Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Diyanet'ten Kürt operasyonu

AKP’nin iktidarda olduğu 8 yıl içerisinde bütçesi yaklaşık 6 kat arttırılan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yeni görevi belli oldu. Diyanet, AKP'nin “Kürt açılımı”na destek olmak üzere Güneydoğu seferine hazırlanıyor.

Yayın Tarihi: 20.10.2010 , 12:19 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

12 Eylül referandumunun ve 2011 seçim stratejisinin masaya yatırıldığı AKP’nin Kızılcahamam kampında gündemlerden biri de Kürt sorunuydu. Hükümetin, Kürt sorununa çözüm yöntemi olarak benimsediği 'Kürt halkının din aracılığıyla asimilasyonu' stratejisi kapsamında yeni girişimlerde bulunulacağı ortaya çıktı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, PKK ve Kürt sorunu sunumunun ardından söz alarak PKK’ye karşı ‘manevi önlemlerin’ arttırılmasını isteyen AKP Sivas Milletveliki Osman Kılıç’a cevaben yaptığı konuşmada, hükümetin yeni dincileştirme stratejisini açıkladı.

Atalay, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın vaazlar üzerinde inceleme yaptığını, vaazlarda birlik ve kardeşliğe vurgu yapılarak PKK’ye karşı mücadele edileceğini öne sürdü. Bölgede imam hatip liselerinin ve Kuran kurslarının sayılarını arttıracaklarını da belirten Atalay, önümüzdeki sene “Kürt açılımı” kapsamında din kardeşliğini birleştirici öğe olarak kullanmayı düşündüklerini ifade etti. Kampta AKP’nin Kürt milletvekillerinin de Kürt sorununun çözümü için müslüman kimliğin ortak kimlik olarak öne çıkartılmasını öneren açıklamalarda bulunduğu öğrenildi.

Kızılcahamam Kampı'ndaki tartışmalar, AKP’nin uzunca bir süredir kültürel haklar ekseninde ele aldığı Kürt sorununun "çözümüne" yönelik olarak Beşir Atalay ve Kürt milletvekillerinin önerdiği çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın merkezinde durduğu yeni bir dincileştirme kampanyası başlatacağını ortaya koydu.

Bu yeni atak için AKP'ye, bölgede referandumda "boykot" çağrısına rağmen sandığa giden seçmenin yüksek oranda 'evet' oyu vermesinin cesaret verdiği yorumları yapılıyor.

Din hep ön plandaydı
Atalay tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı kullanılarak yapılacağı açıklanan dincileştirme operasyonu aslında yeni bir strateji değil. Devletin PKK’ye karşı verdiği mücadelede "din silahı" her dönem farklı şekillerde kullanıldı.

Dinin ve dinci aktörlerin PKK’ye karşı kullanılması çerçevesinde, PKK’nin 1990’lı yılların ilk yarısında bölgede gücünü arttırması sonrası devlet bölgede Hizbullah'ı güçlendirdi. Devlet politikalarının yok etme üzerine kurulu olduğu ve ordu merkezli olarak yürütüldüğü yıllarda, Hizbullah terör örgütü uzunca bir süre “düzenli ordu” ile üstesinden gelinemeyen PKK’ye ve Kürt halkına karşı paramiliter bir örgütlenme içerisinde oldu. Bir taraftan bölgede hayatın şeriat kuralları doğrultusunda örgütlenmesi için çalışan, ellerinde kezzapla başı açık genç kız avına çıkan Hizbullahçılar, diğer taraftan PKK’ye ve önde gelen Kürt aydınlarına dönük kanlı bir imha politikası yürüttü.

Hizbullah’ın bölgede devlet tarafından PKK’ye karşı kullanıldığı biliniyordu. Geçtiğimiz sene Temmuz ayında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Hizbullah ana davasında, Hizbullah'ın askeri kanat sorumlusu olarak yargılanan Cemal Tutar da, üstlendikleri rolü açıklıkla dile getirdi. Devletin Hizbullah’a karşı operasyonlara başladığı dönemin öncesinde nasıl desteklendiklerini açıklayan Tutar, yaptıklarını, "Vurduklarımız, militan, yardım edenler ve bazı yazarlardı. Bazı Kürtler yanlışlıkla öldürülmüştür" diyerek özetlemişti. Sanıklardan Mehmet Ali Enez ise ''Hizbullah üyesi olmakla iftihar ediyorum. PKK zulmünden dolayı bu eylemler yapıldı. Savcı, hakim, polis bölgede rahat görev yapabiliyorsa bu cemaatimiz sayesindedir. Bizim ceza yerine, mükafatlandırılmamız gerekir'' diye konuşarak kendi görevlerini mahkeme üyelerine hatırlatmıştı.

AKP gerekli adımları atmıştı
AKP hükümeti döneminde de Hizbullah örgütü tamamen yok olmadı örgüt biçim değiştirerek faaliyetlerine devam etti. Örgüt bir süredir yine devlet desteğiyle "sivil toplum örgütleri" kurarak bölgedeki etkinliğini artırmaya çalışıyor. Çok sayıda gerici derneğin faaliyet yürüttüğü bölgede, Hizbullah'ın yasal biçimi olan Mustazaf-Der başı çeken derneklerden biri olarak dikkat çekiyor. Kürt siyasetçilerin de tepkisini çeken Mustazaf-Der'in faaliyetlerini artırması Fethullahçı medya tarafından da övgüyle karşılandı. 2009 yılı Nisan ayında Hizbullah’ın yasal örgütlenmesi olarak bilinen Mustazaf-Der’in de aralarında bulunduğu yapıların oluşturduğu “Peygamber Sevdalıları Platformu” bir “mevlit” düzenlemiş, ancak mevlit büyük bir mitinge dönüşmüş ve gerici medyada geniş yer almıştı.

AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte bölgedeki dincileştirme hamlesi, Hizbullah’la sınırlı tutulmadı. Hizbullah zamanında daha çok Kürtler’e karşı savaşta bir silahlı çete olarak kullanılmıştı. Oysa bu defa AKP, dini kimliği, Kürtler’i ideolojik olarak kendi tarafına çekmek için bir araç olarak kullanmak istiyor.

Bu çerçevede bölgede gerici yayıncılığın desteklenmesinden tarikat okulları, yurtları, dershaneleri kurulmasına 'Müslüman işadamlarının' desteklenmesinden valilikler eliyle dağıtılan yardımlara kadar pek çok faaliyet yürütülüyor.

Bu yöndeki faaliyetlerden bazılarını ise bizzat cemaatler üstlenmiş durumda. Bunlar arasında son birkaç yıldır Kurban Bayramı'nda bölgeye kamuoyunda da büyük ses getiren seferler düzenleniyor. "Doğu-Batı kucaklaşması" adıyla özellikle Kimse Yok mu? gibi Fethullahçı yardım örgütlerinin düzenlediği bu seferlerde çok sayıda gerici patron ve gönüllü bölgede yoksul halka "yardım" taşıyor. 2009 yılı Kurban Bayramı'nda sadece Diyarbakır'da 20 bin aileye et ve erzak dağıtıldı.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.