Burak Erdoğan'ı hapisten kurtardı, bakın şimdi nerede?

11 Mayıs 1998... Adı yolsuzluklarla anılan Erdoğan ailesinin büyük oğlu Burak, sanatçı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne neden oldu. O kaza sonrası Erdoğan’ı kurtaran bilirkişi raporunu hazırlayan Eyüp Çakmak, karıştığı yolsuzluklara rağmen kariyerinin zirvesine çıktı...
Ali Ufuk Arikan
Çarşamba, 26 Şubat 2014 13:09

Başbakan Erdoğan’ın büyük oğlu Burak Erdoğan’ı, bir sanatçının ölümüne neden olduğu trafik kazası sonrası hazırladığı tartışmalı raporla kurtaran Eyüp Çakmak, 21 Şubat günü Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne getirildi. Hazırladığı raporun ödülünü yıllardır yükselerek alan Çakmak ile ilgili elde ettiğimiz belgeler, bu ismin birçok yolsuzluğa imza attığını ortaya koyarken, bu durumda 1998 yılında Burak Erdoğan için hazırladığı rapor iyice şaibeli hale geldi.

Bir kazanın hikâyesi...

Adı her geçen gün büyük yolsuzluklarla anılmaya devam eden Başbakan Erdoğan ve ailesinin adının karıştığı ilk büyük skandallardan biri Burak Erdoğan’ın bir sanatçının ölümüne neden olduğu trafik kazasıydı. O kaza sonrasında Burak’ın ehliyetinin olmadığı, geriye dönük ehliyet işlemi yapıldığı, kaza sonrası olay yerinin o dönem İstanbul Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından itfaiye araçlarıyla temizletildiği iddia edilmişti. Tanürek’in ölümüne rağmen Burak hiç tutuklanmadı. Kaza sonrası İngiltere’ye dil okuluna gönderildi. Mahkemelere dahi katılmadı. Kaza sonrası hazırlanan ilk raporda Burak Erdoğan 8’de 5 kusurlu bulundu. Hazırlanan ikinci raporda ise bu kez Sevim Tanürek 8’de 8 kusurlu bulundu. Hazırlanan bu skandal rapora imza atan Eyüp Çakmak, raporun mükâfatını almaya devam ederek 21 Şubat 2014 günü Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne getirildi. Hikâyenin buraya kadar olan bölümü kısmen biliniyor. Peki, Eyüp Çakmak’ın adının karıştığı yolsuzluklar?

Adrese teslim ihale

Eyüp Çakmak, 1969 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığında memur olarak göreve başlarken, 1978’de Aydın Yün Mensucat Fabrikasında İşletme Müdürü görevinde bulundu. 1980-1985 yılları arası YSE 1.Bölge Müdürlüğünde İçme Suları Bakım İşletme Şefi olarak görev yaptı. 1985-1996 yılları arasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinde Uzman Raportör olarak görev yaptı. 1996-2002 yılları arasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinde Daire Başkanlığı yaptı. Bu yıllar arasında kariyerinin zirvesine çıkmasına yol açacak Burak Erdoğan’a ilişkin raporu hazırladı. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından sonra Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü'nde Genel Müdür Yardımcılığına atandı. Çakmak, göreve geldiği yıl, yani Burak Erdoğan raporunu hazırlamasının üzerinden sadece 6 yıl geçtikten sonra nasıl çalıştığını da ortaya koyan bir ihale yaptı. 2004 yılında Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün Genel Müdürlük binasının Ethernet ağının döşenmesi işi ihale edilmeden tanıdık firmaya hiçbir teknik şartname olmaksızın yapıldı. O dönem Bilgi İşlem Dairesi’ne vekalet eden Hayrettin Namlı ile Eyüp Çakmak’ın işbirliği ile yapıldığı inceleme raporlarına da yansıyan ihale, iş bittikten sonra göstermelik olarak açıldı. 11 Ekim 2004 yılında Ethernet ağı işi bir firmaya yaptırılırken, işlem yapıldıktan tam 20 gün sonra 1 Kasım 2004 günü ihaleye çıkılarak ihaleye konu olan işi zaten 20 gün önce yapmış olan firmaya veriliyor. Hiçbir ilan verilmeden yapılan bu göstermelik ihaleden sorumlu olarak gösterilen Çakmak hakkında tek bir işlem yapılmazken, kurumdaki görevine de devam etmesi sağlanıyor.

1 milyon TL’ye yakın zarar

Kurum içinden aldığımız bilgilere göre Çakmak’ın işletmenin zarara uğratıldığı tüm olaylarda imzası olduğu iddiası bulunurken, bu olaylardan birisi de mahkeme kararına da yansıyan İzmir Kent Spor Kulübü’nün açtığı dava ile gözler önüne seriliyor. Buna göre eski adı Türkiye Denizcilik İşletmeleri İzmir Yüzme İhtisas Spor Kulübü Derneği olan İzmir Kent Spor Kulübü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne ait İzmir’deki iki tesisi kulübe de destek olması amacıyla işletiyor. İşletme karşılığında 4 aylık periyotlarla kuruma 17 bin TL kira ödüyor. Sözleşmeye dayanan bu işlemin ardından Eyüp Çakmak’ın imzasını taşıyan bir belgeyle 22 Ekim 2010’da sözleşeme tek taraflı olarak feshediliyor. Hiçbir hukuki dayanağa sahip olmayan bu işlemin ardından Eyüp Çakmak’ın imzasıyla Türkiye Denizcilik İşletmeleri, alt kiracılar Fileto Turizm Ltd. Şti. ve Konak İskele Ticaret şirketi ile doğrudan sözleşme imzaladı. Bu usulsüz işlemi mahkemeye taşıyan İzmir Kent Spor Kulübü, mahkeme tarafından haklı bulunurken, Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin imzaladığı sözleşmeler geçersiz ilan edildi. İddialara göre bu işlem sonucunda kurum 1 milyon TL’ye yakın zarara uğratıldı.

Kurum nasıl zarara uğratıldı?

Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin nasıl zarara uğratıldığını ortaya koyan bir diğer önemli rapor ise Sayıştay’ın 2012 tarihli denetleme kayıtları. Kurumun 21 Şubat tarihine kadar Müdürlüğünü yapan kişi Burhan Külünk’tü. THY emekçilerinin grev hakkını engelleyen yasa teklifini veren AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk’ün kuzeni olan Burhan Külünk’ün müdürlük, Çakmak’ın müdür yardımcılığı yaptığı dönemi kapsayan rapor oldukça çarpıcı. Raporda kurumun zarara uğratıldığı tüm işlemlerden kurum yöneticileri sorumlu tutuluyor. Şirketin sadece 2012 yılında yapmış olduğu ticari faaliyetleri neticesinde dönemi 12 milyon TL zarar ile sonuçlandırdığının belirtildiği raporda, şirketin mali yapısında ciddi bir bozulma süreci yaşandığı ifade ediliyor. Önceki döneme göre 12 milyon TL zararın daha az olduğunun da belirtildiği raporda, zararlılıkta azalmanın nedeninin TDİ’ye iade edilen Tekirdağ Limanının 9,5 aylık gelir fazlalığından kaynaklandığı vurgulanıyor. Özelleştirme sürecinde bulunan Tekirdağ Limanının gelir fazlalığının geçici olduğuna dikkat çekilen raporda, “2013 yılında Salıpazarı limanını da kapsayan bölgenin işletme hakkının 30 yıl süre ile YİD modeli ile devredilmesine ilişkin özelleştirme süreci nedeniyle, TDİ’nin görev ve faaliyet alanı daha da daralmıştır” ifadelerine yer verildi.

Binlerce dolar eksik

İşletme hakkının devri yoluyla özelleştirilen limanların bağımsız denetim firmasınca incelenmesi sonucunda kurumun zarara uğratıldığı ortaya çıkarken, Ordu ve Rize limanlarında bir kısım faaliyet içi gelirlerin faaliyet dışı olarak gösterildiği ve bu sayede kuruma para ödenmediği tespit edildi. Ordu Liman İşletmesinde işletici Çakıroğlu Firması tarafından 1999-2006 yılları arasına ilişkin olarak toplam 330.871 dolar, Giresun ve Sinop limanlarında da incelemeler yapılması sonucu, yine Çakıroğlu Firması tarafından işletilmekte olan bu limanlarda da aynı durumun söz konusu olduğu tespit edildi.

Başbakanlık tespit etti ama...

Tespitler doğrultusunda eksik ödeme tutarları ilgili firmalardan faiziyle birlikte talep edilmesine rağmen Ordu, Giresun ve Sinop limanlarını işleten Çakıroğlu Firması zamanaşımını gerekçe göstererek ödeme yapmayacağını belirtti. 562 bin dolarlık toplam tutarı ödemeyeceğini açıklayan Çakıroğlu’na açılan davada mahkeme zamanaşımına hükmederek ödemenin yapılmamasına karar verdi. Konuya ilişkin Başbakanlık Teftiş Kurulunca yürütülen inceleme ve soruşturma sonucunda bir rapor hazırlanırken, kurumun Yönetim ve Denetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduğu ifade edildi. Raporda özetle kuruluşun zararına yol açıldığı tespiti yapılarak, bu kapsamda gerçekleşen ve bundan sonra gerçekleşebilecek kesinleşmiş TDİ zararlarının, TDİ A.Ş. de kusuru bulunan sorumlulara kusurları ölçüsünde tazminin talep edilmesinin mümkün bulunduğu ve bunun da Maliye Bakanlığının takdirinde olduğu ifade edildi. Raporda, “söz konusu iş ve işlemlerde TDİ A.Ş. sorumlularının Türk Ceza Kanunu yönünden sorumluluklarının değerlendirilmesinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının takdirinde olduğu” ifade edildi.