"Ekonomimiz krizlere dayanıklı"

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin artık eskisi gibi krizlere ve dalgalanmalara karşı zayıf olmadığını ve dünya ekonomisinde yaşanan dalgalanmayı asgari etkisiyle aşacağını söyledi. Erdoğan, "İnanıyorum ki, bu süreç Türkiye için fırsata dönüştürülebilecek'' dedi.
Pazartesi, 22 Eylül 2008 14:43

soL (HABER MERKEZİ) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık Merkez Bina'da düzenlediği basın toplantısında dünya ekonomisinde son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Erdoğan, 2007 ağustos ayında, ABD konut piyasasında ortaya çıkan sorunlarla başlayan süreçte, güçlü olduğu düşünülen birçok küresel ölçekli finansal kuruluşun iflas ettiğinin ya da el değiştirdiğinin görüldüğünü anlatarak, ''Yüzyılda bir görülebilecek bir kriz olarak tanımlanan bu süreç sadece finansal piyasalarla sınırlı kalmamış, reel ekonomiyi de derinden etkilemiştir'' dedi.

"Kredilerin kısılması büyümeyi yavaşlattı"
Başbakan, bu süreçte yabancı bankaların kredi arzını kısmasının, birçok ülkedeki yatırım faaliyetlerini olumsuz etkilediğini vurguladı ve bütün ülkelerde büyüme oranlarında gözle görülür bir yavaşlama yaşandığını belirtti. Erdoğan, "Bugün aralarında dünyanın en gelişmiş ekonomilerinin de bulunduğu birçok ülke, büyüme bir tarafa, ekonomik daralma tehlikesiyle karşıyı karşıya" dedi.

"Gıda ve hammadde fiyatlarındaki artış reel ekonomileri etkiliyor"
Gıda ve enerji hammadde fiyatlarında gerçekleşen rekor düzeylerdeki artışların reel ekonomileri hassaslaştıran diğer bir etmen olduğunu söyleyen Başbakan, bu artışların tüm dünyada enflasyonu da ciddi bir şekilde tetiklediğini ifade etti. Yurtdışı talebin azalmasıyla gelişmekte olan ülkelerde ihracat değerlerinin tehdit altına girdiğini, azalan sermaye girişlerinin bu ülkelerde ekonomik canlılığın devamını riske soktuğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, bazı gelişmekte olan ülkelerde ise hızlı sermaye çıkışlarının görüldüğünü, bunun neticesinde ulusal para birimlerinin hızla değer kaybetmeye başladığını anlattı.

Başbakan Erdoğan, "Ülkemiz son yıllarda küresel sistemle hem ticari hem de finansal açıdan önemli ölçüde bütünleşmiştir" diyerek Türkiye'nin tüm dünyayı bu derece sarsan bir dalgalanmanın tamamıyla dışında kalması beklenemeyeceğini söyledi. Erdoğan, "Bugünün dünyasında, bugünün ekonomik ortamında dünya ile bütünleşmeden kalkınmak, refah düzeyini artırmak mümkün değildir," dedi.

"Sayemizde Türkiye eskisi gibi zayıf değil"
Türkiye'nin küresel ekonomilerle bütünleşme için ilk adımları 1980'lerde attığını, ancak AKP'nin iktidara geldiği 2002 sonuna dek bu bütünleşmenin tam anlamıyla gerçekleşmediğini söyleyen Erdoğan, "1980'lerden itibaren her iki üç yılda bir görülen ekonomik krizlerin nedeni açıkça budur," dedi.

AKP'nin kararlı bir şekilde gerçekleştiği reformlar sayesinde Türkiye'nin güçlendiğini savunan Erdoğan, "Türkiye artık eskisi gibi krizlere ve dalgalanmalara karşı zayıf değildir. Son yıllarda uygulanan mali disiplin ve ihtiyatlı para politikaları mali sektörün önemli ölçüde güçlenmesi, gerçekleştirilen yapısal reformlar, artan uluslararası rezerv düzeyi, kamu borç yapısında ve seviyesinde sağlanan iyileşmeler ve dalgalı kur politikası Türkiye'nin şoklara karşı direncini ciddi manada artırmıştır," dedi.

Erdoğan, Irak savaşı, 2006 yılı mayıs-haziran döneminde görülen küresel mali çalkantılar ve son dönemde Gürcistan'da yaşanan gelişmeler gibi dışsal şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin esnekliğini ve dayanıklılığını ispat ettiğini söyledi ve "Türkiye bu krizi de asgari etkiyle aşacak, belirlemiş olduğu hedeflere doğru 6 yıldır gösterdiği kararlılıkla ilerlemeye devam edecektir. İnanıyorum ki bu Türkiye için, fırsata dönüştürülebilecek bir süreç de olabilecektir. Yalnız bulunulan türbülans ortamında büyüme performansı son yıllardaki yüksek temponun biraz altında kalabilecektir," dedi.

"İhraç ürünlerimize olan talep daralabilir"
Büyüme hızındaki kısmı yavaşlamanın, Türkiye ile benzer büyüklükteki ülkelerle kıyaslandığında sınırlı kaldığını söyleyen Başbakan, son gelişmelerin Türkiye'nin önemli ticari ortakları olan AB ülkelerinde bir daralmanın habercisi olarak algılanabileceğini, Türkiye'nin ihraç ürün ve hizmetlerine olan talebin azalmasına yol açabileceğini söyledi. "Ancak ihracatçılarımız yeni pazarlara açılma ve sektörel farklılaşma konusunda önemli atılımlar yapmışlardır. Dolayısıyla küresel büyümedeki yavaşlamanın, ihracat performansımız üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasını bekliyoruz," dedi.

"Uluslararası piyasalarda yaşanan olumsuzluklara rağmen mali disiplin konusunda bu yıl göstermiş olduğumuz yüksek performans dikkate değerdir" diyen Erdoğan, gelinen noktanın birçok AB ülkesinden daha iyi olduğunu ileri sürdü.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: ''Hedefimiz kamu borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranını 2012 yılı sonu itibariyle yüzde 30'a indirmektir. Kamu borç yükündeki bu düşüşe ilave olarak borcun yapısında da önemli iyileşmeler elde edilmiştir. Özellikle paramıza olan güvenin de artmasıyla, YTL, Hazine borçlanmalarında kullanılan en temel enstrüman haline getirilmiş, döviz cinsi borçlarımızın toplam borç stoku içindeki payı yarıya indirilmiştir."

"Diğer taraftan borcun vade ve döviz yapısında sağlanan gelişmeler sayesinde döviz kurları ve faiz oranları kanalından gelebilecek dışsal şoklara karşı çok daha güçlü bir konumdayız. Buna ilaveten piyasalarda ortaya çıkabilecek dalgalanmaların, borçlanma ve mali piyasalar üzerindeki etkilerini hafifletebilmek amacıyla Hazinemiz güçlü nakit rezerv tutma politikasını da sürdürüyor."

Enflasyon ve cari işlemler açığı
Başbakan Erdoğan, hükümetin ekonomideki en öncelikli hedeflerinden birisinin fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanması olduğunu dile getirerek, bu alanda da önemli başarılar elde edildiğini belirtti.

Türkiye'de son dönemde en çok tartışılan konulardan birinin de cari işlemler açığı olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, bu sorunun temelinde yurt içi tasarrufların yatırım ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmaması ve Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olması gibi yapısal etkenlerin bulunduğuna işaret etti.

"Sosyal güvenlik ve istihdam yasalarıyla piyasayı destekledik"
Erdoğan daha sonra, "yurtiçi tasarrufların artırılması konusunda en önemli reformlardan biri" şeklinde tanımladığı Sosyal Güvenlik Reformu'nu hatırlatarak sermayeyi desteklemek için ellerinden geleni yaptıklarını anlattı. İstihdam ile ilgili yükleri azaltmak ve katı yapıyı çözmek için istihdam paketinin yürürlüğe konduğunu ifade eden Erdoğan, istihdam piyasası reformunun ek reformlarla destekleneceğini açıkladı.

Küresel gelişmelerden olumsuz etkilenen sektörlerin yeniden yapılanmalarını destekleyecek gelişmelere de öncelik vereceklerini söyleyen Erdoğan, bu alandaki ilk adımı tekstil, hazır giyim, deri ve deri ürünleri sektörlerine yönelik yeniden yapılanma stratejisiyle arttıklarını belirtti.

Erdoğan ayrıca, ''AR-GE Teşvik Yasası' sayesinde Türkiye'nin uluslararası firmalar tarafından bir AR-GE merkezi olarak görülmesini hedeflediklerini söyledi.