CHP takiye mi yapıyor?

Dinci basında köşe yazarları bir yandan CHP'nin "gericilik açılımı"nı desteklerken diğer yandan "CHP açılımında samimi mi, değil mi?" diye tartışıyor. Samimiyetini göstermesi için CHP'den beklentileri, daha somut ve ileri adımlar atması.
Salı, 17 Şubat 2009 10:00

soL (HABER MERKEZİ) AKP'nin laiklik ve cumhuriyet konularında "takiye" yapıp yapmadığı sorgusu, şimdi, CHP'nin "dini" açılımlarıyla birlikte, yerini "CHP takiye mi yapıyor?" tartışmasına bıraktı. Dinci basın ve yazarlar, CHP'nin türban ve Kuran kursu açılımlarında ne kadar samimi olduğunu belirlemeye çalışıyor. Zaman Gazetesi yazarlarında CHP'nin "samimiyetini sorgulamadan" desteklemek gerektiği görüşü ağırlık kazanırken, Yeni Şafak yazarları, açılımlara daha kuşkulu yaklaşıyor.

"Baykal, Gorbaçov'un rolünü oynayabilir"
Zaman gazetesi yazarlarından Ali Bulaç, Hürriyet'in Pazar ekinde yer alan röportajında, CHP'nin takiye yaptığını zannetmediğini söylüyor ve CHP'nin bir değişim projesine giriştiğini ileri sürüyor. Bulaç'a göre, CHP "devletin ideolojisini taşıyan parti" olduğundan "onun açılımları devletle ilgili bir reformun da habercisi. O nedenle memnun edici".

Bulaç'ın, Baykal'ın başlattığı değişimi örneklemek için referans verdiği kişi ise yeterince manidar: "Deniz Baykal çok büyük bir değişimin aktörü olabilir. Türkiye'de Gorbaçov'un rolünü oynayabilir".

"AKP kadar samimi"

Ali Bulaç, konuya "gerçekçi" bakmaktan yana. CHP'nin açılımlarını hararetle desteklerken, bunlarda samimi olup olmadığını neden önemsemediğini, AKP'nin açılımları üzerinden örnekliyor: "Demokraside samimiyet ve seçim yatırımı gibi kavramların hiçbir önemi yoktur da ondan. AKP'ye bakalım örneğin: TRT Şeş'i açıyor, Nâzım Hikmet'le ilgili düzenlemeler yapıyor. Normal bir AKP'liyi ele aldığınızda bu açılımları ondan beklemezsiniz, değil mi? Fakat akıllı bir AKP'li der ki, bu ülkede Nâzım Hikmet'e iade-i itibar konusunda bir talep var ve bu talep edenlerin oyları var."

"Diniyle barışık sosyal demokrat bir parti silip süpürür ortalığı"
Ali Bulaç, CHP'nin "tarikat açılımını" ise şu sözlerle destekliyor: "Sürekli nabız tutuyorum. Çok olumlu karşılıyor herkes. Bazı tarikat ve cemaatler CHP'ye sempati duymaya başladı. Türkiye'de sınıf yapısı teşekkül etmediği için partiler arası kayma çok kolaydır. 1983'ten sonraki 20 yıl içinde seçmenin yüzde 60'ı parti değiştirdi. CHP yeni bir söylemle ortaya çıktığı vakit bu seçmeni alır. Bu açılımları yaparsa dindar seçmeni sağcı muhafazakâr partilerin ittiği gettolardan çıkarıp özgürleştirir. Diniyle barışık sosyal demokrat bir parti silip süpürür ortalığı."

Bulaç, Sultanbeyli seçim koordinasyon merkezinin açılışında Kadiri tarikatı ile kol kola giren Kemal Kılıçdaroğlu'nu özel olarak destekliyor, ancak, "gericilik açılımı"nda hız kesmemesi şartıyla: "Ona baktığım zaman mahalleden birini görüyorum. Bakkal Yaşar, kasap Tahsin'e benziyor. İrticadan, başörtüsünden bahsetmiyor, elinde yolsuzluklarla ilgili dosyalarıyla dolaşıyor. Bu bana çok sempatik geliyor, işte Türkiye'nin gerçek sorunlarına değinen biri, diyorum. Fakat CHP'nin içinde o kadar ağır bir baskı var ki, onu da aşağıya çekiyorlar. Geçen gün belediyelerde başörtülüleri çalıştırmayacağım demek zorunda kaldı ve bence bütün şansını kaybetti. Bizim cemaatler onu çok yakından izliyor ve bu demeci büyük moral bozukluğu yarattı. Partisinin tabanından gelen tazyike dayanabilseydi çok güzel şeyler olacaktı."

"Türbanı da çözsün, oyum CHP'ye"
Ali Bulaç, CHP'ye "gericilik açılımı"nda manevi desteğin yanı sıra somut destek vermeye hazır olduğunun da altını çiziyor. CHP gericilikte AKP ile yarışmaya devam eder, bir de üstüne türbanı serbest bırakırsa, Bulaç bir değil üç seçim arka arkaya oyunu CHP'ye verecekmiş.

"Hele bir arkasını getirsin"
Yeni Şafak gazetesi yazarları ise CHP'nin açılımını olumlu bulurken, samimiyeti konusuna daha çekinceli yaklaşıyorlar. Fehmi Koru, CHP ilk kez "çarşaf açılımı" ile ortaya çıktığında, bunun "basit bir takiye"nin ötesinde bir değişikliğe işaret ettiğini, "CHP AKP'leşiyor mu?" diye sorarak ilk dile getiren yazarlardan biri olmuştu. Ancak, gene de, dincilerin bu değişime ihtiyatla yaklaşması gerektiğini düşünenlerdendi.

Yeni Şafak yazarlarından Tamer Korkmaz da, bir yandan CHP'nin çarşaf ve kuran kursu açılımlarının samimiyetini sorgularken, diğer yandan da "her şeye rağmen CHP'nin hem kendisi hem de Türkiye için doğru olanı yaptığını" belirtiyor. Korkmaz'a göre, CHP'nin dinciler nezdinde inandırıcılık kazanmasının yolu, "söz konusu sıra dışı adımlarını tutarlı bir siyasal çizgi haline getirebilmesinden" geçiyor.

İlgili haber: http://haber.sol.org.tr/mansetler/anamanset/10137.html