"Artık TSK'ya dokunmayın!"

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un "belge"ye ilişkin dün yaptığı açıklamalara ve sonrasında başlayan tartışmalara ilişkin değerlendirmesini, Brüksel'den Türkiye'ye dönüşünün ertesinde, partisinin İstanbul İl Kongresi kürsüsüne taşıyan Başbakan Erdoğan, TSK'nın yıpratılmamasını isterken, medyayı da "sağduyu"ya çağırdı.
Cumartesi, 27 Haziran 2009 19:59

soL (HABER MERKEZİ) Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen 3. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde, Genelkurmay Harekat Başkanlığı'nca hazırlandığı iddia edilen, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nın yapılan soruşturma sonucunda Genelkurmay'da hazırlanmadığını bildirerek "görevsizlik" kararı verdiği "İrtica ile mücadele planı" adlı "belge"ye ilişkin konuştu.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un dün konuya ilişkin düzenlediği basın toplantısı sırasında Brüksel'de bulunan ve gazetecilerin, Başbuğ'un açıklamasına ilişkin bir soru sorması üzerine, söze, "buradan Türkiye'ye böyle bir cevap vermeyi uygun görmüyorum. Ama her söylenene saygı duymak zorundayım" diye başlayan Erdoğan, "ancak, partimle ilgili fotokopi dahi olsa ileri sürülmüş ve gazetelerde yer almış olan bu belgenin araştırılması sürecini, savcılığa götürmek suretiyle başlatmış bulunuyoruz. Askeri yargı konuyla ilgili olarak farklı yaklaşmış olabilir. Nitekim, 'benimle ilgili değil' diyerek bir görevsizlik kararı vermiştir. Bundan sonraki süreç sivil yargıyla alakalıdır. Sivil yargı takip edeceği gibi biz de yürütme olarak kurum ve kuruluşlarımızla bunu takip edeceğiz. Aslına ulaştığımız anda, tabii ki bunu da yargıya taşıyacağız. Çünkü demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti içinde demokrasinin yıpratılmasına müsaade edemeyiz" demişti.

Başbakan Erdoğan, AKP İstanbul İl Kongresi'nde bugün yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu söyleyerek, "millet iradesinin üzerinden bir irade, millet egemenliğinin üzerinde bir güç, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden başka bir karar merci yoktur" dedi.

"Kurumlarımızın birbirine güveni tamdır, kimse bizi birbirimize düşürmeye kalkışmasın"
Başbakan Erdoğan, "iki hafta önce, bir gazetede bazı kirli senaryoları ihtiva eden bir belgenin yayımlandığı"nı söyleyerek devam ettiği konuşmasında, "16 Haziran tarihindeki grup toplantımızda dedim ki: 'Bu belge sahteyse de vahimdir, gerçekse de vahimdir.' AK Parti olarak konunun aydınlanması için derhal yargıya suç duyurusunda bulunduk. Yine o grup toplantımızda açıkça ifade ettim. Hiç kimse, bu olayı, işleyen süreci istismar ederek, kurumlarımızı birbirine düşürme, yıpratma, fitne çıkartma yaklaşımı içine girmemelidir. Kurumlarımızın birbirine güveni tamdır. Tüm kurumlarımız hukuka, anayasal sisteme ve demokratik yapıya bağlıdır, tam bir inanç içindedir. Kurumlar arasında güven bunalımı oluşturmaya yönelik gayretler sadece taraflara değil, tüm Türkiye'ye zarar verir" ifadelerine yer verdi.

Konunun askeri savcılık kararının ardından sivil yargıya intikal ettiğini belirten Erdoğan, "bağımsız yargı bu konuda gereken araştırmayı yapacak ve konuyu aydınlığa kavuşturacaktır" derken, muhalefet partilerini de "askerin arkasına saklanarak siyaset yapmak"la suçladı. Erdoğan, TSK'ya yönelik eleştirileri kastederek, "kimse güzide kurumlarımızı yıpratarak netice alabileceğini düşünmesin. Demokratik rejime karşı girişimler nasıl çağ dışı ve hak-hukuk dışı ise, darbe çığırtkanlığı yapmak, darbe söylentileri yayarak siyaseti tesir altına almak da o kadar çağ dışıdır" ifadelerine yer verdi.

Medyaya: "Görev tamamlanmıştır, şimdi sağdan say!"

Erdoğan, konuşmasına, "bu işlerin olması bir yana, onun üzerinden siyaset yapılmaya, gündem oluşturmaya çalışılması da o derece yanlıştır. Bugünkü Türkiye'ye yakışmamaktadır. Türkiye'nin bu tür söylentilerle, bu tür senaryolarla uğraşma, zaman kaybetme lüksü yoktur. Ben özellikle siyasi partilerden ve medyadan sağ duyulu davranmalarını, sürece katkı sağlamalarını rica ediyorum" diye devam ederken, medyayı "sağduyu"ya davet etmesi ayrıca dikkat çekti.

Erdoğan'ın medyaya yönelik bu uyarısında samimi olup olmadığı, "uyarı"nın yandaş basın-yayın organlarında ne türden bir izdüşümü olacağı merak ediliyor.