Salı, 17 Ağustos 2010 - 07:54
YazdırYazdır Arkadaşına gönderArkadaşına gönder

ABD elçisi de EVET için çalışıyor


Prof. Dr. Tolga Yarman katıldığı bir davette ABD Büyükelçisi James F. Jeffrey'in AKP'nin anayasa değişiklik teklifi için destek istediğine tanık olduğunu ve büyükelçi ile tartıştığını anlattı.

Tolga Yarman, nükleer mühendislik alanında doktora derecesi olan bir bilim insanı. Yarman, Massachusetts Institute of Technology’de doktorasını tamamladıktan sonra 1984 yılında Fulbrihgt konuk öğretim üyesi olarak California Institute of Technology’e gitti. Aldığı Fulbright bursu Yarman’ın 2010 yılı Mart ayında da ilginç bir olaya tanıklık yapmasına vesile oldu.

Yarman’ın anlatımıyla olaylar, Fulbright Bursiyerleri Derneği tarafından ABD Büyükeçisi James F. Jeffry onuruna 24 Mart 2010 tarihinde Boğaziçi Üinversitesi Rektörlük Binası Konferans Salonu’nda verilen kokteyle davet edilmesiyle başladı.

Aradan geçen 26 yıl boyunca bu özelliği hiç hatırlanmazken, gelen davet Yarman’ın ilgisini çekti, davetiyede belirtilen adrese katılacağını yazdı.

Bundan sonrası ise gerçekten ilginç. Çünkü Yarman gittiği davette, ABD’nin, AKP’nin anayasa değişikliğine destek bulmak için yürüttüğü kulis faaliyetlerinden birine tanık oldu. Daha önce Yeniçağ gazetesinde Arslan Bulut’un köşesinde de yer alan bu iddia, ABD ile AKP’nin kapalı kapılar ardında yaptıkları işbirliğini anlamak açısından ibret verici.

Kendi anlatımına göre Yarman, 24 Mart günü belirtilen yere gittiğinde yüz kişilik bir davetli grubuyla karşılaştı. Burada ABD Büyükelçisi James F. Jeffry bir konuşma yaptı. Yarman’ın anlattıklarına göre Büyükelçi, bölgeyi uzun uzadıya, tahlil etti. İran’ı, tehdit olarak gördüklerini, bilhassa vurguladı. Türkiye’nin canlılığını, bu arada, başka ülkelerin, hatta Putinli Rusya ile Medvedevli Rusya’nın farkının dahi, kestirilebilir olmasına karşın, Türkiye’nin kestirimlere pek gelmediğini vurguladı. Kayseri ve Konya sanayi bölgelerimizi, Uzak Doğu Kaplanları’na benzetti. Türkiye’nin kendi omuzları üzerinde durabildiğini belirtti.

Başbakanı ve cumhurbaşkanını övdü
Jeffrey’in silahlı kuvvetlerden ve muhalefetten hiç bahsetmemekle birlikte, başbakanı ve cumhurbaşkanını da övdüğünü belirten Yarman, Jeffrey için “Söz BOP’a gelince, Osmanlı İmparatorluğu’nu övdü!.. Hükumet’le harika bir ilişki sürdürdüklerini belirtti” diyor.

Referandum için destek istedi
Yarman’ın anlattıklarına göre, Jeffrey, “Biz, ülkelerin iç işlerine karışmayız!”, demesine karşın, sözü, Türkiye’nin demokratikleşmesine ve Anayasa değişikliğine getirdi, bunun gerekliliğini vurguladı ve “referandum için bizlerden destek beklediğini açık bir dille ortaya koydu…”

Davetlililerin “kalalakaldığını” belirten Yarman, daha sonra Büyükelçi Jeffrey’in birkaç soru alabileceğini söylediğini de belirtiyor. Yarman, daha sonra yaşananları şöyle anlatıyor:

Prof. Suna Kili söz aldı. Yer yer göz yaşlarını tutamayarak, “Bizi, Araplara itiyorsunuz, bu, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine aykırıdır, biz laik ve çağdaş bir ülkeyiz, bunu yapamazsınız” dedi. Duygulu ve içten konuşması alkışlandı. Prof. Kili’nin konuşması Büyükelçi’ye, üslupta ölçülü ve yumuşak, ancak özde sert bir tepkiydi… Büyükelçi, Prof. Kili’yi yatıştırıcı, kısa bir yanıt verdi…

Prof. Fuat İnce, ABD’nin, bugün Türkiye’de ılımlı İslam’ı desteklediğini, ancak bunun köktendinciliğe dönüşebileceğini, dikkate alması gerektiğini ifade etti; gerçekten de, Türkiye’de demokrasinin temellerinin aşındırılmakta bulunduğunu ve demokrasinin giderek yok olduğunu, ABD’nin bundan endişe edip etmediğini sordu. Büyükelçi, yine yatıştırıcı kısa bir yanıt verdi; soruyu geçiştirdi… “

Yarman, söz alma sorumluluğu duyduğunu, Büyükelçi ile ilk kez karşılaştığını ancak Boston’da eğitim gördüğü yıllarda onun da orada öğrenim gördüğünü bildiği için ilk ismiyle hitap ederek şunları söylediğini aktarıyor:

”Sevgili Jim, aynı tarihlerde Boston’da okumuşuz. Orada, ABD’nin iki veçhesini gördüm. Birincisi, okulum, bir bilim cennetiydi. Bu çerçevede, ABD’de, hocalarımdan, meslektaşlarımdan, giderek öğrencilerimden başlayarak, ebedî dostluklarım vardır. İkincisi, o tarihlerde Vietnam Savaşı sürüyordu. Korkunçtu.

ABD’nin bu ikinci veçhesi, şimdi, bölgemizde… Havuç için değil, Petrol için buradasınız. ‘Türkiye’nin Demokratikleşmesi’ diyorsun.

Seni burada, bir arkadaşımız olarak görmesem, bu konuyu, genelde ülkemizde yaşadığımız sorunları, burada konuşmazdım.

Ama konuyu madem sen açtın, dostça konuşalım. Üçte birlik oy oranlarıyla, üçte ikilik parlamento çoğunluğunun elde edildiği bir süreçte demokratikleşmeden bahis, abestir.

Bu konuya hiç değinmedin. Yüzde onluk ülke seçim barajı var. Milyonlarca oy zayi oluyor. Demokrasi adına en önce buna mani olmamız gerekmez mi?

Partilerin içinde hemen neredeyse demokrasi yok; bir defa, bunun demokrasi özlemi itibariyle, rahatsız edici bulunmaması, ayrıca çok tuhaf. Üç, dört lideri kontrol etmeye çalışarak, Türkiye’yi, kontrol etmeye yönelmeniz, bence harika bir strateji, ama ‘demokrasi’ bu değil. Biz ‘gerçek demokrasi’ için mücadele ediyoruz…

Korkarım, senin anladığın demokrasi, değil, bu… Onun için sözlerine hiç katılmıyorum. Bizden istediğini, bu çerçevede, hiç istememelisin.
Ne diyorsam, içtenlikle ve vukufla söylediğime, güven lütfen. Bu kadar!..”

Büyükelçi’nin, sözlerinden hoşnut olmadığını belirten Yarman, şu yanıtı aldığını da anlatıyor:

”Enerji için burada değiliz (kim inanır, değil mi?), bölge istikrarsızdı, onun için buradayız. Üçte birlik oy oranı ile üçte ikilik parlamento çoğunluğu elde etme olasılığı, eskiden de vardı (el hak, doğru, söz konusu hüner, Rahmetli Özal’ın icadıydı), yüzde on baraj mı iyidir, yüzde beş mi, bu tartışılabilir…”

“Aslında herhangi bir büyükelçi, herhangi ciddi bir ülkede, böyle bir konuşma yapsa, tam bir yabancı militan sıfatında algılanıp, o ülkenin iç işlerine karıştığı savıyla, derhal ‘istenmeyen insan’ ilan edilir ve sınır dışına çıkarılır…” diyen Yarman daha sonra aklından geçenleri ise şöyle anlatıyor:

”Zaten kestirmekteydim ve pek çok televizyon programında dile getiriyordum: Demokratik süreçlerde alınan kararlara saygımız saklı olarak, ancak Anayasa değişikliği, esas olarak, Türkiye’yi ve bölgeyi, malum istekler doğrultusunda yeni baştan dizayn etmenin son bir temel aparatı olarak gerçekleştirilmek isteniyor…

Bu hissimi beton gibi yerine oturtan bilgi, üstelik birinci ağızdan önüme gelivermişti…”

O tarihlerde ne konuşuluyordu?
Mart ayının son günlerinde anayasa değişikliği konusunda hararetli bir tartışma yürütülüyordu. AKP, anayasa değişiklik teklifi üzerindeki çalışmalarını tamamlayarak teklifi kamuoyuna açıklamış ve 22 Mart tarihinde meclisteki partilerin kapısını çalmaya başlamıştı. Daha sonra teklifin meclis görüşmelerine başlandı.

(soL-Haber Merkezi)

Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

2 Eylül Referandumu BOP'un oylanmasıdır!

Yukarıdaki olay, 12 Eylül referandumunun ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi(BOP)'nin önemli bir dönüm noktası olduğunu çok açık kanıtlıyor. RT Erdoğan bu projenin eşbaşkanı olduğunu defalarca övünerek açıklamıştır. Eğer 12 Eylül'de evet çıkarsa bu Türkiye için iki önemli sonuç doğuracaktır: 1) AKP'nin önünde artık "tek parti diktatörlüğüne" giden yolda hiç bir engel kalmıyacaktır 2) PKK'nin özerklik ve af talepleri rahatlıkla yerine getirilebilecektir. Irak'taki Barzani'nin özerk Kürt yönetimi zaten birleşip bağımsızlık ilan etmek için, Türkiye Kürtler'inin özerkliğini bekliyor.Sonuçta 12 Eylül'de evet Türkiye'nin bölünmesi, Ortadoğu haritasının değişmesi, yani ABD emperyalizmin BOP nın gerçekleşmesi demek olacaktır. O zaman Türkiye sosyalizm hedefinden çok daha uzakta, kanlı kardeş kavgasıyla boğuşacaktır.

ABD ANAYASASINA KOCAMAN BİR HAYIR.

12 Eylül darbesini 'Bizim oğlanlar' dediklerine yaptıran dost ve kardeş(!)ülke ABD;şimdi de, o oğlanların devamı olan takunyalılara,hukuk sistemini ulemaya teslim edecek yeni bir anayasa taslağını yaptırarak, altın vuruşunu yapmak istiyor.
Bu anayasaya demokratik,özgürlükçü falan filan gibi yalanlarla sahiplenen sarı solculara da;sizler demek ki esas efendizin talimatına göre hareket etmektesiniz.
Bu cennet ülkeyi AB(D) KONTROLÜNDE oSMANLI TİPİ MİLLET SİSTEMİYLE ATOMİZE EDECEK OLAN GERİCİ KAFAYA VE ONUN ANAYASASINA HAYIR!!!!!
ABD emperyalizmine biat eden Sorsos beslemesi solculara bakınca Helal olsun Tolga Yarman Hocam diyorum.
Ağlayan Suna Kili Hocaya ise..Sayın Hocam;ABD'ye sızlanan,ağlaşana ben Kemalist demem,Kenanist derim.
İncelediğiniz Türk Çağdaşlaşması,emperyalizme teslim olunarak değil onlarla mücadele edilerek bu ülke toprağında yeşerip büyüdü;yanlış mıyım Sayın Kili?

Takke düştü,kel

Takke düştü,kel göründü..Anlayın Türkiye halkı asıl neyle mücadele ediyor.
30 yılda anarşi ve terörle başaramadığını,içerden başka dayatmalarla elde etmeye çalışıyor emperyalizm..
akp leri her yeri sarmış,direnen kafaları karıştırmak ve bir an önce sonuca gitmek istiyor.
Sol halktan ve türkiye ülkesinin bütünlüğünden yana olmalı.
Ülke ve halk kalmazsa ortada yapılacak solculukda bulunmaz.

hayır......

"bizim oğlanlar"ın devamı "bizim takunyalılar" a hayır demek bırakın solcusunu,sosyalistini her onurlu vatandaşın görevidir,en azından az bir süre düz mantık yürütsünler abd nin olduğu yerde olmayacaksın ,yada halkın anlayabileceği bir şekilde diyelim "şeytanla aynı yatağa girmeyeceksin" bu kadar basit,durum böyleyken hala boykot diye direnen düz mantık yürütemeyen çok bilgili solcularımız var.

Ekler

İletişim: habermerkezi@sol.org.tr - sol@sol.org.tr