Diyanet İşleri Başkanı halife mi olacak?

Diyanet İşleri Başkanı’nın değişmesinin ardından gerici basında Diyanet’in soyunacağı yeni görevler tartışılmaya başlandı. Yenişafak’tan Akif Emre, kuruma "halifelik" yakıştırması yaparken, Ali Bulaç, Ortadoğu’ya açılırken kurumun önemli roller üstleneceğini yazdı.
Çarşamba, 17 Kasım 2010 11:00

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun yerine Prof. Dr. Mehmet Görmez’in getirilmesi, yandaş basında da tartışılmaya başlandı. Dİyanet İşleri Başkanlığı’nın mevcut yapısı ile devam edemeyeceğinde savunan islamcı yazarlar, yönetimdeki bu değişikliğin önemli olduğunda birleştiler.

“Ulus devlete imparatorluk gömleği giydirmek”
Yenişafak Yazarı Akif Emre, “Diyanet'e uluslararası rol mü?” başlıklı dünkü yazısında, DİB’in yeni görevler üstlenebileceğini belirtti. Diyanet İşleri Başkanlığı'na getirilen Mehmet Görmez'in görevi devralırken “dünyadaki tüm Müslümanlara, yeryüzünün tüm mazlum milletlerine, tüm Müslüman azınlıklara hizmet ilkesinden hareket edeceğim” demesinin önemli olduğunu yazan Emre, “Bir ulus devlet olarak Türkiye'ye imparatorluk gömleği giydirmeye çalışan yeni söyleme çok da uygun bir dil kullanmış. Laik bir devletin bir kurumu olarak adeta uluslararası dini rol üstlenmesi devletin kuruluşunu borçlu olduğu başka bir uluslarötesi ya da ulusüstü kurumun işlevini hatırlatıyor. Görmez'in, böyle bir niyetinin olmadığı muhakkak olsa da, Türkiye'nin adeta ilga edilen hilafet rolünü hatırlatan bir dil kullanmasını tarihi hafızanın yeni formlar içinde ortaya çıkması olarak mı okumalı?” dedi.

Dinin sosyal sorunlarda da önemli bir yer tuttuğunu, Kürt sorununun da bu açıdan bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini savunan Emre, “Kürt meselesi olarak ortaya çıkan kırılmanın hilafet meselesindeki tarihi kırılma anlaşılmadan izahı mümkün değil” dedi.

“Postmodern Hilafet”
Emre ayrıca, “Diyanet'in, hem yapısı hem fonksiyonu itibariyle değil hilafetin yerini alması devlet kontrolü dışında bir din anlayışının gelişmesine bile engeldir. Tek tip vatandaş modeli gibi tek tip modern din anlayışını temsil eden Diyanetin küresel rol üstlenmesi bünyeye dar gelecek gibi görünüyor. Postmodern hilafet misyonunu hatırlatırcasına uluslararası role soyunan bu kurum memleketin dahilinde yaşanan temel sorunda, en azından söylem olarak, aynı misyon çerçevesinde rol alabilecek mi? Bunun söylemden öte, Diyanet'in bürokratik yapısını aşan bir siyaset tartışmasını göze almak anlamına geleceği muhakkak” dedi.

“Çizgi çok değişmez ama...”
Bir başka Yenişafak yazarı Yasin Aktay da 13 Kasım’da yayımlanan “Diyanet'te nöbet değişikliği” başlıklı yazısında, “Prof. Görmez'in başkanlığı birçok bakımdan elinden cübbe giydiği selefiyle bir devamlılık arz edecektir ancak Türkiye'nin farklı alanlardaki demokratik açılımlarının yaşanacağı süreçte sahip olduğu kişisel özellikleri dolayısıyla bir farkla temayüz edeceğini bekleyebiliriz” demişti.

“Zihniyet değişiyor”
Önceki gün köşesinde, DİB’deki değişikliği değerlendiren Ali Bulaç,” Ali Bardakoğlu'nun çıkardığı cübbeyi Görmez'e giydirmesi, eski zihniyet ve bürokratik ‘din hizmetleri’nin artık ‘yeni Türkiye’de karşılığı kalmadığının sembolik ifadesiydi” dedi.

Bulaç, “Diyanet’te ‘yeni dönem’” başlıklı yazısında, “Hükümet Kürt sorunu, Alevi talepleri, azınlıklar, din ve vicdan özgürlüğü, başörtüsü vb. konularda 'demokratik açılımlar' yapar ve iyi kötü mesafeler kat ederken, Diyanet hükümetin gerisinde kalamazdı. Bu, ‘Bize fikir sormayın, biz siyasilerin işlerine karışmayız’ demenin ötesinde bambaşka bir ihtiyaca işaret eder. Türkiye hızla reform sürecine giriyor, başta Ortadoğu ve çevresindeki havzalarla yeni ilişkiler kuruyor, bu süreçte en çok ihtiyacı hissedilen kaynak ‘din’ ve ‘İslami entelektüel formasyon’dur” dedi.

“Ortadoğu’ya açılırken yeni ihtiyaçlar”
“Ortadoğu'ya açılırken İslami ilimler ve tefekkür alanında ortaya çıkan bilgi ve entelektüel stoku ihtiyacını” geleneksel Diyanet'in karşılayabilecek durumda olmadığını yazan Bulaç, “Diyanet'in, yeni dönemde hem İslamî ilimlere vâkıf, hem uluslararası tecrübesi yanında bölgesel ve küresel vizyonu olması yanında entelektüel birikimi ve formasyonu yeterli bir başkana ihtiyacı vardı” dedi.

“Bardakoğlu gerilimi”
AKP’nin yurt içinde ve yurt dışında yaptığı bir çok açılıma Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yeterince destek vermemesi, hükümeti uzun süredir rahatsız ediyordu. Bardakoğlu’nun “Biz siyasete karışmayız” gibi açıklamalar yapmasından rahatsız olan hükümetin Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanlığı’na Faruk Çelik’i getirmesinin ardından bu gerilim iyice su yüzüne çıkmıştı. Özellikle Kürt açılımı ve Alevi açılımı konusunda DİB’e her gün yeni görevler biçilirken kurumun bu tartışmaların dışında kalması hükümet tarafından kabul görmüyordu. “Aile İmamlar”, “İrşad ekipleri”, “Güneydoğu’ya acilen bin 362 adet cami yapılması”, gibi çalışmalarla dinin toplumsal hayattaki yerini güçlendirmeye çalışan hükümet, kurumun yönetiminin de bu ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlenmesini öngördü.

Bunun yanı sıra Ali Bardakoğlu’nun ilk atandığı dönemde de Diyanet için AKP’nin ilk tercihi olmadığı biliniyor. Prof. İbrahim Kafi Dönmez’in, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in vetosuna takılması üzerine, Bardakoğlu bu göreve getirilmişti. Bardakoğlu’nun iki ay sonra görev süresinin dolacak olmasına karşın görevden alınması, bu uyumsuzluğun, güncel konular üzerinden daha da keskinleştiğini gösterdi.

Yeni başkan
İçeride açılımlar yaparken bir yandan da Ortadoğu’da “Osmanlı mirası” üzerinden etkili olmaya çalışan AKP’nin bu iki çalışmasında da Diyanet İşleri başkanlığı’nın desteğine ihtiyaç duyduğu biliniyor. Geçtiğimiz 8 yıl boyunca Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun yardımcılığını üstlendikten sonra kurumun başına getirilen Prof. Dr. Mehmet Görmez’in bu ihtiyaçlara yanıt vermesi bekleniyor. Prof. Dr. Mehmet Görmez, yandaş basında “Alevi çalıştayları ve Kürt açılımının Diyanet ayağının mimarı” olarak tanıtılıyor. Görmez bunun yanı sıra Diyanet'in Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevini de yürütüyordu.

(soL-Haber Merkezi)