Çarşamba, 18 Ocak 2012 - 17:19
YazdırYazdır Arkadaşına gönderArkadaşına gönder

Dink kararına neden şaşırmamak gerek?


Avukat Turgut Kazan, Dink'in yargılandığı süreçte rol oynayan hakim ve savcıların atamalarına dikkat çekti.

Turgut Kazan, Dink cinayetinin örgüt işi değil, bir meczup işi sayılmasına şaşırmamak gerektiğini belirtti ve buna gerekçe olarak Dink'le ilgili davalarda rol oynayan hakim ve savcıların AKP tarafından nasıl ödüllendirildiğine veya cezalandırıldığına dikkat çekti.

Yön Radyo'ya konuşan Avukat Turgut Kazan, "ücretsiz eğitim isteyen veya HES’leri protesto eden gençler örgüt üyesi sayılıp tutuklanırken, vilayet / emniyet / jandarma üçgeninde planlandığı apaçık anlaşılan Hrant Dink cinayetinin, örgüt işi değil, bir meczup işi sayılmasına hiç şaşırmamak gerektiğini" söyledi.

Bu planda ilk adımın Türklüğe hakaret davasıyla atıldığını belirten Kazan, "Şişli’den mahkumiyet çıktı. Temyiz edilince, o zamanki Yargıtay Başsavcılığı’nın beraat öngören ayrıntılı tebliğnamesine rağmen, Yargıtay 9. Ceza Dairesi Onama kararı verdi. Öncelikle, o kararı veren Daire Başkanının (Hasan Gerçeker), Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Başkanlığı’na getirildiğinin düşünülmesini istiyorum" dedi.

Bu onama kararına, o zamanki Yargıtay Başsavcılığı’nın itiraz ettiğini ve itiraz üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ret kararı verdiğini hatırlatan Kazan, "İtirazın reddi için, kimlerin canla / başla çalıştığı ve başbakanın hangi üyenin (Nihat Ömeroğlu) çocuğu için İstanbul’daki nikah törenine katıldığı, hangi üyenin (Hasan Erbil) Yargıtay Başsavcılığı’na atandığı hatırlanmalıdır" dedi.

Kazan, "Asıl önemlisi, Yargıtay Başsavcılığı’ndaki değişiklikle birlikte, Hrant Dink’in Türklüğe hakaret suçu işlemediğini vurgulayan tebliğnameyle itiraz dilekçesi hazırlayan savcının (Ömer Faruk Eminağaoğlu) nereye sürüldüğüne bakalım. Böylece, o ilk adım dediğimiz, Türklüğe hakaretten mahkumiyet kararını onama oyu verenlerin geldikleri / getirildikleri yerle hakaret suçu yoktur diyenlere nelerin reva görüldüğünü karşılaştırma ve daha doğru bir değerlendirme yapma imkanına kavuşuruz" dedi.

Turgut Kazan, son olarak "bütün bu gelişmelere, cinayetteki kirli ilişkileri aydınlatmaya çalışan Nedim ŞENER’in örgüt suçlamasından tutuklandığını ekleyince, cinayetin örgüt işi değil, bir meczup işi olduğu yolundaki karara da şaşırmamamız gerektiğini anlarız" diye ekledi.

(soL - Haber Merkezi)

Ekler

İletişim: habermerkezi@sol.org.tr - sol@sol.org.tr