Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Devlet Kürt sorununu Batı'da mı çözüyor?

"Demokratik çözüm" projesi için atılan adımların önemli bir kısmının ilk elden sorumlusu olan İçişleri Bakanlığı, Mardin katliamını da Batı'da "çözmeye" soyundu.

Yayın Tarihi: 02.11.2009 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

4 Mayıs 2009 tarihinde Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge Köyü'nde yaşanan katliamın üzerinden üç ay geçmeden, Ağustos ayı başında, önce ilgili yerel gazetelerin gündemine giren bir gelişme yaşandı.

Bilge Köyü'nde yedisi çocuk olmak üzere 44 kişiyi öldürdükleri gerekçesiyle Çorum Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan 11'i tutuklu 13 sanığın yakınlarının, İçişleri Bakanlığı'nın "çok gizli" bir projesi kapsamında Trakya bölgesinde bir yerleşim birimine yerleştirileceği, Trakya'daki yerel basına yansıdı. İçişleri Bakanlığı'nca "çok gizli" yürütülemeyen çalışmaların, Ekim ayı başında da ulusal basında yer almaya başladığı gözlendi.

En son dün, AKP Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, "muhtemel bir intikam saldırısına karşı devlet tarafından koruma altına alınmış olduğu" açıklanan ailelerin Kırklareli iline yerleştirileceğini bildirerek, projedeki son duruma ilişkin bilgi verdi.

Kırklareli'de bir toplantıya katılan Sarıçam, ailelerin yeni bir yere yerleştirilmesi konusundaki çalışmaların, Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütüldüğünü açıklayarak, Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ'da araştırmalar yapıldığını, Kırklareli'nin "en uygun" il olarak tespit edildiğini, Kırklareli Valiliği'nin de her tür tedbiri almak üzere çalışmalarını halen sürdürdüğünü belirtti.

"Çözüm": Sosyal hayatın içinde yer almamak!
Ülkenin doğu bölgelerinde kan davalarını yok etmenin çok zor olduğunu söyleyen AKP Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, "bu kişileri yavaş yavaş o kültürden uzaklaştırmalıyız. Bu katliamı yapanların eşleri ve çocuklarından oluşan 80 civarında vatandaşımızı, devletimiz koruma altına aldı. Fakat bu kişileri o bölgede korumak çok zor. Devletimiz bunları, 'Batı'daki illerde koruyalım' diyerek, karar aldı" şeklinde konuştu.

Sarıçam, ailelerin, "tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmak kaydıyla", Kırklareli'de 3 ay, 6 ay veya 1 yıl kalacaklarını kaydetti. Sarıçam'ın "(aileler) sosyal hayatın içinde olamayacaklar" ifadesinden ise, ailelere yerleştirildikleri yerde istihdam sağlanmayacağı gibi, günlük yaşamdan ve çevreden de soyutlanacakları anlaşıldı. Ailelere iş sağlanması olasılığı, Kırklareli'de, altta yatan sebep Kürt-Türk ayrılığı olsa da, yaygın işsizlik gerekçe gösterilerek tepki gösterilen en önemli başlıktı.

Yerel halk ve CHP ile MHP karşı çıkıyor
Bilge Köyü katliamı sanıklarının ailelerinin Kırklareli'ne bağlı Alpullu beldesine yerleştirilmesi konusunda çalışmalar yapıldığı ilk kez, Kırklareli İl Genel Meclis'inin Ağustos ayı başındaki toplantısında gündeme gelmişti. O zamandan beri süregelen tartışmalar, Kırklareli'nin yerel siyasi çevreleriyle sınırlı kalmıştı.

CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, "bu kişiler saldırıya devamlı açık insanlar. Çünkü töre bunların arkasından gelecektir. Bir de bu kişilere iş vermemiz talebinde bulunacaklar. Biz bu kişilere iş verirsek durum çok farklı bir boyut alır. Bizim kendi halkımız işsizken onlara iş vermemiz ne kadar doğru olur, bilemeyiz" demiş, MHP Kırklareli İl Başkanı Altan Orakçı da, sert açıklamalar yaparak bu projeye karşı çıkmıştı.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile İçişleri Bakanlığı yetkililerinin, sanık yakınlarından oluşan 94 kişinin yerleştirilmesi için öncelikle Kırklareli'nin Alpullu beldesinde karar kılınmasının ardından burada yaşayanların tepkileriyle karşılaşılması üzerine, Kırklareli'nin bir başka yerleşim bölgesinde bulunan bir sitenin satın alındığı öğrenildi. Sitenin 24 saat kamera ile izleneceği ve geniş güvenlik önlemleri alınacağı belirtildi.

Yerleşim biriminde yaşayanların ise, sanıkların ailelerinin buraya yerleştirilecek olmasından dolayı tedirginlik yaşadıklarını yetkililere bildirdikleri kaydedildi.

Devlet yine çözmüyor
Sosyal bilimciler, Mardin sanıklarının ailelerinin güvenliğinin devlet tarafından sağlanarak başka bir yere göç ettirilmesinin "çözüm" olmadığına parmak basıyor.

Özellikle Urfa ve Mardin'deki aşiret düzeninin çok eşitsiz bir toprak paylaşımına dayandığı biliniyor. Bu eşitsizlik nedeniyle çok geniş topraklar bir ya da birkaç ailenin elinde toplanırken, pek çok aile topraksız kalıyor. Toprak paylaşımının aileler arasında anlaşmazlık ve çatışmalara gebe oluşu nedeniyle, bu sorunların üstünün örtülmesi için çok karmaşık evlilik bağları ile akrabalık ilişkileri inşa ediliyor.

Mardin'de yaşanan katliamda da gündeme gelen bu yapılanma, akrabalık ilişkileri üzerinden sağlanan bazı ayrıcalıkların da sorunları örtmeye her zaman yetmediğini göstermişti. Toprakları elinde tutan aileler "milis güçleri" besliyor, dolayısıyla da devletin göz yumduğu bu adaletsiz düzen, bazı ailelerin silah gücüyle ayakta tutuluyor.

90'lı yıllarda, "terörle mücadele" adı altında "korucu" olarak görevlendirilerek silah gücüne kavuşturulanlar da yine bu aşiret reisi konumundaki aileler oldu. Pek çok sosyal bilimci, adaletsizliklerin bu kez bir de söz konusu aileler tarafından devletin gücünün arkaya alınmasıyla sürdürüldüğü bu toplumsal yapıya ilişkin, özellikle de son 10 yıldır çeşitli uyarılar yaparak, mevcut yapının "patlamaya" hazır olduğunu dillendirdi. Mardin Bilge Köyü katliamı, bu uyarıların doğrulandığı bir örneği oluşturdu.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.