlüğünün sınırları” tartışmasına getiren AKP iktidarı, dine hakaretin fikir özgürlüğü sayılamayacağını salık verdi ve meclis açılır açılmaz “Türkiye'de dine hakareti insanlık suçu kapsamına alacaklarını” açıkladı. AKP’nin bu hamlesi filmin yarattığı infial ortamını fırsat bilerek, gericiliğe karşı her türlü eleştirinin önünü alma çabasına işaret ediyor.

“Türkiye'de dine hakareti insanlık suçu kapsamına alacağız”
Bugün Haliç Kongre Merkezi'nde İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı ve Katılım Töreni'nde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan film tartışmaları ile ilgili “dine hakareti suç kapsamına alacaklarını” belirtti ve şunları ifade etti:

"Provokasyon filmi İslam coğrafyasında protestolara neden oldu. Müslümanlar haklı olduğu halde, şiddet nedeni ile haksız konuma düşmüşlerdir. Gerekçe ne olursa olsun bir Müslüman’ın tek bir cana kıymasını kabul edemeyiz. Batıda bu tür seviyesiz girişimler ilk değil. Birçok yolla Müslümanlar rencide edilmek istendi.

Bir dinin peygamberine hakaret etmek düşünce özgürlüğü kategorisinde değerlendiremez. ABD ve Avrupa'da bu tarz olaylarda düşünce özürlüğünün arkasına sığınmaları kabul edilemez. Film düşünce özgürlüğüne yapılan bir saldırıdır. İslam karşıtlığının da insanlık suçu olması gerekir. İslamofobi ırkçılık kadar tehlikelidir.

Hıristiyan dünyası Musevi dünyası bir taraftan barışı konuşurken bir taraftan halkları barış karşıtı eylemlere sürüklüyor. Peygamberimize hakaret edip Müslümanların ensesinde boza pişirilmesini kabul edemeyiz. Eğer bugün Ortadoğu'da sorunlar varsa bunun arkasında bu anlayış yatmakta.

Ölçüsüz protestolar asla müsamaha gösteremeyiz. İnanca saldırılar konusunda meclis açılır açılmaz gereğini yapacağız. Türkiye'de dine hakareti insanlık suçu kapsamına alacağız. Protestolar ölçülü olmak durumuna ama batı da İslam karşıtlığı konusunda yeterli hassasiyeti göstermek zorunda."

“Erdoğan’ın İslamofobisi”
Erdoğan, konuşmasında Hıristiyan dünyasını suçlarken, İslamofobiyi, ortaya çıkış şartlarını tartışmadan, emperyalizm için işlevini sorgulamadan, bağlamından kopararak eleştirdiği görülüyor. Ekonomik ve ideolojik gerekçelerinin yanında bugüne kadar emperyalizmin işgal politikasının da vazgeçilmez koşullarından biri olan İslamofobi’nin emperyalist merkezlerce iç kamuoyunu ikna için nasıl bir işlevselliği olduğuna değinmediği görülüyor Erdoğan’ın.

11 Eylül sırasında yükseltilen İslamofobik ortam sonrasında bölgeye müdahale meşruluğunu kendinde gören ABD’nin politikaları gereği, “Emperyalizmle uyumlu İslam - Radikal İslam” ayrımı üzerinden Ortadoğu’daki radikal İslamcı hareketleri ehlileştirme görevini bizzat Başbakan Erdoğan yürütmüş, İslamofobi'yi de İslamcıların emperyalizmle uyumunu artırdığı oranda yendiğini göstermişti. Erdoğan’ın, bu “beklenmedik kaza”nın sonrasında yaptığı serzenişinin, hizmetlerine karşılık vefasızlık olduğunu düşünmesiyle de alakalı olduğu anlaşılıyor.

Emperyalizmin İslamcılık ile sorunu var mı?
Erdoğan batıda kendinden menkul bir İslam karşıtlığı varmış gibi konuşmasına rağmen, emperyalizmin en genel anlamıyla İslamcı ideoloji ile bir sorununun olmadığı, önemli olanın bu ideolojinin emperyalizmin bölgesel çıkarları ile uyumlu olup olmadığı olduğu, Arap Baharı olarak adlandırılan süreçte ABD ile bölgenin İslamcı örgütleri arasında yaşanan işbirliği fazlasıyla kanıtlamış durumda.

Her muhalif darbeci, her muhalif din düşmanı
Erdoğan’ın bugün yaptığı konuşmada Türkiye’de ciddi bir tehlikenin bulunmamasına rağmen, dine hakareti insanlık suçu kapsamına alacaklarını açıklaması, 10 yıllık AKP iktidarı süresinde yaşanan tecrübeler göz önüne alındığında, hükümetin, infial ortamını fırsat bilerek gericiliğe yönelik her türlü eleştiri yolunu kapatmak için baskı ortamı oluşturmaya çalıştığını düşündürüyor.

AKP’nin iktidarını sağlamlaştırma ve muhalefeti tasfiye etme sürecinde kanunsuz olarak yürüttüğü davalar döneminde, kendisine muhalefet eden herkesi darbeci olmakla suçladığı hatırlanırsa, önümüzdeki süreçte de bir çok kişinin dine hakaret etmekten yargılanması çok muhtemel.

Türkiye’de örgütlü gericiliği kazandığı boyut, AKP iktidarının uygulamaları göz önüne alındığında AKP’nin böyle bir yasaya neden ihtiyaç duyduğunu tahmin etmek güç değil.

(soL -Haber Merkezi)