Cumhurbaşkanı kim olacak tartışması: Cambaza bak!

Cumhurbaşkanlığı tartışması, Abdullah Gül'ün sözcüsünün Ruşen Çakır'a verdiği röportajla yeniden alevlendi. Abdullah Gül'ün "rahatsız" olduğu söylenirken, AKP'den "Erdoğan aday olursa Gül olmaz" açıklaması geldi. Oysa tartışmalar, yeni Cumhurbaşakanı'nın "Başkan" olacağı gerçeğini örtüyor.
Salı, 31 July 2012 11:08

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ahmet Sever'in Vatan gazetesinden Ruşen Çakır'a verdiği röportaj, Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanlığı görev süresi ile ilgili verdiği kararın ardından tartışmayı yeniden alevlendirdi. Anayasa Mahkemesi, Abdullah Gül'ün görev süresinin 7 yıl olduğuna hükmederken, bir kez daha aday olabileceğine karar vermişti.

Ruşen Çakır'ın sorularını yanıtlayan Ahmet Sever, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresinde belirsizlik nedeniyle rahatsız olduğunu belirtirken, mahkeme kararından sonra AKP içerisindeki önemli isimlerin Gül'ün yeniden adaylığına karşı açıklamalar yapmasının Cumhurbaşkanı'nı "üzdüğünü ve kırdığını" söyledi.

Gül'ün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile aralarında bir çekişme varmış gibi yansıtmamaya özen gösterdiğini iddia eden Sever, gazetelerde yayınlanan bazı anketlerin de maksatlı olduğunu ima etti.

Hüseyin Çelik'ten açıklama
Sever'in röportajının ardından, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik Twitter hesabından açıklamalarda bulundu. Sever'in açıklamaları hakkında "yeni bir şey yok" diyen Çelik, Gül'ün yeniden aday olmasının imkan dahilinde olduğunu, ancak bunun imkan dahilinde olmasıyla gerçekleşmesi arasında fark bulunduğunu söyledi.

Erdoğan ile Gül arasındaki "güven duygusunun geçmişteki bir çok uygulama ile de test edildiğini" söyleyen Çelik, "Ben Sayın Başbakan'ın aday olması halinde Sayın Gül'ün aday olmayacağına inanıyorum. Bu konuda çatışma bekleyenlere söylüyorum: Bu işten size ekmek çıkmaz. Sayın Gül, çok başarılı, etkin ve aktif bir Cumhurbaşkanlığı yapmaktadır. Eminim ki o, daha uzun yıllar şu veya bu konumda hizmete devam edecektir." dedi.

Erdoğan ya da Gül fark eder mi?
Cumhurbaşkanlığı tartışmaları başladığından bu yana, konu Çankaya Köşkü'ne Tayyip Erdoğan'ın mı çıkacağı, yoksa Abdullah Gül'ün yola devam mı edeceği ekseninde düğümleniyor.

Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan arasındaki gerilim tek başına "suni" nedenlerden kaynaklanmıyor olsa da, Cumhurbaşkanı'nın yetkileri konusunun ve Başkanlık veya yarı başkanlık tartışmasının Gül-Erdoğan çekişmesinin gölgesinde kaldığı görülüyor. 2014 yılında seçilecek olan yeni Cumhurbaşkanı'nın hangi yetkilerle donatılacağı birçok AKP'li vekil tarafından dile getirilmişti. Örneğin AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Fransa’da olduğu gibi başbakanı cumhurbaşkanının ataması gerektiğini savunmuş, diğer Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da "Zaten yerı-başkanlık sistemini uyguluyoruz" demişti. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ da, 2014 yılındaki seçimlerde Türkiye'nin yarı başkanlık sistemine geçiş yapacağını öne sürmüştü.

Başbakan Erdoğan'ın, 2014 yılında Başbakanlığı bırakıp "Başkan" olarak Çankaya'ya çıkmak istediği medyada sık dile getirilen bir iddia. Erdoğan, "bu son Başbakanlığım" diyerek de bunun sinyallerini zaten veriyor. Ancak Çankaya'ya çıkacak isim üzerinden yürütülen tartışma, Erdoğan'ın geniş yetkilerle donatılmış bir Başkanlık sistemi ile birlikte yeni görevine talip olduğunu unutturuyor. Bu sene sonuna kadar yürürlüğe girmesi planlanan yeni anayasanın da başkanlık sistemine cevaz vereceği öngörülüyor. AKP bu eksende düğümlenen bir Cumhurbaşkanlığı tartışmasında, yetki meselesini gündemden uzak tutmayı başarıyor.

Abdullah Gül'ün marifetleri

Ahmet Sever'in röportajında, Ruşen Çakır'ın sorduğu "noterlik" sorusu, Abdullah Gül'ün 5 yıllık Cumhurbaşkanlığı performansına dair bir fikir veriyor. "Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki uyum"a dikkat çeken Çakır, bunun Köşk'ü rahatsız edip etmediğini soruyor ve Sever'den şu yanıtı alıyor:

"Ediyor tabii ki çünkü doğru değil bu. Geri gönderdiği kritik yasalar da oldu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da geçenlerde yaptığı açıklamada bunu teslim etti, onun herkesin cumhurbaşkanı olmak için çalıştığını dile getirdi. Zaten geçen beş yılı noterlik olarak tanımlamak büyük haksızlık olur. Çünkü bu sürede Çankaya’nın kapısı, hiçbir ayrım gözetmeksizin herkese açıktı ve sorunu olan herkes Çankaya’nın kapısını çaldı. Böyle bir umut ve beklenti olmasa niye her kesimden, her görüşten insanlar Çankaya’nın kapısını çalsın?"

Sever, "İktidar ile Gül arasında illa bir kriz mi yaşanması gerekiyor?" diye sorarken, Kürt açılımı, Ergenekon operasyonları ve rektör atamaları konusunda da Cumhurbaşkanlığı ile iktidarın ne kadar uyum içerisinde çalıştıkları görülüyor. Gerçekten de Abdullah Gül, AKP iktidarının rejim değiştirirken geliştirdiği mekanizmalarla ciddi bir uyum içerisinde bulunmuş Ergenekon, Balyoz, KCK gibi operasyonlara açıktan destek verirken Kürt açılımının işaret fişeğini "iyi şeyler olacak" sözleriyle vermiş ve üniversitelere cemaatçi ve AKP yandaşı rektörleri atayarak devletin en önemli kurumlarından birisini yeni rejime uyumlu hale getirmişti. Gül, tüm bunları yaparken, Sever'in da ısrarla vurguladığı gibi "mutedil" bir tarz tutturmaya özen göstermişti.

Muhalefetin katkısı
Abdullah Gül'ün yarattığı bu imajda, CHP ve MHP'nin de büyük katkısı olmuştu. Sever'in röportajda dikkat çektiği, Kılıçdaroğlu'nun Abdullah Gül övgüsü yalnızca bir örnek olarak görünüyor. Cumhuriyet Halk Partisi, kritik birçok başlıkta Abdullah Gül'ün "hakemliğine" güvenmiş, AKP'ye ve Tayyip Erdoğan'a karşı Gül'ü ön plana çıkartmaya çalışmıştı. Milliyetçi Hareket Partisi ise, bizatihi Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasının önünü açan parti olarak tarihe geçti. Muhalefet partileri, siyasi angajmanı açık olan Abdullah Gül'ü ısrarla "siyaset üstü" bir konuma yerleştirmeye çabaladı.

Hüseyin Çelik'in açıklamalarıyla birlikte düşünüldüğünde, aday olmaması halinde dahi Abdullah Gül'ün bugün üstlendiği misyonu devam ettireceği anlaşılıyor. Düzen içi muhalefeti tarafından, görünürde daha az "politik" bir tarz tutturduğu iddia edilen Gül'ün, AKP'nin kararı doğrultusunda, görevi Tayyip Erdoğan'a bırakma olasılığı, Cumhurbaşkanı'nın "yenilgisi"nden çok, sürdürdüğü görevin sürekliliğine işaret ediyor.

(soL - Haber Merkezi)