AKP'den üniversitede camiye teşvik

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bundan sonra cami yapanların, yapılan camilere bağışta bulunanların veya yardım edenlerin, bu yaptıkları yardımları ve bağışları vergiden düşebileceklerini söyledi.
Cuma, 03 Ağustos 2012 11:54

Başbakan Yardımcısı Bozdağ Kars'ta, Kafkas Üniversitesi kampus alanında yapılacak caminin temel atma törenine katıldı. Bozdağ burada yaptığı konuşmada, yeni yerleşim yerlerinde cami ihtiyaçlarını giderecek adımların hızla atılmasını ve mabetsiz yerlerdeki insanların da mabet ihtiyacının giderilmesini istedi.

Bozdağ'ın mabet ile sadece müslümanların ibadet yeri olan camiiyi kastettiği dikkatlerden kaçmadı.

Son zamanlarda şehirler ve köylerde yaşayan nüfuslar arasında büyük değişimlerin yaşandığını hatırlatan Bozdağ şunları kaydetti :

"Eskiden Türkiye'nin nüfusunun yüzde 70'i köyde veya kırsalda yaşarken şu anda Türkiye nüfusunun yüzde 70'i şehirlerde yaşıyor. Cami saylarına ilişkin muhalefet partilerinin veya bazı kişilerin eleştirileri oluyor. İşte 83 bin civarında Türkiye'de şu anda cami var. Ama bu camilerin dağılımına baktığınız zaman büyük bir kısmının köylerde olduğunu ve köylerde ki nüfusunda şehirlere kayması ile beraber bu camilerin bir kısmının neredeyse cemaatsiz kaldığını görüyoruz. Ankara'da, İstanbul'da, Kars'ta veya Erzurum'da veya Diyarbakır'da yeni nüfusun geldiği yerleşim alanlarında ise şiddetle camiye ihtiyaç var. Çünkü bir yandan 40 hanelik bir köyde cami varken öte yandan bakıyorsunuz 10 bin nüfuslu, 20 bin nüfuslu, 30 bin nüfuslu ve hatta Batman'da 100 bin nüfuslu bir yerde ezan okuyacak bir tane mabet yoktur. Bu noktadan Türkiye'nin yeni yerleşim yerlerinin oluşması nedeniyle yeni cami ihtiyaçları da oluşmuştur.  Bu nedenle ben buradan Belediye başkanlarımıza, mülki amirlere bir kez daha çağrıda bulunuyorum, yeni yerleşim yerleri oluşurken lütfen buralara insanlarımızın ibadet ihtiyaçlarını giderecek olan mabetlerin yerlerinin tespiti ve bunların yapılması ile ilgili gerekli desteklerin, gerekli yardımların verilmesi sağlayın. Aksi takdirde bakıyorsunuz ezan sesi duymadan yaşayan insanların olduğunu mahalleler oluşuyor.”

Bozdağ'ın okul ve hastane ile camiiyi aynı kategoride değerlendirmesi de dikkat çekti. Bozdağ camii yapımına verilen devlet desteğini şu şekilde dile getirdi:

“O yüzdende biz bir adım attık, eskiden sadece okullar hastaneler yapılırken bunları yapan insanların yaptıkları harcamalar veya bağışlar vergiden düşülürken biz artık cami yapanların da yaptıkları yardımları da harcamaları da vergiden düşürülebilir hale getirdik." dedi.

Bozdağ, üniversitelerde caminin işlevinin fakültelerin işlevi kadar önemli olduğunu da şu şekilde ifade etmişti:

“Üniversitelerimizin kampüslerinde camilerin bulunması, fakültelerin bulunması kadar ehemmiyetlidir. Birini öbürüne tercih etmek doğru bir yaklaşım değildir. Sayın rektörümüz bana 12 bin öğrencinin bulunduğunu söyledi. Bu yılki yeni kayıtlarla rakamın 16 bin civarına çıkacağını ifade etti. Bu kadar insanın bulunduğu bir yerde bir caminin, mabedin bulunmaması düşünülemez. Böyle bir mabet yapılıyor diye de bu eleştirilemez. Çünkü ihtiyaç varsa bu ihtiyaçları karşılamak üniversitelerin görevidir. Hem akademisyenlerin hem de öğrencilerin bu ihtiyaçlarını karşılamak, üniversitelerimizin birinci ve önemli vazifelerindendir. Camiler bizim ülkemizin her yerinde dinimizin en önemli sembollerinden bir tanesidir.”

"AKP zihniyeti üniversitede dile geldi"
Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu, Bozdağ'ın açıklamalarından sonra "AKP Zihniyeti Üniversitede Dile Geldi" başlıklı açıklama metni yayımladı. "AKP zihniyeti üniversitede dile geldi" başlıklı açıklama şu şekilde:

Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ’ın, Kars Kafkas Üniversitesi ziyaretinde yaptığı açıklamalarda Türkiye’de üniversitelerin sorunları üzerine tek bir kelime etmezken, bunun yerine üniversitelerde cami inşa edilmesinin önemi ve Cumhurbaşkanı seçimleri üzerine konuşması dikkat çekicidir. Bekir Bozdağ camiler ve fakülteler arasında neye göre yapıldığı belli olmayan ve akla mantığa sığmayan bir karşılaştırmaya gitmiştir. 4+4+4 sürecinde olduğu gibi tüm kamu hizmetlerine bir toplum mühendisliği aracı olarak bakan AKP hükümetinin üniversiteleri de buna dahil etmesi kaçınılmazdır. Belli ki yükseköğretim sisteminde yeniden yapılandırma süreci dinselleştirme uygulamalarını da içerecektir.

 “Üniversitelerde Cami bulunması fakülte bulunması kadar önemlidir. Biri diğerine tercih edilemez” diyen Bozdağ, herhalde üniversitelerin varlık amacını bilmemektedir. Bilimsel araştırma ve eğitim için kurulan üniversitelerde elbette ki her şeyden önce, fakültelerin hem de nitelikli fakültelerin olması gerekmektedir. Üniversitelerin bilimsel niteliği başat niteliğidir ve bu nitelikten söz gelimi cami yapımı adına fedakarlık edilmesi söz konusu olamaz,  pazarlık konusu edilemez.

166 üniversite sayısına ulaşıldığını söyleyip övünen Bozdağ’a ve hükümete soruyoruz: Bu üniversitelerin kütüphanesinde yeterli sayıda kitap, yayın aboneliği, laboratuarlar ve sosyal faaliyet alanları bulunmakta mıdır? Bu üniversitelerde farklı alanlarda yeterli sayıda yetişmiş akademik personel çalışmakta mıdır? Acaba 12.000 öğrencisi olduğu için içine cami açılması elzem görülen Kars Kafkas Üniversitesi tüm öğrencilerine, sağlıklı barınma ve beslenme imkanı sağlayabilmiş midir? Evlerinde ısınma giderlerini ödeyemeyen öğrencilerin kimi zaman kışın camilerde uyudukları bilinmektedir. Acaba cami açmanın amacı bu mudur? 

Vakıf ve kamu üniversitesi sayısı patlamıştır ancak bu üniversitelere baktığınızda bunları bir liseden ayırmak güçtür. Sadece bina ve derslik kurarak üniversite kurduğunu iddia eden AKP hükümeti bu üniversitelerden mezun olanların istihdam edilmesi konusunda da en ufak bir kaygı taşımamaktadır. 

İnançlara saygı ve ibadet yerlerinin ulaşılabilirliği konusunda kendi çalışma mekanı olan mecliste aynı duyarlılığı göstermeyen ve diğer inançlara ve söz gelimi cemevi açılmasına kesinlikle alan tanımamayan bir anlayış söz konusudur. Bu anlayışın temsilcisi olan hükümete soruyoruz: Üniversitelerin içinde cami ısrarınız neden? Biliyoruz ki AKP minareyi çalarken kılıfını da iyi hazırlamaktadır. Piyasalaştırma uygulamalarını dinselleştirme ile desteklemek başlıca stratejisidir. Ancak ibadethanelerin AKP popülizminin aleti haline getirilmesi ve üniversitelerin içinde bulunduğu onlarca sorun varken dini inançların bu sorunları örtmek için kullanılması kabul edilemez. Üniversitelerin öncelikli hedefi nitelikli, bilimsel bir üniversite eğitimi ve nitelikli bir akademik araştırma ortamının oluşmasını sağlamaktır.  

(soL-Haber Merkezi)