Sayfa yolu
Alın size 12 Eylül davası!
Yayın Tarihi: 03.05.2012 , 17:57 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:33
12 Eylül iddianamesinin tamamlanması ve davanın başlaması ile birlikte sermaye düzeninin halka karşı işlediği suçları solun üzerine yıkma çabaları hız kazandı. Katliamın baş aktörlerinden olduğu bilinen Milli İstihbarat Teşkilatı'nın 1 Mayıs 1977 Katliamı ile ilgili Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği ve devlet ile kontrgerillayı aklayarak katliamın sorumlusu olarak solu gösteren raporunun ardından, AKP yanlısı kalemler de aynı tezi daha yüksek sesle dillendirmeye başladı. Taraf yazarı Halil Berktay'ın katliamın bütün sorumluluğunu, MİT ile aynı tezi işleyerek, solun üzerine atmasının ardından, başta Taraf gazetesi olmak üzere AKP yanlısı birçok gazetede benzer yazılar yayımlandı.
MİT ve Halil Berktay'ın "suçlu sol" tezine, Katliam'ın ardından sahibi olduğu Tercüman gazetesinde solu suçlayan ve 12 Eylül darbesini destekleyen Nazlı Ilıcak'ın sahip çıkması dikkat çekiyor.
Yazılanlar, 12 Eylül davasını "olumlu bir gelişme", "tarihi fırsat", "tarihle yüzleşme" olarak gören solcuların, tıpkı Ergenekon sürecinde olduğu gibi, büyük bir yalanın meşrulaşmasına istemeden de olsa katkıda bulunduklarını da gösteriyor. MİT ve MİT'in tezini işleyen kalemler, tıpkı Ergenekon sürecinde olduğu gibi 12 Eylül davasında da sanık sandalyesine solcuların oturtulabileceğini akla getiriyor.
Ömer Çelik de Berktay'ın MİT tekrarına atladı
AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik de Halil Berktay'ın MİT'in tezlerini tekrarlayan açıklamalarına destek verdi. Çelik, twitter hesabından yazdıklarında Ahmet Altan'ın bugün Taraf gazetesinde yayımlanan yazısının neredeyse aynısını yazdı:
1 Mayis 1977'de halkin uzerine ates acilmasinin, devlet gucleri tarafindan gerceklestirildigi soylenegeldi. Bugun bunun yalan oldugu,
olaylarin sol gruplarin birbirlerine ates etmesinden kaynaklandigi ortaya cikiyor.
Berktay'ın yazdıkları 12 Eylül destekçisi Ilıcak'ı heyecanlandırdı
Başyazarı olduğu Tercüman gazetesinde 12 Eylül darbesine verdiği açık destekle hatırlanan Nazlı Ilıcak, bugün Sabah gazetesinde yazdığı "Solun darbe kışkırtıcılığı" başlıklı yazısında Halil Berktay'ın 1 Mayıs Katliamı ile ilgili sözlerinden duyduğu heyecanı paylaştı. Katliamın hemen ardından "Maocular, DİSK'in İstanbul'da yaptığı mitingi bastılar - 34 Ölü Var" başlığını atan Tercüman'ın o dönem başyazarı olan Ilıcak, 35 yıldır dillendirdiği yalanı Berktay'ın da dillendirmesinden dolayı duyduğu mutluluğu yazdı:
Dünkü Taraf gazetesinde, bir zamanlar Aydınlık/ Mao grubunda yer alan Halil Berktay'ın yazısını okuyunca, "İşte" dedim "Gerçeği telâffuz etmeye cesaret eden ve maziyle yüzleşen bir solcu".
12 Eylül darbesinden sadece dört gün sonra Tercüman'daki köşesinde "12 Eylül’de açıklanan hedeflerle, yıllardır bizim yazdıklarımız arasında geniş bir mutabakat mevcuttur" diye yazan Ilıcak, bugünkü yazısında, AKP rejiminin mahkemelerinde görülen 12 Eylül davasında solun sanık sandalyesine oturtulabileceğinin de işaretini veriyor:
Devrimci İşçi Sendikaları (DİSK) bugün, farklı bir çizgide. Ama ya geçmişte? Maalesef, 12 Eylül öncesinde yaşanan anarşide, devrimle düzen değiştirmeye çalışanların önemli bir rolü vardı.
Berktay'a Ahmet Altan'dan destek
Çıkmaya başladığı 2007 yılından bu yana AKP'nin başını çektiği iktidar bloğuna destek veren ve "askeri vesayet" ile hesaplaşma söyleminden sol düşmanlığını da eksik etmeyen Taraf gazetesi, 12 Eylül davası ile birlikte aynı misyonunu sürdürüyor. Halil Berktay'ın, devleti ve kontrgerillayı aklayan açıklamalarının ardından gazetenin genel yayın yönetmeni Ahmet Altan da bugünkü köşesinde aynı tezi işledi.
"Mahşer" başlık yazısında Altan, şu satırlara yer verdi:
Belli ki “Taksim’e girme” savaşında solcu gruplar silahlara sarılmış, çıkan izdihamda da insanlar ölmüş.
İşin gerçeğinin bu olduğu az çok ortaya çıkıyor.
Altan sonrasında ise Berktay'ın tezini biraz daha incelterek, tıpkı Ergenekon sürecinde olduğu gibi "asker vesayetinin pençesinde devlet tarafından kullanılan sol" tezini ekliyor ve 12 Eylül davasının geleceğine dair de işaretler veriyor:
"Ateş edenlerin “solcular” olması “devletin” karanlık yüzünün orada olmadığını kanıtlamaz bence.
Asıl büyük soru ve tartışma bundan sonraki soruların cevabında çıkacak ortaya.
O dönemde solun içinde “devlet” ne kadar vardı?"
Taraf tanıklardan kendi senaryosuna uygun parçaları çekti!
Taraf gazetesinde bugün, Halil Berktay'ın tekrarladığı MİT yalanını desteklemek için katliamın tanıklarının görüşlerine yer verildi. "İlk kurşunu Maocular sıktı" başlıklı haberde dönemin Dev-Genç lideri Bülent Uluer, dönemin Aydınlık hareketinin öncülerinden Gün Zileli, dönemin DİSK yöneticilerinden Yalçın Ergündoğan, dönemin Milliyet gazetesi muhabiri Namık Koçak ve 78'liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can'ın sözlerine yer verdi.
Ahmet Altan'ın da yazısında referans olarak gösterdiği Bülent Uluer de dahil olmak üzere bütün tanıklar, devletin rolüne işaret ediyor. Bazı isimler sol gruplar arasındaki gerginliklerin katliama ortam hazırladığını iddia etse de herkes devletin rolünü bir biçimde işaret ediyor ancak Taraf "İlk kurşunu Maocular sıktı" başlığını ile haberi yayımlamış bulunuyor. Birçok tanık polis panzerinin insanları ezmesinden, polis araçlarının insanları Kazancı Yokuşu'na doğru yönelmeye zorladığından, Kazancı'nın girişinde park edilmiş olan bir kamyonetin insanların ezilerek ölmesine neden olduğundan, Yokuş'tan aşağı inenlere beyaz renault marka aracın içinden çıkan polis tarafından ateş açıldığından bahsediyor. Ancak Taraf, devletin ve Türk sağının 35 yıldır dillendirdiği yalanı söylemekte kararlı olarak ekseni bambaşka noktalara kaydırıyor.
Gün Zileli ise Taraf'ın sözlerini çarpıttığını açıkladı:
"Ayrıca, yayınlarıyla düşmanlığı körüklemekle Aydınlık hareketinin de sorumluluk payı taşıdığını belirtmekle birlikte, Aydınlık hareketinin son anda da olsa yürüyüşe bağımsız bir blok olarak katılmayı reddederek doğru bir tutum takındığını da söylemiştim. Muhabir arkadaş ya da Taraf gazetesi, bu son derece önemli sözlerimi beyanımın içinden çıkartarak sanki baş sorumlu Aydınlık hareketiymiş gibi bir izlenim yaratmayı becermiş."
12 Eylül davasının geleceğini tahmin etmek güç değil!
12 Eylül iddianamesinin antikomünist ve halk düşmanı bir eksenle yazıldığını daha önce soL'da işlemiştik. İddianamedeki liberalizm güzellemesini, örgütlü topluma düşmanlığı, Fatsa'yı tarif ederkenki düşmanlığı, bizzat 12 Eylül darbecilerinin dillendirdiği "sağcılar da solcular da kullanıldı" tezinin işlendiğini, darbenin ekonomi bakanı Özal'a övgüler yer aldığını, MİT, kontrgerilla, ülkücü gruplar, islamcılar, abd, TÜSİAD gibi 12 Eylül'ün kazananı grupların aklanmaya çalışıldığını uzun uzun yazmıştık.
Yüzlerce aydın, siyasetçi ve sendikacı da "12 Eylül çocukları 12 Eylül'ü yargılayamaz" başlıklı bir imza kampanyası düzenlemişler, solu AKP'nin oyununa gelmemeye çağırmışlardı.
12 Eylül davası başladı. Birçok solcu müdahillik talebinde bulundu. Ancak beklenen oldu, AKP'nin özel yetkili mahkemesi sadece TBMM, Başbakanlık, CHP, MHP, DİSK, Hak-İş ve gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’ın müdahillik talebini kabul etti. Başta Erdal Eren'in ailesi olmak üzere birçok solcunun müdahillik talebi reddedildi.
Son günlerde 1 Mayıs Katliamı ile ilgili yazılanlar, tıpkı Ergenekon sürecinde olduğu gibi, NATO, ABD, patron sınıfı, Türk sağı ve kontrgerillanın halka karşı işlediği büyük suçların aklanmaya çalışılacağı, bütün suçun 90 yaşının üzerindeki iki general eskisine yıkılmak isteneceği, bunu yaparken de kullananlar gibi "kullanıldığı" iddia edilen solun da sanık sandalyesine oturtulmak istenebileceğini gösteriyor.
Ergenekon soruşturmasının başlangıcında AKP'ye ihtiyaç duyduğu desteği veren bazı sol kesimlerin, 12 Eylül davasını da olumlayarak AKP'ye, Türkiye tarihini yeniden yazmak için, önemli bir meşruiyet kanalı açtığı anlaşılıyor.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.