Sayfa yolu
Aleviler bu defa AKP'ye boyun eğecek mi?
Yayın Tarihi: 27.11.2011 , 12:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:27
AKP iktidarı, Türkiye solu ve ilericiliği ile güçlü tarihsel bağlara sahip olan Alevileri kitleler halinde belirleyebilme hedefini, önce Alevi Açılımı ve Ergenekon operasyonu aracılığıyla gerçekleştirmeye çalıştı. Fakat denemelerin, AKP'nin CHP'yi hedefe oturtarak ara ara tırmandırdığı "Dersim krizi"nin ardından, Başbakan Erdoğan'ın devlet adına özür dilemesine kadar varacağı, pek çok kesim açısından beklenen bir hamle değildi.
Ergenekon operasyonu, AKP'nin Anayasa değişikliği referandumu ve nihayet, "Dersim özrü"... Solun, Ergenekon operasyonuna yedeklenen, ardından Anayasa değişikliği referandumunda "yetmez ama evet" diyen AKP destekçisi bölmesinin, AKP'nin Alevileri kuşatmaya yönelik denemelerinin son uğrağına en hazırlıklı kesim olması ise, en basit deyimiyle, şaşırtmadı.
Şimdiki soru, Dersimliler başta olmak üzere Alevilerin bu defa, Alevileri kazanmak için çeşitli yollar deneyip hepsinden başarısızlıkla çıkan AKP'nin bu son tuzağına düşerek "devletin Alevisi" haline gelip gelmeyecekleri... İnceleme konusu ise, "Dersim özrü"nün ardından "sonuna kadar gidilsin" diyerek "Ergenekon" tuzağının bir benzerini Alevilerin önüne koyan "yetmez ama evetçi sol"un durumu...
"Dersim özrü"nü, "yetmez ama evet"in tarihi karşılığı mı bellediler?
Referandum sürecinde açık kredi verdikleri AKP iktidarından beklentilerinin hiçbirinin gerçekleşmediği, AKP'nin "ileri demokrasi"nin ne olduğunun daha da iyi anlaşıldığı gelişmelere tanık olunan dönem boyunca sessizliğe bürünen "yetmez ama evetçi sol", Başbakan Erdoğan'ın "Dersim özrü" ile birlikte yeniden sahne aldı.
"Yetmez" kaydı koyarak "evet" diyen fakat bu manevrayla AKP yandaşlığını daha da ele veren "sol"un imdadına "Dersim özrü" yetişti. Öyle ki, Erdoğan'ın dilediği özür tarihsel önemde ve "yetmez"e verilmiş en büyük karşılık olarak gösterilmeye çalışılırken proje önerileri de devreye sokuluverdi. AKP'nin mesajının Alevilerden önce kendilerini muhatap aldığını düşündükleri besbelliydi, henüz Alevi örgütleri bile konuya ilişkin açıklama yapmadan ortaya atılıvermişlerdi. İlk proje, bu çevreden İnsan Hakları Derneği'nden (İHD) geldi: "Hakikat Komisyonları kurulsun!"
Konuyla ilgili olarak Radikal'e konuşan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan'ın açıklamasında özellikle de, bugüne dek 40'a yakın ülkede kurulan hakikat komisyonlarının "sanılanın aksine birleştirici etkiye sahip olduğu"nu söylemesi dikkat çekti. Hakikat komisyonlarının yaşanan bazı örnekler özelinde ne anlama geldiği açıkça ortadayken önerilen bu projenin birkaç maddesi ise özellikle önemliydi:
"Cumhuriyet kurulduğundan beri rejime muhalif olan komünistler, sosyalistler, dindarlar, entelektüeller gibi rejim muhaliflerine yönelik insanlığa karşı suçlar, ciddi şiddet olayların, sistematik insan hakları ihlallerinin araştırılması" önerisinde, solun yanına "dindarlar"ın yerleştirilmesi ile el çabukluğuyla örgütlü ve siyasi dinciliğin de aklanması, bir "Devlet içindeki Kontrgerilla -JİTEM- Ergenekon gibi yasadışı faaliyetlerin açığa çıkarılarak, bunların işlediği insanlığa karşı suçların, ciddi şiddet olaylarının araştırılması" önerisinde, AKP'nin "Ergenekon" operasyonunun gerçek hedefini bir kez daha gizleyerek Alevilerin sürece yedeklenmesine çalışılması, iki...
Aleviler "yetmez ama evetçi sol"a rağmen AKP'ye yedeklenmedi
AKP'nin "Ergenekon" operasyonunun solun en azından bir bölmesi tarafından destek verilmediği sürece aksayacağı defalarca dile getirildi. AKP'nin solun bir bölmesini yanına çekerek kısmi bir başarı yakaladığı da... Devrimci uyanıklığı ve eleştirel aklı askıya alan kimi sol çevre ve aydınların desteğinden Ergenekon operasyonu kadar, AKP'nin Kürt ve Alevi "açılım"ları da nasibini aldı. Fakat AKP iktidarının bu üç projesinin de bugün geldiği nokta ortada iken, AKP'nin tek destekçisi olarak yine "yetmez ama evetçi sol" olarak anılan kesimler kaldı.
Aleviler "açılım" ile kapsanamadı. Son sözleri "devletin Alevisi olmayacağız" idi. Ergenekon operasyonunun üçüncü iddianamesinde bazı Alevi önderlerine "Ergenekon" tarafından suikast yapılacağı yönünde iddialar eşliğinde Alevilerin kapsanması sürecinde atılan son adım ise, Alevilerin "Ergenekon'un yargı ayağındaki Aleviler" senaryoları ile birlikte kuşkularının artmasıyla başarısızlıkla sonuçlandı.
Dersim ise AKP'ye onay vermediğini defalarca gösterdi. 2009 yerel seçimlerinde Tunceli Valiliği'ne beyaz eşya dağıttırarak rüşvetle Dersimlileri, Eylül 2010'daki Anayasa değişikliği referandumu öncesinde de Dersim Katliamı acılarının sömürülmesiyle tüm Alevileri etki alanına sokmaya çalışan AKP başarılı olamadı. AKP, tek başına iktidar olduğu 2002 ve 2007 seçimlerinde Dersim'den milletvekili çıkaramamıştı. 2011 genel seçimlerinde de Iğdır ve Hakkâri ile birlikte yine Dersim, AKP'nin milletvekili çıkaramadığı 3 il arasında yer aldı. 12 Eylül 2010 referandumunda ise yüzde 81.02'lik "hayır" oyu ile AKP'ye onay vermeyeceğini göstermişti.
"Yetmez ama evetçi sol" Osmanlı'ya da hazır mı?
AKP, "Dersim özrü"nü diledikten sonra süreci kendine yontacağını, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın açıklaması ile gösterdi. Katıldığı televizyon programında Arınç, Dersim tartışmasını bir başka boyuta taşıyıp, İstiklal Mahkemesi zabıtlarının açıklanmasını isteyerek şunları söyledi:
"Dersim'i CHP'nin iç meselesi olmaktan çıkaran bir unsur var, o da Türkiye'nin yakın tarihidir. Türkiye'nin yakın tarihinde Dersim ve Dersim benzeri olaylar yaşandı. Belli dönemlerde Türkiye'de trajedilerin yaşandığını, sıkıntıların yaşandığını halka karşı mevcut iktidarların baskıcı davrandığını şahsen biliyorum. Bu bilgim sadece CHP ile sınırlı değil imparatorluğu sona erdiren gelişmelerin içinde İttihat ve Terakki çok önemli yer tutuyor. İttihat ve Terakki'nin kuruluş ve tarihini de bilmek lazım."
Dersim Katliamı'nı, Osmanlı'nın sona erişinin acısını da çıkarmak üzere kullanacağı anlaşılan Yeni Osmanlıcı AKP'nin imdadına yine "yetmez ama evetçi sol" yetişti. Arınç'ın açıklaması ile aynı gün çıkan İHD bildirisinde de hemen hemen aynı ifade yer aldı:
"İnsan hakları savunucuları, Türkiye'nin gerek devleti gerekse de toplumu bakımından bir bütün olarak geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu yüzleşme dönemi, İkinci Meşrutiyet'in ilan edildiği ve İttihad ve Terakki'nin iktidara geldiği 1908 yılından itibaren başlatılmalıdır."
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.