Erdoğan konuştu, ülkede ve bölgede ne varsa saldırdı!

Erdoğan, ülkenin gündeminde bulunan birçok konu başlığına dair açıklamalarda bulundu. Ülkede ve bölgedeki gelişmelere saldırgan ifadeler kullanan Erdoğan, Patriot füzelerine karşı olmayı "siyasi rant" olarak niteledi, füzelerin üç ile yerleştirileceğini söyledi.
Cumartesi, 22 December 2012 01:11

NTV ve Star TV’de NTV Haber Koordinatörü Nermin Yurteri, Star TV Haber Koordinatörü Nazlı Öztarhan ve Mehmet Barlas’ın sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, saldırganlığından geri durmadı. Kuvvetler Ayrılığı, özelleştirmeler, yargı, vekillere getirilen fezlekeler, tutuklu vekiller, Suriye ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Galataport'un satışında yargı bizi engelledi"
Erdoğan programda ilk olarak “Kuvvetler Ayrılığı” gündemini ele aldı. Kuvvetler Ayrılığı’nı engel olarak gören ifadelerini değerlendiren Erdoğan, “Kuvvetler ayrılığı ilkesini en güçlü savunan partinin lideriyim. Kimse bunu eğip büküp sağa sola çekmesin. Biz içeriği ile ilgili yaşadığımız sıkıntıları dile getirdik. Sırtında küfe olmayanlar ve boş küfeyle dolaşanlar rahat konuşuyor. Kuvvetler ayrılığı birbirlerinin alanına giremez fakat ülkemizde öyle zamanlar yaşadık ki yargı bazen yasamanın da alanına müdahale etti. Yasama, yürütme ve yargının yetki ihlaline karşıyız, başka bir şey değildir. Kuvvetler ayrılığını en güçlü olarak savunan ülkeyiz çünkü bedelini ağır ödedik. Erkler yetki ihlaline gitmesin” diyerek Galataport’un satışıyla ilgili yargının verdiği kararları “engel” olarak niteledi.

“Yargı bana ‘yapma’ diyemez”
Erdoğan şöyle devam etti: “Yargı kendini yasamanın yerine koymuştu. Yürütme organı olarak diyelim adım atıyoruz, Galataport’un satışını biz yapıyoruz, yargı bunu engelliyor. Yargının yapacağı nedir, bu şartlarda yapamazsınız bu eksik dersin, ben de bu eksiği gidermek suretiyle özelleştirmeyi yaparım. Sen bana yapma diyemezsin. Aynı şekilde Haydarpaşaport, İBB’nin İETT garajının satışı, İzmir limanının satışında da oldu. Yargı geç kararı verdi, orayı alan firma satıştan çekildi. Adam bakıyor, yatırımımı buraya yapıyorum diyor hem dünyada prestij kaybediyoruz hem de böyle bir rakamın hazineye kaybettirdiği rakamı düşünüyoruz.”

Barlas'tan Erdoğan'a tam destek
Erdoğan, yargıyı nasıl istediği yönündeki soruyu da şöyle cevapladı: “Yargının, yürütmenin yasalara aykırı almış olduğu karar varsa denetleme hakkı vardır. Yargının kararları bize maliyet arttırıyor, önemli projeleri hayata geçirmekte zorlanıyoruz. Muasır medeniyetler seviyesine çıkacaksak hızlı hareket etmeliyiz.” Erdoğan’ın bu sözlerine programda “gazeteci” olarak bulunan Mehmet Barlas da, “Telekom’un iptalinin maliyeti 35 milyar oldu” şeklinde destek verdi.

“Sözlerim tartışılmazsa Başbakan olamam”
Erdoğan, Barlas’ın “Gündemi bilinçli olarak mı değiştiriyorsunuz yoksa bilinçli olarak mı yanlış anlıyorlar?” sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi: “Sözlerim tartışılmazsa Başbakan olamam. Gündem birilerinin elinde kalırsa Başbakan olarak peşlerine takılmamalıyım. Ben peşlerine takılmam. Bir şeyi yaparken enine boyuna tartışmasını yapmışsam gündeme oturturum, oturtmam lazım. Bu kabiliyeti sergilemezsem netice elde edemeyiz.”

“Yargıtay’da dosyaları azalttık, tutuklamaları artırdık”
“Yargıtay’da dosyalar öyle birikmişti ki, dosyaların incelenmesine sıra gelmiyordu şimdi hızlandı. Böylece cezaevlerine giriş sayısı artmaya başladı. Tutuklama artmaya başladı, dosyalar hızlıca incelendiği için. Dairelerin artışıyla, incelemeleriyle hız kazandı, geciken adaletten şikayet ediyorlardı. Normalleşme olacak ama bu dosyalar bittikten sonra.”

Başkanlık sistemini savunayım derken itiraf etti: “Bir kararnameyle hallediyoruz”
“Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı kalkıyor mu? Başkanlık sisteminde ABD’ye baktığımızda inceleme çok daha güçlü. Bir Başkan olarak helikopter satışı bile yapamıyorsunuz. Kongreden geçirmeniz lazım, bizim öyle zorunluluğumuz yok. Bir kararnameyle hallediyoruz. Biz ABD başkanından daha güçlüyüz, istediğiniz atamayı da yaparsınız.”

“Referandum daha çok yapılmalı”
“Referanduma açık bir yapıyı güçlendirmemiz lazım. İki referandum yaptık, bu daha da fazla olması lazım. Rahatlıkla halka gidebiliriz. Halkımız da buna alışmalı. Halka sormuyorsunuz diyorlar. Yüzde 58’le çıkmışız bize muhalefetin bile saygı duymadığını görüyoruz.”

“Ben de işkence gördüm”
Erdoğan işkence gördüğünü de iddia etti: “Diyarbakır Cezaevi’yle ilgili kanaatlerimi açıklamıştım, lanetle kınadım. O işkenceleri ben de gördüm, ama meydanlarda bunları söylemedim. Gece baskınlarıyla aldılar çok ciddi işkenceler yaptılar. Partimiz kapatmayla karşılaştığında da tabanımızı meydanlara dökmedik. Bazı partilerin işleri meydanlara dökmek, cam çerçeve indirmek, molotoflar atmak.”

“Dağa çıkarım demek bizim yolumuz değil”
“Parlamentonun içindeki uzantının temsil kabiliyeti yoksa teröristle de kucaklaşıyorsa, sarmaş dolaş olup öpüşüyorsa ben görüşemem. Birilerine şirin gözükeceğim diye böyle tarihi yanlışın içine giremem. Diyarbakır Cezaevi’nde bana da işkence yapılsaydı dağa çıkarım demek bu bizim yolumuz değil. Biz bu yolu seçmedik. Değerlerimizin içinde böyle bir anlayış yok.”

“Fezleke geldiğinde grup olarak üzerinde çalışacağız”
Erdoğan, BDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması meselesiyle ilgili şu şekilde konuştu: “Dokunulmazlık meselesi sadece onlara has değil. Dokunulmazlık denilen olay nasıl kalkar, belirlenmiş, ama kenara konmuş beklemiş. Millete rağmen birileri adeta bu ülkede sisteme, devlete meydan okuyor. Biz asarız, keseriz diyor. Terör örgütünün başını bir mihmandar olarak her şeyde kullanıyorlarsa bu nedir? Bu ülkede bir karşılığı olması gerekmez mi? Parlamento içindeki milletvekilleriyle yaparsanız olur mu? Yargının attığı adımlar var, fezleke geldiğinde grup olarak üzerinde çalışacağız.”

Ergenekon davası: “Silivri açık hava hapishanesi değil”
“Silivri açık hava hapishanesi değildir. Silivri’de hem cezaevi vardır, bu cezaevi en uygun şartlarda yapıldı. Yanında adliyesi var, adliyesinde de yargılama süreci devam ediyor. Partimi ilgilendiren konular hakkında kendileri de suç duyurusunu ayrıca yaptı. Bizimle ilgili olan boyutunu takip ediyoruz. Yargı ne karar verirse saygı duyarız. Gündemimizde af yok, savcı görüşünü söylüyor, nasibini alan alır. TSK boyutunda ise rahatsızlıklar var, paylaştıkları oluyor. Açıklamalarım da oldu. Tutuksuz yargılanma yolunu teklif etmişimdir, ama ötesine geçemem.”

“Başka aday mı yoktu tutukluyu vekil adayı gösterdiniz”
“Bu insanları dışarı çıkarma mantığıyla aday yapıldılar. Bu yolu bir defa denemek, teşebbüs etmek hukuk ilkeleriyle bağdaşmaz. Hiç mi milletvekili adayı bulamadınız da dışarıda tutuklu ya da hükümlüyü vekil adayı gösterdiniz. Suçu ağır olduğu halde çıkarılan da var. Aynı yanlışı yapmak zorunda mıyız? Bu yolu açarsanız bu yoldan başkaları da girer. YSK’ya yeni bir düzenleme getirteceğiz. Tutuklu ve mahkum olanlar vekil olamaz konulacak.”

"Eşim benden önce ölmesin, yoksa bana kim bakacak?"
Erdoğan, Özal’ın zehirlenip zehirlenmediği yönündeki gündeme ilişkin açıklama yaparken Barlas’la Erdoğan arasında ilginç diyalog yaşandı. Barlas, Erdoğan’a “Yemeklerinizi önce Emine hanıma mı tattırırsınız” şeklinde soru yöneltirken Erdoğan şu yanıtı verdi: “Eşim benden önce ölmesin. Eşim benden önce ölürse bana kim bakacak?”

“Teknolojinin bedelini ağır ödüyoruz”
Erdoğan, dinlendiğini de iddia etti: “Makama böcek koydular, koymadılar bilemezsin. Yapanlar en yakınlarına yapıyor. Bulup çıkarmak yetmiyor, kim koydu bunu da çıkaracağız. Benim evimin altındaki ofisimde çıktı. Ne yazık ki oluyor, tüm tedbirlere rağmen oluyor. Teknolojinin bedelini ağır ödüyoruz. Bunlar teknolojinin getirdiği hadiseler.”

"Köprü ve otoyolları daha iyi fiyata satabilirdik"
Köprülerin ve otoyolların özelleştirmesiyle ilgili: “Belki daha iyi bir fiyatla çıkabilirdi ama arkadaşların verdiği bilgi TELEKOM’dan sonra gayet iyi diyorlar. Halk Bankası’nın yüzde 23’ünün özelleştirilmesi olayı da ciddi bir rakamı yakaladı. 2013’e çok daha iyi gireceğiz. İstediğim kadar artış yaparım tasarrufu yok. Bakımını onarımını en iyisini yapacaklar.”

"Özelleştirmede kararlıyız, devletçiliği bitiriyoruz"
“Cumhuriyetle asla hesaplaşma içine girmeyiz. Biz niye hesaplaşalım? 79 yılda nereden nereye geldik. Ben zaten muhafazakârdım, muhafazakârlığım devam ediyor. Özelleştirmede çok kararlıyız. Devletçiliği bitiriyoruz."

"Suriye için bize Batı'nın desteği yeterli değil"
Erdoğan, Suriye, Irak, İran ve Patriot füzeleriyle ilgili de şu açıklamaları yaptı: “Esed’in siyasi ömrüyle ilgili süre vermedim, gidici dedim. Er ya da geç gidicidir, kalması mümkün değildir. Halk size inanmıyorsa iktidarda kalamazsınız, er ya da geç gidersiniz. Karada hakimiyeti kalmadı, arazide muhalif güçler hakim durumda. Esed her gün kan kaybediyor. Rusya buraya geldi, basın toplantısında biz ‘Esed’in avukatı değiliz’ dedi. Biz kesinlikle ne avukatıyız, ne yanındayız açıklaması yaptı. Geçmişte gelen birliktelikleri sebebiyle birden kestirip atmış değiller. Rusya ve Çin’in ilk zamanlar BM’deki beklediği karar Esed’e dayanma gücünü artırdı. BM’den o karar çıksaydı Esed daha erken giderdi, o desteğin ederi olmayacaktı. Batı destek veriyor, beklediğimiz destek mi değil. Daha farklı güçlü destek verebilirdi.“

“Irak Suriye’ye dönüşebilir”
“Irak’taki gelişmeler önemli. Irak da yarın Suriye’ye dönüşebilir. Orada da ciddi mezhep farklılığı var, Kürt Arap Türkmen var bunlar Sunni. Bir de Şia var katı ve ılımlı. Şu an ılımlılıklarını koruma halinde Irak kurtulur, bölge kurtulur. Merkezi yönetimin yaklaşımı hiç hoş değil. Merkezi yönetim azınlık hükümetidir. Aldığı destekle Şia olduğu için orada halkına zulüm ediyor. Savunma sanayisini artırdığını, ABD’yle ilişkisini artırdığını söylüyor ama Türkiye’ye karşı atılmış adımlar da ortada. Kendime ait güvenlik güçlerimi kurup zulmedeyim değil, halka ait bir sistemin kurulması lazım. Talabani’nin hastalığıyla bu belirsizlik söz konusu. Irak’ı rahatlatacak güven ortamını tesis edecek karar alınması temennimizdir.“

“İran Genelkurmay Başkanı saçmalıyor”
İran Genelkurmay Başkanı’nın “Patriot füzeleri 3. Dünya savaşı çıkarır” sözlerini de şöyle değerlendirdi: “Saçmalıyor Genelkurmay Başkanı, ne 3. Dünya savaşı? Kim adına, ne adına konuşuyor. Cumhurbaşkanı kendi düşüncelerini söylüyor diyor, başkası çıkıp konuşuyor. İran’da kim kimin adına konuşuyor ne konuşuyor nasıl konuşuluyor bilinmiyor. Biz kendi işimizi biliriz, kendi kararımızı kendimiz alırız.”

“Patriot istemeyenler siyasi rant gayretinde”
Patriot füzeleriyle ilgili: “NATO mensubuyuz, ana muhalefet bile NATO’ya topraklarımızı devrettiğimizi söylüyor. NATO üyesiysen o topraklarda NATO güvenliği sağlar. Eğer sınır güvenliği ile ilgili müracaatımız varsa NATO gelir destek olur. Adam topraklarımızı vermekle suçluyor. Güya kendilerine siyasi rant elde etme gayretindeler. Biz Afganistan’da işgal kuvveti miyiz? Bana ne zaman gidebilirsiniz derseniz biz oradan ayrılırız. Bunların siyasi bilinci daha gelişmemiş, sıkıntı burada.”

“Patriotlar Antep, Maraş, Adana’ya yerleştirilecek”
“Biz teklifimizi yaptık, 6 batarya verdiler, üç vilayetimize yerleştirilecek. Antep, Maraş, Adana olarak belirlendi.”

(soL – Haber Merkezi)