Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Aydınlanma bilgesi Server Tanilli üniversitesinde anıldı

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi Toplumcu Hukukçular Kulübü tarafından “Server Tanilli’yi Anıyoruz: Akademi ve Aydınlanma” başlıklı bir panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak Şükran Soner ve ve Prof. Dr. Mehmet Semih Gemalmaz katıldı.

Yayın Tarihi: 10.04.2012 , 00:14 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:32

Geçtiğimiz Kasım ayında yitirdiğimiz aydınımız Server Tanilli, İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi Toplumcu Hukukçular Kulübü tarafından düzenlenen “Server Tanilli’yi Anıyoruz: Akademi ve Aydınlanma” başlıklı panel ile anıldı. İÜ Doktora Salonu’nda gerçekleşen panele Cumhuriyet gazetesi yazarı Şükran Soner, İÜ Hukuk Fakütesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Semih Gemalmaz ve Toplumcu Hukukçular Kulübü üyesi Onur Güneş konuşmacı olarak katılırken İÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer de kısa bir konuşma yaptı. İzleyiciler arasında Server Tanilli’nin kız kardeşi Günseli Peker Tanilli de vardı.

“Bir aydın, bir yurtsever, bir bilim emekçisi”
Açılış konuşmasını Toplumcu Hukukçular Kulübü adına yapan Hatice Demir, Server Tanilli’yi anmak için toplandıklarını söyleyerek “Server Tanilli, İÜ Hukuk Fakültesi Hukuk Fakültesi Anayasa hukuk profesörlerindendir. Bugün Server Tanilli’yi konuşmaya değer kılan sadece akademisyen olması değildir. Tanilli bir aydın, yurtsever ve en önemlisi halkıyla asla bağlarını koparmayan bir bilim emekçisidir” dedi. Demir, “Kendisini geçtiğimiz Kasım ayında kaybettik fakat arkasında bir külliyat bıraktı. Hiçbir karanlık, onun aydınlanma mücadelesini boğmaya yetmedi. Bugünkü panelimizin alt başlığı olan 'akademi ve aydınlanma'yı seçmemizin sebebi de budur” şeklinde konuştu. Demir son olarak, 1978 yılında saldırıya uğramasının ardından Tanilli’ye Uğur Mumcu’nun yazdığı “Ah Tanilli Ah” başlıklı mektubu okudu ve sözü Prof. Dr. Adem Sözer’e bıraktı.

“Bu panel Tanilli’ye kurşun sıkanlara yanıt niteliğindedir”
Prof. Dr. Adem Sözüer, “Saygıdeğer dostlar, sevgili öğrenciler. Fakülte dekanlığım boyunca bu ikinci anma günüm. İkisi de gerçekten insanın yüreğinde derin üzüntüler bırakıyor. Bülent Tanör’e yönelik kurşunlar ve Server Tanilli… Bu saygı günlerinde hesaplaşacağız. Biz bu hesaplaşmalarla yeni bir takım cepheler değil, herkesin kendi yanlışlarını da düşüneceği hesaplaşmalar yapacağız. Kabahati başkasına yükleyip sorumluluklardan kaçmayacağız” diyerek konuşmasına başladı.

12 Eylül darbesiyle hesaplaşmanın boyutlarının çok daha derinlere inmesi gerektiğini vurgulayan Sözüer, “Bu yüzden sadece 1-2 kişiye yönelik bir hesaplaşma bize istediğimiz sonuçları vermeyecektir. O yüzden Server Tanilli ile ilgili bu saygı gününde, öğrencilerimiz güzel bir şey yaptılar. Akademi, aydınlanma ile ilgili bu insanların oluşturmaya çalıştıkları misyonu tekrar gündeme getirerek kurşunları sıkanlara cevap verdi” dedi ve şöyle devam etti :

“Bu tür suikastler sadece bir yaşama değil, o yaşamın ardındaki fikirlere, kitaplara da yönelik de bir saldırı olarak da ortaya çıkıyor. Ancak bugün bu toplantı vesilesiyle vermek istediğimiz mesaj: Bu tetikleri çektirenlere asla bu şekilde suikastlerle istedikleri sonuçlara varamayacaklarını, aradan yıllar geçse de o fikirlerin güçlenerek devam edeceği mesajıdır. Yaptıkları suikastte aslında başarısız olduklarını söylemek istiyoruz. O fikirler burada, o fikirler yaşıyor. Kendisini saygıyla anıyoruz.”

Şükran Soner : “Ülke sevgisi, insan sevgisi, birikim, çalışkanlık, çaba, özveri, inatçılık dolu bir hayat”
Açılış konuşmalarının ardından panele geçildi. İlk sözü alan Cumhuriyet gazetesi yazarı Şükran Soner, Server Tanilli ile yıllar öncesinde yaşadıkları anılardan bahsetti. Akademik sorumluluğu bir aydınlanma ve toplumsal sorumluluk olarak gören hocalar öğrenciler için özel ve farklı olduğunu belirten Soner, “Bu nedenle Hoca’yı daha öğrenciyken tanıyorum. Üniversite reform tartışmalarının ısındığı zamanda eğitim alanında çalışan bir gazeteci olarak, vaktimi bu hocalarla geçiriyordum. Yaşamın hangi alanına ilişkin bir sorun varsa gündemde, o alanın aydınlanmacı hocaları o sorunun içinde oldular. Bu sadece siyaset bilimi ve sosyal bilimler olarak düşünmeyin. Yaşamın her alanında böyleydi. Örneğin Türkiye’de kolera salgını çıktığında saklanmak istendi. Bunu biz gazeteciler dile getirdik.”

“Bu çağda bilim insanına düşen sorumluluklar çok daha fazla”
En çok korkulan şeyin, toplumların insan haklarından, gelişmeden, paylaşımdan yana aydınlanmaları olduğunu söyleyen Soner, “Her dönem çıkar ittifakları bunu kırma savaşı verir. Bugün de bu çatışmayı, çok acımasız ve acılı boyutlarıyla yaşıyoruz. O nedenle kan dökülüyor bu kadar. Sistem insanları aptallaştırıyor. Bilginin saklanamamasını sağladığı için, buna karşı insanın beyninin bilgi kirliliği ile satın alınması sürecini yaşıyoruz” dedi.

Soner ayrıca, bu çağda bilim insanına düşen sorumluluklar çok daha fazla olduğunu vurgulayarak “Bu sorumlulukları çok daha fazlasıyla duymanın bedelleri çok daha ağır ve direnmesi çok daha zor. Yorulmak, kaçmak yerine Server hoca gibi olmak, onu örnek almak, onun kadar dirençken olmaktır. Herkes onun gibi olamayabilir ama herkes ondan kendine dersler çıkarmalıdır. 1978’de saldırıya uğrayıp felç olduktan sonra direngenliği, ayakta duruşu ve topluma ulaşma çabası önemli şeylerdir” dedi ve şöyle devam etti:

“Hoca’dan korkulmasının gereği, aydınlanma düşüncesinin kendisidir. İnsanın özgür ve sınırsız, doğruyu, gerçeği arama tutkusu. Sistemler, çıkar düzenleri ve ittifakları ve iktidarlar hep bundan korkarlar. Bu yüzden insanlık düşünceyi özgürleştirmeye çalışır, savaşır. Server hoca işte bu savaşı görmüş ve bilimini yapmıştır."

Hukuk öğrencisi Onur Güneş: Tanilli bugünkü aydın ve akademisyen profilinden farklıydı
Toplumcu Hukukçular Kulübü üyesi Onur Güneş, Server Tanilli’yi bir akademisyen, yurtsever, aydın ve her şeyden önemlisi bu özelliklerini öğrencisiyle veya halkıyla kopuk olmadan hayata geçiren bir insan olarak tanımladı. Tanilli’nin bugünkü aydın ve akademisyen profilinden biraz farklı olduğunu düşünen Güneş, “Bu değişimin birçok sebebi var. Fakat en önemli sebebinin 12 Eylül askeri darbesi olduğunu düşünüyorum” dedi.

“12 Eylül yargılanması tiyatrodan ibarettir”
Son günlerde Ankara adliyesinde yapılan yargılamadan da bahseden Güneş, “Bir tiyatro oyunu seyreder gibiyiz. En mantıklı açıklama Kenan Evren’den geldi. Evren, ‘ben bu düzeni kuran kişiyim. Bu düzen içinde beni yargılayamazsınız. Bu düzenin mahkemeleri beni yargılayamaz’ dedi. Gerçekten de haklıydı. Onun kurduğu bu baskıcı ve gerici düzen o kadar çok şeyi onursuzlaştırdı ve içini boşalttı ki gerçekten bu düzenin, içi geçmiş iki paşayı bile yargılayabileceğini düşünmüyorum”dedi.

Güneş, Server Tanilli’nin Uygarlık Tarihi isimli kitabına Uğur Mumcu’nun “Bir Onur Heykeli” başlığıyla yazdığı önsözden bir kesit okuyarak konuşmasını bitirdi:

“Üniversite öğretim üyesi misin? Seçimini yapacaksın: Ya egemen sınıfın yanında yer alacaksın, arabalar, katlar, villalar, paralar içinde yüzeceksin, ya suya da sabuna da dokunmadan sürüngenler gibi yaşayacaksın ya da Doç. Tanilli gibi inandığın gerçeklerin uğruna, özgürlüğüne ve günün birinde yaşamını armağan edeceksin... Yok başka çaresi! İşçiler Server Tanilli’yi unutmayın. … O sizin gerçek dostunuz ve avukatınızdır!”

Prof. Dr. Semih Gemalmaz: “İşimiz zor ama umutsuz değilim”
Prof. Dr. Mehmet Semih Gemalmaz Türkiye’de kurumların içinin boşaltıldığını belirterek, “Bir toplumda sadece bir kurumun içi boşalmaz. Bir yerde bir boşalma varsa kabul etmek gerekir ki, diğer kurumlarda da boşalma ya da dezanformasyon ortaya çıkmıştır. Üniversiteler kötü, mahkemeler de kötü. Onun için bir bozulmayı kabul etmek zorundayız” dedi. Server Tanilli’nin özel, zerafetli bir şahsiyet olduğundan bahseden Gemalmaz sözlerine şöyle devam etti:

“12 Eylül’ün günahı çoktur ama her şey de 12 Eylül’e referansla izah edilemez. 12 Eylül’ün Türkiye’de yarattığı travma, toplumsal muhalefetin ortadan kaldırılıp tek biçimli hâle getirilmesi ,30 yıldır temizleyemediğimiz, ıslah edemediğimiz hukuk düzeni… Bütün bunlar doğru ama hepsini 12 Eylül’e çıkartmamalıyız. Türkiye’de benim görebildiğim kadarıyla Türk üniversiter yaşamında sol düşünce hemen hemen hiç kökleşmiş değildir. 12 Eylül’den sonra daha çarpıcı hâle gelmiştir bu. Üniversitede insanlar korkutulup sindiriliyor. Sadece öğrenciler üzerinde değil, öğretim elemanları üzerinde de var bu baskı. İşimiz zor ama umutsuz değilim. Dört hatırlatma yapmak istiyorum:

Birincisi, aslında hiç kimse o kadar acımasız, çaresiz, yalnız değildir. Bunu iyi görmek, hissetmek gerekiyor. İkincisi, hukuk müthiş bir silahtır, iyi kullanmasını bilirseniz. Bu anti-demokratik hukuk düzeni içerisinde bile, yine hukuk aracılığı ile yapılacak çok şey vardır. Özellikle insan hakları hukuku çok işinize yarar. Üçüncüsü, objektif, bilimsel, evrensel bilginin gücünü fark etmemiz gerekiyor. Dördüncüsü, hukukun her türlü iktidar odağı ile arasına mesafe koymayı bilmesi gerekiyor.

Benim çok sevdiğim bir Hintli düşünürün sözü var: “Muma verdiği ışık için dua et, teşekkür et ama gölgede bir adım geride, gölgede büyük bir sessizlikle durup büyük bir sessizlikle elinde kandili tutanı da unutma. İşte Server Tanilli gibi hocalar işte o kandili elinde tutanlardır. Bizim onlara sadece gönül borcmuz yok, aklen de borçluyuz."

(soL - İstanbul)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.