DTP operasyonunda "yan örgüt" iddiaları

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı emriyle dün 12 ilde eşzamanlı gerçekleştirilen, DTP'ye mi, PKK'ye mi yoksa kimilerinin iddia ettiği gibi "DTP içindeki PKK"ye mi yapıldığı konusunda medyanın başlangıçta "karar veremediği" geniş çaplı operasyonda, aralarında DTP üye ve yöneticilerinin bulunduğu 51 kişi gözaltına alındı.
Çarşamba, 15 Nisan 2009 13:42

soL (HABER MERKEZİ) Dün aralarında DTP Genel Başkan Yardımcıları Kamuran Yüksek, Bayram Altun, Selma Irmak'ın da olduğu 51 kişinin gözaltına alındığı operasyona ilişkin tek resmî açıklama, Diyarbakır Valiliği kanalıyla yapıldı. Açıklamada, "PKK/Kongra-Gel terör örgütü Türkiye Meclisi yapılanmasına yönelik 14 Nisan 2009 tarihi itibariyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinesinde Diyarbakır merkezli olarak toplam 12 ilde eş zamanlı operasyon başlatılmıştır. Söz konusu operasyon tamamen terör örgütü ve illegal yapılanmalarına yönelik gerçekleştirilmiştir" ifadeleri yer aldı.

Üye ve yöneticileri gözaltına alınan ve gelişmeleri "DTP'nin siyaset yapmasını ve seçimlerde elde ettiği başarının daha büyük başarılara dönüşmesini engellemeye yönelik" olarak değerlendiren DTP'nin dahi "soruşturmanın gizliliği" gerekçesiyle resmen bilgilendirilmediği operasyonlara ilişkin "bilgiler"in servis edildiği basın-yayın organlarında, gözaltına alınanların, PKK'nin "Kürdistan Demokratik Toplum Konfederalizmi" (KCK) adlı, faaliyetlerini ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde sürdüren bir yan örgütünün üyeleri oldukları ve 1 Haziran 2004 tarihinden bu yana çeşitli eylemleri organize ettikleri iddia edildi.

"Operasyona bir buçuk yıldır hazırlanılıyor"
Operasyonun arka planında, 2007'nin Aralık ayında başlayan Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yönelik hava operasyonlarıyla eşzamanlı olarak yoğunlaştırılan bir buçuk yıllık bir çalışmanın olduğu ve PKK'nin şehir merkezlerinde faaliyet yürüttüğü öne sürülen sivil kadrolarına yönelik sürdürüldüğü söyleniyor.

Yapılan suçlamalar arasında ise, "Abdullah Öcalan'ın doğum günü, Nevruz, PKK'nın kuruluş yıldönümü gibi etkinlikleri düzenleyerek vatandaşları sivil itaatsizlik eylemlerine zorlamak", "Kürtçe'nin seçmeli ders kapsamında üniversitelerde okutulması için rektörlüklere dilekçe vermek", "Veliler tarafından 'Çocuğuma Kürtçe eğitim verilmesini istiyorum' adı altında milli eğitim müdürlüklerine dilekçe vermek", "Nüfus müdürlüklerine veya mahkemelere 'Kimliğime Kürt yazdırmak istiyorum' başvuruları yapmak", "'Ben de PKK'lıyım, yeni stratejiyi benimsiyorum' yönünde savcılıklara kendini ihbar etmek", "Sivil toplum örgütleri tarafından idamın kaldırılması, genel af, Kürtçe yayın serbestisi faaliyetini organize etmek" ve "PKK'ya legal ve illegal alanda bağışlar toplanması" yer alıyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yerel seçimler öncesinde Diyarbakır'a gelişini protesto amacıyla gerçekleştirilen kepenk kapatma eylemini de yine bu yan örgütün organize ettiği de iddia ediliyor.

Obama'nın Türkiye ziyaretinde PKK işi "bağlanmış"
ABD'den alınan istihbarat yardımına da vurgu yapılan haberlerde, ABD Başkanı Barack Obama'nın geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti sırasında DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'le olan görüşmede "Kürt sorununun çözümü şiddetle olmaz" sözlerine yer verilirken, bu ziyaret sırasında aynı zamanda ABD'li güvenlik danışmanlarıyla Türk terör uzmanları arasında da görüşmeler yapıldığı, "KCK"nın, PKK ile temaslarını deşifre etmeye yardımcı olacak istihbarat desteğinin tazelendiği belirtiliyor.

Zaman bu kez DTP'ye "demokratik" olmayı reva gördü
Operasyonun DTP'ye değil de PKK'ye yapıldığını titizlikle vurgulama ihtiyacı duyulduğu gözlenen ve polis raporlarından aktarılmış izlenimi uyandıran Zaman gazetesi haberlerinde, operasyonun gerçekleştirilmesi konusunda zamanlamaya özen gösterildiği ve yerel seçimlerin şaibe altına girmemesi amacıyla operasyonun seçim sonrasına ertelendiği "bilgi"si yer aldı. "Yerel seçimler öncesinde de halka, DTP'ye oy vermeleri, başka partiler adına çalışmayı bırakmaları için baskı-şantaj yapan, DTP'ye uzak gördükleri kişilerin telefon ve adres bilgilerini öğrenerek ailesi ve yakınlarını öldürmekle tehdit eden KCK kadrolarının, demokratik bir anlayışla seçimlere girmeyi düşünen DTP yönetimi arasında da huzursuzluk yarattığı öğrenilmiştir" denildi.

Fehmi Koru yine "bildi": "Ergenekon" süreci ve PKK'nin tasfiyesi ilişkisi

İki gün önce yapılan Ergenekon operasyonu üzerine yazısında Türkiye'nin artan öneminden bahseden Fehmi Koru, "Ergenekon" süreci ve PKK'nin etkisizleştirilmesi konusundaki şu satırları, dün yapılan operasyonun başlamasına saatler kala kaleme almıştı: "Oysa bir terör örgütünün istediği zaman dişini gösterebildiği, siyasi suikastların ve sistem-dışı müdahalelerin köşe başında beklediği bir ülkeyiz... PKK terör örgütü ile sistem-dışı müdahaleleri sağlamak üzere oluşturulmuş 'gizli' örgütler, birbirine ters, ancak her yönüyle birbirinin varlığından beslenen birer hilkat garibesi sayılabilir demokrasimiz açısından... PKK var diye harekete geçen örgütler, PKK'nın o örgütlerin uyguladığı şiddet politikalarından beslenmesine de imkân sağladı. Şimdi ise her iki oluşum tasfiyeye tâbi tutuluyor. Bir yandan PKK'nın yuvalandığı topraklar ve güç/destek aldığı kişiler Türkiye ile birlikte hareket eder hale getirilirken, diğer yandan da Türk yargısı var olan bütün gücüyle Ergenekon yapılanmasının üzerine gidiyor..."