Bağış: Minareler süngü, AB kıble

Başmüzakereci Bağış, minare yasağı tartışmalarıyla AB'yi sahiplenme fırsatını buldu ama AB üyesi ülkelerden Danimarka'da yaşanan benzer krizler hâlâ canlı iken, bir de İtalya ve Avusturya Bağış'ı yalancı çıkardı.
Perşembe, 03 Aralık 2009 09:35

29 Kasım Pazar günü İsviçre'de yapılan referandumda ülkede minare inşaatının yasaklanmasına yüzde 57 evet oyu verilmesine yönelik değerlendirmelerin yabancı basında yer bulmasının ardından, Türkiye'de de resmi düzeyde pek çok açıklama yapıldı. Bunlardan en dikkat çekici olanı, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın, İsviçre'nin AB üyesi bir ülke olmamasını öne çıkararak AB'yi sahiplendiği açıklamasıydı.

Minare yasağı tartışmasını AB'yle ilişkilendirerek açıklamayı tercih eden Bağış, dün İsveç'in başkenti Stockholm'de TRT Türk'te katıldığı bir programda, "İsviçre AB üyesi olsaydı böyle mantık dışı bir lekeye bulaşması söz konusu olmazdı. AB'nin çok uzun yıllar süren tartışmalar sonucu ortaya çıkmış standartları var. Bu tür konularla ilgili imar planlarının nasıl yapılacağı ile ilgili standartları var. Temel haklarla ilgili bir konunun referanduma götürülmesi kadar saçma bir şey olamaz" diye konuştu.

Avusturya ve İtalya'da da benzer girişimler var
İsviçre'nin birçok konuda AB standartlarını benimsediğini fakat, "temel haklarla ilgili bir konu" olarak nitelediği minare yapımını referanduma götürerek AB standartlarının dışında davrandığını ileri süren Egemen Bağış, bu durumun, "Avrupalı bir ülke olmakla, AB üyesi olmak arasındaki fark"ı ortaya koyduğunu söyledi.

Lakin, geçtiğimiz gün de, "diğer Avrupa ülkelerinin buna prim vereceklerini tahmin etmiyorum" diyen Bağış'ın aceleci ve AB üyesi ülkelerde yaşanan benzer gelişmelerden habersiz olduğunu düşündüren AB'yi sahiplenici değerlendirmesi, AB üyesi ülkelerden Avusturya ve İtalya'da başlatılan benzer girişimlerle boşa çıktı.

İtalya'da koalisyon ortaklarından aşırı sağcı Kuzey Birliği Partisi (KBP), İtalya'nın da İsviçre benzeri bir referandum mekanizmasını benimsemesini istedi. KBP, reform çalışmaları çerçevesinde, İsviçre'dekine benzer bir referandum mekanizmasının İtalyan Anayasasına eklenmesini öngören bir teklifin parlamento gündemine getirileceğini açıkladı.

AB üyesi Avusturya'da da, aşırı sağcı partiler FPÖ (Avusturya Özgürlükçüler Partisi) ve BZÖ (Avusturya'nın Geleceği İttifakı), İsviçre'deki minare yasağına tam destek verdiklerini ve Avusturya'da da derhal uygulanması gerektiğini savundu. İçişleri Bakanı Maria Fekter ise, "Avusturya'da din özgürlüğü vardır. Ancak mimari yapının bozulmasına da izin vermeyiz" sözleriyle, minarelerin Avusturya'da minare inşa edilmesi yolunu kapatacakları sinyalini verdi. Ülkenin en büyük gazetelerden Die Presse de, internet sitesinde "cami ve minare anketi" düzenledi. Son durumda, okurların yüzde 58'inin yasaklama istediği görüldü.

2008 yılının Şubat ayında da, Avusturya'nın güneyindeki Kaernten Eyalet Meclisi, "eyaletin tarihsel ve doğal mimarisini bozduğu" gerekçesiyle eyalet sınırları içinde cami ve minare inşa edilmesini yasaklayan bir yasayı kabul etmişti. Yasa, aşırı sağcı BZÖ tarafından hazırlanmıştı.

"AB üyesi" Yunanistan'a aba altından sopa...
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise, Başmüzakereci Egemen Bağış'ın AB'yi sahiplendiği değerlendirmesini, Yunanistan hatırlatmasıyla boşa çıkardı.

AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) toplantısının yapıldığı Yunanistan'ın başkenti Atina'da basına konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, minare tartışmalarının Yunanistan'daki bir toplantı sırasında patlak vermesine dikkat çektiği "tabii bunların Atina'da konuşulması önemli" ifadesiyle, cami yapımına izin vermeyen Yunanistan'a göndermede bulundu.

"AB üyesi" Danimarka da kara kaplı defterden çıktı
Gelişmeleri AGİT toplantısında yaptığı konuşmaya da taşıyan Davutoğlu, "yaşanan olayların AGİT'in önemli misyonlarından olan din özgürlüğüyle bağdaşmadığı"nı vurguladı.

Davutoğlu, Danimarka'da yaşanan karikatür krizine de isim vermeden değindiği "başka ülkelerde olduğu gibi bunu bir fikir özgürlüğü olarak değerlendirmediler" sözleriyle Danimarka'yı ve dönemin Danimarka Başbakanı olan NATO Genel Sekreteri Rasmussen'i de eleştirmiş oldu. Türkiye, Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliği adaylığına karikatür krizini öne sürerek karşı çıkmış fakat kısa süre içinde de tavrından vazgeçmek zorunda kalmıştı.

2005 yılı sonlarında Danimarka'da yayımlanan bir gazetede çıkan ve birisinde İslam peygamberi Muhammed'i terörist olarak resmeden karikatürler nedeniyle ciddi bir kriz yaşanmıştı. Birçok Müslüman ülke yönetimleri ve İslamcı gruplar şiddetli tepkiler gösterirken, Danimarka yönetimi ifade özgürlüğünü gerekçe göstererek herhangi bir önlem almayı reddetmişti. Norveç'teki bir gazetede karikatürler tekrar basıldı. Danimarka gazetesine destek vermek için Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya ve İspanya'da yayımlanan yedi ayrı gazete de bu karikatürlere sayfalarında yer açtı.

(soL-Haber Merkezi)