CHP tarikatlara ne kadar açılır?

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu dün yaptığı açıklamada “siyasallaşmadıkları sürece” tarikatlara saygı duyacaklarını söyledi. Oysa önceki seçimlerde çarşafa rozet taktıklarında, Kadiri Cemaati CHP'ye destek açıklaması yaparken Kılıçdaroğlu hiç itiraz etmiyordu.
Salı, 25 Ocak 2011 10:00

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu dün yaptığı açıklamada “siyasallaşmadıkları sürece” tarikatlara saygı duyacaklarını söyledi. Oldukça büyük sermaye ve örgütlülüğe sahip bu yapıların siyasete karışmaması beklentisinin ne kadar mantıklı olduğunu, bunların bir hukuk devleti içindeki tartışmalı konumunu bir kenara bırakacak olsak dahi, CHP dâhil olmak üzere tüm düzen partilerinin her zaman seçimlerde cemaatleri yanına çekmek için uğraş verdiği bilinen bir gerçek.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Denizli Ticaret Odası’nda katıldığı bir toplantıda tarikatlara laf atan partiliyi susturdu. Kılıçdaroğlu partiliye kızarak, CHP’lileri “Tarikat konusuna girmeyin” diye uyardı.

Toplantıdan sonra tarikatlar ile ilgili sorulara cevap veren Kılıçdaroğlu “Temiz duygular siyasete alet ediliyor. Holdingler kurup, alın teri çaldılar. Siyasallaşmayan, siyaset yapmayan tarikatlara saygılıyız” dedi.

"Belli insanların bir araya gelerek ortak manevi duygu yarattıkları yapılar"
Tarikatları “belli insanların bir araya gelerek ortak manevi duygu yarattıkları yapılar” olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu siyasetin buna karışmaması gerektiğini savundu ve şu ifadeleri kullandı: “Tarikat zaten yol demek belli yolda, belli düşüncede bir araya gelen insanlar, inançlarını paylaşıyor, saygılı olacağız. AKP, bunu hep CHP’nin aleyhine kullandı. Bu tuzağa kimsenin, partililerimizin düşmemesi gerekir.”

Oysa Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin Meclis Grup Başkanvekili iken, şimdilerde partinin ikinci adamlığına getirdiği Gürsel Tekin İstanbul'da çarşafa rozet takar, Kadiri tarikatı sözcüleri CHP'ye destek açıklaması yaparken, hiç de "tarikatlar siyasete karışmamalı" demiyor, bu durumdan rahatsızlığını dile getirmiyordu!

Laikliğe uygun ve uygun olmayan tarikatlar
Tarikatlar ile yakın ilişki kurma yalnızca sağ partilerin tekelinde olmadı. Zaten tarikatlar da “hangi parti iktidara gelince kendisine daha faydalı olur” ölçüsü üzerinden hareket ettiği için ideolojik farklılıklarına rağmen bir siyasi partiyi desteklemekten çekinmediler.

Bunun en tipik örneklerinden biri laiklik konusundaki "hassasiyeti" ile bilinen Bülent Ecevit. 90'ların ikinci yarısında Ecevit ile Fethullah Gülen arasında yaşanan yakınlaşma biliniyor. Laiklikle bağdaşan tarikatlar - bağdaşmayan tarikatlar ayrımı yapan Ecevit, Fethullah Gülen'in okulları için övgü dolu ifadeler kullanmıştı. Ecevit son dönemde Gülen ile yakınlaştığı için sık sık eleştirilmişti. DSP içinde bu konudan rahatsız olanların yönetime karşı sesini yükselttikleri haberleri basında yer almıştı.

ecevit-fethullah-guleni-nasil-korudu-1610101200_l.jpg

Gülen, Ecevit'in ölümünün ardından yayınladığı mesajda, "Milletimizce de malum olduğu üzere, o, hep inandığı gibi yaşadı ve inançlarından asla taviz vermedi. Türkiye’mizin geleceği adına yapılan olumlu hizmetlere sürekli destek verdi. Bir takım kaba dayatmalar karşısında asla eğilmedi. Ve bu duygularla Allah'a yürüdü" demişti.

Geçtiğimiz yıl Balçiçek Pamir’e verdiği röportajda Rahşan Ecevit eşinin tariklere bakışını, Kılıçdaroğlu’nunkine çok benzeyen bir söylem ile şöyle özetleyecekti: "Tarikat yol demektir, herkesin Allah'a ulaşmak için bir yol arama hakkı vardır diye düşünürdü"

Fethullah Gülen’in sağ kolu Hüseyin Gülerce bakın ne anlatıyor: Ankara’daki Samanyolu Koleji’ne altı ayda 80 defa müfettiş gitti. Öğrenciler, “Derslerde öğretmenlerimizden çok müfettiş görüyoruz” dediler. Veliler, “Çocuklarımız adam akıllı eğitim alamayacak mı?” diyerek isyan etti ve arkadaşlarımız rahmetli Ecevit’e şikâyete gittiler. Ve Ecevit inanamadı. Milli Eğitim Bakanı arayıp teyit edince şaşırdı.” Hocaefendinin Ankara’daki kolejine 80 defa müfettiş gitmiş! Ama Başbakan Ecevit’in haberi yokmuş. Haberdar olunca tabi her şey süt liman olmuş.

CHP farklı mı?
Deniz Baykal’ın istifası ve Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan seçilmesinin ardından CHP’de gözle görünür bir söylem değişikliği söz konusu. Sağcılaşan CHP’nin muhafazakar kesimden daha fazla oy alma çabası gözlerden kaçmıyor. Aslında bunlar CHP için hiç de yeni fikirler değil, son birkaç senedir CHP’nin muhafazakâr seçmen ile arayı sıcak tutmaya çalıştığı görülüyor.

Son yerel seçimler öncesinde CHP’nin sağa açılma politikalarının mimarı olan, o günün İstanbul il başkanı, şimdi ise Örgütlenme ve Örgüt Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’nin mitingde çarşaflı kadınlara rozet takması ve kadiri tarikatının ileri gelenleri ile giriştiği seçim pazarlığı hala hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor.

Tekin'in "çarşafa rozet takması", sadece sembolik bir siyasi jest değildi. Aslında bir tarikat, Kadiri tarikatı partiye katılıyordu. Tarikatın önde gelenlerinden Abdül Hafız Aydın, bin kişiyle beraber partiye giriyordu.

Tarikatların siyasi oyunlarını bir kez daha hatırlatırcasına Aydın, gazetecilere CHP'ye katılmasıyla ilgili olarak "AK Parti'den belediye meclis üyeliği için başvuruda bulundum. Ama AK Parti'den istifa edip CHP'ye geçtim. Çünkü CHP'nin daha iyi hizmet vereceğini düşünüyorum" diyordu.

"Bu coğrafyada 3 bin yıldır çarşaf var"
Zaman ve Yeni Şafak gazetelerine verdiği röportajlar ile çok tartışılan, yeni CHP’nin vizyonunu oluşturan kişilerin başında gelen Gürsel Tekin kısa bir süre önce şu ifadeleri kullanmıştı: “Bu coğrafyada üç bin yıldır çarşaf var. Yaşam biçimlerine saygı duyacağız. Çarşaf açılımı başarılı olmuştur. Rozet takılanlar istifa etmedi. Sadece Eyüp’te aday olamayan biri tepki gösterdi. Ablam da başörtülü. Kadıköy Belediyesi'nde tek türbanlı vardı, benim yanımdaydı. 10 yıl çalıştı. Onlar türbanı siyasallaştırılınca bizimkiler de siyaseti onun üzerine kurdu. O da yanlış, bu da”

images_4.jpg

Geçtiğimiz yıl Zaman gazetesine verdiği röportajda laikliği de eleştiren Tekin, "Laiklik tartışması yok toplumun gündeminde. Şeriat gelecek, komünizm gelecek... Hep bu korkularla büyütüldük" demiş, CHP'nin "Çarşaf Açılımı"nın merkezi olan İstanbul'da yaratılan CHP modelini Türkiye'ye uygulayacaklarını belirterek, "kesinlikle uygulamak zorundayız. Aksi takdirde önümüzdeki dönemde siyaset boşluğu kabul etmez. Ciddi sıkıntılar da olur" diye konuşmuştu.

Bu icraatlar yalnızca söylem düzeyinde bir popülizm olarak kalmamış, Gürsel Tekin’in İstanbul İl Başkanı olduğu sırada Kadiriler ile kurulan yakın ilişki neticesinde Kadiri Liderleri Belediye seçimlerinde tarikat mensuplarını CHP’ye oy vermeye çağırmıştı. Bugün “siyasete alet olmayan tarikata saygı duyarız” diyen Kılıçdaroğlu o gün CHP’nin İBB Başkan adayı idi.

Gürsel Tekin'in birkaç hafta önce Diyanet işleri eski başkanı Ali Bardakoğlu’nu CHP’de görmek istediklerini söylemesi yine sağcı kesime yakınlaşma çabalarına örnek olarak düşünülebilir.

CHP Parti Meclisi üyesi İlahiyatçı Muhammed Çakmak muhafazakarları rahatlatıyor
"Tarikatlara ve cemaatlere yönelik bir ayrım yapmayacağız. Topluma bütün olarak bakacağız. Adam kendini nasıl ifade ediyorsa etsin. İnanan, inanmayan herkesin özel inanç dünyası bizim için saygıdeğer olacak. İnsanların halkla ve kamuyla ilişkilerinde bir hata yoksa özel yaşamı bir başkasının özel yaşamını tehdit etmiyorsa sorun yok. CHP iktidarında tarikat ve cemaatler kendilerini daha da rahat ifade edecekler. Temel çizgimiz, ‘Ötekinin yaşam, inanma, konuşma hakkını incitmeyen bir tavır takınıldığı müddetçe herkes azizdir, herkes kutsaldır, herkes hürmete layıktır.’"

Taha Akyol’da bir yazısında CHP’ye cemaatlerden oy alması yolunda akıl veriyor, örnek olarak da Ecevit’i gösteriyor:

Öyle ama genel imaj değişmedi hiç. Bir-iki hafta bu imajı değiştirmeye yetmez. Baştan böyle çıksaydı halkın önüne CHP, sonuç farklı olurdu. Aslında Baykal, Ecevit’in ortanın solu hareketi felsefesini günümüze taşısın, en az yüzde 30 oy alır. Ecevit’e Fethullah Gülen Cemaati oy verdi değil mi? CHP de bu beceriyi gösterebilmelidir. Yanlış anlaşılmasın bir simge bu. Ben Fethullah Gülen Cemaati’ni tayin edici bir faktör olarak gördüğümü söylemiyorum. Ama önemli bir faktör.

Yapılan açıklamalardan anlaşılan o ki Kılıçdaroğlu yönetiminin bu mesajı aldığı görülüyor.

(soL -Haber Merkezi)