Erdoğan: Rejimi değiştirdik, yetmez mi?

Dün Kanal 7 ve Ülke TV’de canlı yayına katılan Erdoğan, 30 Eylül’de yapılacak AKP kongresinde vereceği ana siyasi mesajın ipuçlarını verdi. Erdoğan’ın programdaki temel vurgusu “statükoyu değiştirmiş olduğu” üzerineydi.
Perşembe, 27 Eylül 2012 11:32

Başbakan Erdoğan dün Kanal 7 ve Ülke TV’nin ortak yayınladığı “İskele Sancak Özel” programında konuştu. Kendisine ve partisine yönelik eleştirilere yanıt veren Erdoğan, sorulara verdiği yanıtlarda sık sık “statükoyu değiştirmiş” olduklarını ifade etti.

Statüko değişiminin kodu: 4+4+4
Erdoğan basında bazı kesimlerin kendisini “Ankaralılaşmakla” eleştirmesine ilişkin cevabında, “Kişinin kendisiyle ilgili konuşması zor. ‘Ankara, şahsımı değiştirdi' gibi bir şeyi kabullenmem mümkün değil. Ben bu toprakların çocuğuyum. Mümkün olduğunca mütevazı çocuğu olarak yaşamımı sürdürmeye gayret ediyorum. Bu mütevazılık, özellikle yaşamımla, düşüncemle, oradan aldığım özellikle, terbiyeyle doğru orantılı. Ve şu anda da az önce komşularınızın size aktardığı konular bu başlıkların en güzel örnekleridir. 4 4 4 kod bunlardan bir tanesidir. Buraya kolay gelmedik. İşte Ankara’nın zaten değiştiremediği kodlardan biri budur. Bu aslında, ‘Ankaralılaşıyor’ diyenlere en güzel cevaptır. Eğer Ankaralılaşmak gibi bir şey olmuş olsaydı 4 4 4'ü yapamazdınız” diye konuştu.

Erdoğan’ın siyasi davaların bütünüyle iktidarına yönelik muhalefetin farklı çeşitlerini gayrimeşru kılmaya kalkışan bir iktidarın başı olarak, kendisine “tevazu” yakıştırmasında bulunması izleyenleri şaşırtmadı. Diğer yandan Erdoğan’ın “Ankara beni değiştirmedi, ben Ankara’yı değiştirdim” mesajını eğitimde gericileşmenin adı olan 4+4+4 üzerinden vermesi de dikkatlerden kaçmadı. Erdoğan, 4+4+4’ü “statüko değişiminin kodlarından bir tanesi” olarak niteleyerek, militan destekçileri dışındaki izleyicilerine “peki yeni statükoya ne buyurulur” sorusunu sordurttu.

Yeni statükoya uymayanlar “huzur” kaçırıyor
Erdoğan “Ankaralılaştığı” eleştirilerine yanıtının devamında ise şunları söyledi:

“Şimdi medyada öyle şeyler oluyor ki insaf dışı bazı yakıştırmalar. Çünkü 'Ankaralı' yaklaşımının şahsımla hiçbir alakası yok. Ama Ankaralılıkla ne ifade edilmek isteniyor burası önemli. Statükoya teslimse, Tayyip Erdoğan ve arkadaşları asla statükoya teslim olmaz. Onun için 444 kod bu statükonun değişimidir. Bu atılan adım statükonun değişimidir. Aynı şekilde şu anda üniversitelerdeki gelişmeler, oralardaki huzur, statükonun değişimidir. Bunlar bugüne kadar olmadı. Eğitimde, sağlıkta, enerjide atılan adımlar, alışılmış o statükonun değişimidir.”

Erdoğan’ın “statüko değişiminin kodu” dediği 4+4+4 politikasına karşı toplumun çeşitli kesimlerinin güçlü bir direniş sergilediği biliniyor. Bu yıl eğitim döneminin başlangıcına damgasını vuran, okullarının imam hatibe dönüştürülmesine karşı çıkan aileler, öğrenciler ve öğretmenlerin eylemleri, iktidar çevrelerinin yoğun çabalarına karşın imam hatip okullarına ve seçmeli adı altında dayatılan din derslerine büyük bir talep gelmemesi ya da 5,5 yaşındaki çocuklarını henüz okula gidecek yaşta olmadıkları için kaydettirmeyen velilerin çokluğu gibi örnekler bu direnişi ifade ediyor.

Benzer şekilde “üniversitelere huzur getirdik” diyerek, bütün üniversiteleri bir yandan polis kuşatması altına alarak, diğer yandan piyasa mekanizmasına teslim ederek “huzura kavuşturan” AKP’nin politikalarını, Cumhurbaşkanı tarafından iki-üç oy almasına rağmen atanan yandaş rektörleri vs. kabul etmeyerek mücadele eden akademisyen ve öğrenciler de Erdoğan’a göre “statükonun değişmesini istemeyenler”.

Daha doğru ifadeyle, AKP politikalarına karşı mücadele edenlerin tamamı Erdoğan’a göre “huzuru kaçırıyor” yani “yeni statükoyu bozuyor.
Yeni statükonun ne olduğu ise elbette Kanal 7 ve Ülke TV’deki programda sorulmayan sorular arasında… Söz konusu programdaki gazeteciler, Erdoğan’ı yeni statükonun daha fazla dincilik, daha fazla otoriterlik ve baskı anlamına geldiğini açıklamak durumunda bırakmamak üzere “statüko değişiminin kodu 444” yanıtı ile yetindiler.

Kürtler de yeni statükoya teslim olacak
Erdoğan konuşmasının devamında iktidarının, Kürt meselesinde de “statükoyu devirdiğini” iddia ederek, iktidarının bu başlıktaki politikalarına karşı direnenleri “statükoyu korumak isteyenler” diye yaftaladı. Erdoğan şunları söyledi:

“Buradaki yaklaşımlar da bana göre yanlış. Az önce söyledim. Biz statükoyu nerede kırdık? Adaya danışmanımızı göndermek suretiyle kırdık. Oslo'ya göndermek suretiyle kırdık. Statükoyu korumak isteyenler ‘yanlış yapıyorsunuz’ dedi bana. Peki ‘onun riskini ben alıyorum’ dedim. Onu yapmak durumundayız. Göreceğiz ne var orada. Öbür tarafa da bakacağız. Ne var orada? Fakat statükoyu korumak isteyenler, ‘korumuyoruz, karşısındayız’ veya bize o soruyu yöneltenler yazılı veya görsel medyadaki bazı tipler, mesela çok enteresandır. Bizi o şekilde değerlendiren veya suçlarken kendileri ne yazık ki statükoyu koruma gayreti içine girdiler.”

“Geçmişte bunların nasıl el pençe divan durdukları, nerelerde, nasıl, ne gibi şeyler yaptıkları ortada. Şimdi biz OHAL'i kaldırırken ne yaptık? Orada biz statükoyu alt üst etmedik mi? OHAL'i sahiplenenler vardı ama biz OHAL'i kaldırdık. Bir ay gibi bir süre içinde OHAL'i kaldırdık. Bunların terörizm adına ne denli güçlü adımlar olduğu çok açık, net ortada. Üstelik de Türkiye'de bir şey daha var. O da çok üzücü. Batı, Orta Anadolu vesaire... Öyle bir şeyle suçlanıyorlardı ki sanki onlar güneydoğuya, doğuya yatırım yapılmasını istemiyorlar. Oraların halkı 'hayır' diyor. Oralara gerek yok. Şimdi ortada çok ciddi bir ayrımcılık, bölücülük başlıyor.”

Bugün Kürt meselesindeki durumun, askeri açıdan doksanlı yılların ortalarını hatırlattığı, siyasi olaraksa daha da içinden çıkılmaz hale geldiği aşikar olmasına karşın Erdoğan “statükoyu değiştirmiş” olmanın kendi başına bir meziyet olduğunu iddia etti. “Yeni statükoda” ise binlerce Kürt siyasetçisi hapiste, her gün can kayıpları yaşanıyor ve halklar arasındaki psikolojik mesafe hiç olmadığı kadar açılmış durumda.

Erdoğan konuşmasında sarf ettiği “Şu anda benim Kürt kardeşimin iktidarımızla bir derdi yok” cümlesi ise, “Başbakan herkesi Kanal 7 ve Ülke TV izleyicisi mi sanıyor” sorusunu akıllara getirdi. Zira Kürt halkının önemli bir bölümünün AKP iktidarıyla çok büyük dertleri olduğu apaçık ortada.
Erdoğan’ın OHAL’i kaldırmış olmalarının “statükoyu değiştirmek” olduğunu söylemesi de, katıldığı programda “eski statüko değişti diyorsun, ama sen yeni statükodan bahset” eleştirisiyle karşı karşıya kalmayacağını bilmesinin getirdiği rahatlığından olmalı… Erdoğan, bu rahatlıkla “DGM’leri de kaldırdık” diyebilirdi örneğin. Nasılsa o programdakiler Başbakan Özel Yetkili Mahkemeleri ve Terörle Mücadele Yasası’nı sormazlardı.

Yeni rejim kurduk, yetmez mi?
30 Eylül’de yapılacak AKP kongresinde iktidarı adına topluma güçlü mesajlar vereceği söylenen Erdoğan, dün akşam katıldığı programda bu mesajların hangi zemin üzerinde kurulacağının ipuçlarını sunmuş oldu. Erdoğan belli ki kongre sürecindeki ana mesajını eski rejimi bertaraf etmiş oldukları üzerine kuracak. Ve toplumun kendisine “peki yeni rejim eskisinden daha mı iyi” sorusunu sormamasını ümit edecek.

(soL-Haber Merkezi)