Sayfa yolu
Şeyh Bedreddin'in diyarından ses var
Yayın Tarihi: 12.09.2009 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Geçtiğimiz günlerde Karaburun Bilim Kongresi’nin dördüncüsü “80’den sonra...” temasıyla tamamlandı. 100’den fazla bildirinin sunulduğu, çeşitli sergilerin ve birçok belgesel film gösteriminin yapıldığı kongreye 800’den fazla akademisyen, öğrenci ve çeşitli alanlardan, Karaburun’dan izleyiciler katıldılar. Dört yıldır düzenlenen kongrenin içinden doğan ve geçtiğimiz yıl kurulan, geleceğe yönelik birçok planı olan Karaburun Gündelik Yaşam, Bilim ve Kültür Derneği’nin Başkanı Zuhal Okuyan ve dernek yöneticileri Nida Kamil Özbolat ve Erkin Başer ile derneği, kongreyi ve geleceği konuştuk.
soL: Öncelikle biraz Karaburun’dan bahsedelim mi?
Zuhal Okuyan: Karaburun küçük bir yarımada. Mübadele öncesi çok fazla Rumun yaşadığı bir yarımada. Ekonomik sıkıntının olduğu, insanların zorlu koşullarda yaşamaya çalıştığı bir yer. Yerli halkın en büyük geçim kaynağı, nergis ve sümbül çiçeği. Burada yetiştirilen nergis ve sümbül çiçeği, çeşitli illere gönderiliyor. Ayrıca bir miktar kıyı balıkçılığı ve zeytincilik var.
Karaburun’da buranın yerli nüfusu dışında, sonradan buraya yerleşmiş birçok aydın da var. Dikkat çeken bir başka nokta, son yıllarda sağcı partilerin Karaburun’da daha fazla müdahele çabası.
soL: Burada akademisyenlerle, Karaburun’da yaşayan insanlarla bir dernek kurdunuz. Dernek fikri nasıl ortaya çıktı?
Zuhal Okuyan: Karaburun Gündelik Yaşam, Bilim ve Kültür Derneği esas olarak dört yıldır düzenlenen Karaburun Bilim Kongresi’nin içinden, buradaki akademisyenlerin geleceğe dair fikirlerinden, planlarından doğdu diyebiliriz. Derneğin adından da görülebileceği gibi, dernek esas olarak akademik bilgiyi, üniversiter bilgiyi, gündelik yaşamın bilgisiyle birleştirmek için bir müdahale aracı. Bilimle, kültürle, sanatla yerelin bilgisini birleştirmek, gündelik yaşama müdahele etmek istiyoruz.
Belirttiğim gibi dernek, Karaburun Bilim Kongresi’nin içinden doğdu. Burada dört yıldır üretim yapan yüzlerce insana bir borç da var, bunun kurumsallaşmasına, süreklileşmesine bir ihtiyaç var.
soL: Yani bilim kongreleri derneği doğurdu, dernekte kongrelerde üretilen bilginin süreklileştirilmesine ve farklı alanlarda yeniden üretilmesine aracı olacak diyebiliriz o halde. Bilim kongrelerinden de konuşabilir miyiz biraz?
Nida Kamil Özbolat: Öncelikle kongre olmasaydı dernek olmazdı diyebiliriz. Üniversiteden çıkmış bir fikirdi. Türkiye’de bilim nosyonunu yitirdi, liyakat kayboldu üniversitelerde. Bilime, bilmeye yabancı yerler haline geldi üniversiteler. Biz buraya Bedreddin’in diyarına geldik. Üniversitenin mevcut durumuna karşı isyan vardı ve biz bunun için Bedreddin’in yerine, yani isyanın coğrafyasına geldik. Bilime ve akademiye dair dertlerin toplumsal kaygılar ile birleşmesi gibi bir çabamız var. Akademi ve dışı gibi iki ayrı dünya tanımlanıyor, akademi ve bunun dışındaki dünya. Biz bunun karşısında durmaya çalışıyoruz.
Kongre burada dört yıldır, ticari sponsor olmadan, sadece yerel yönetimler ve demokratik kitle örgütlerinin katkısıyla yürüyor. Kongrenin ilk yılında, “Bilim ve İktidar” temasını tartıştık. Daha sonraki yılın teması “Bilimsel üretim süreci: Toplumsal ve kurumsal biçimleri” idi. İkinci yılın sonuna kadar bilimci ile hesaplaştık. Piyasanın tahakküm ilişkilerini, üniversiteyi, aydını mercek altına aldık. İkinci kongrenin sonrasında sert bir hesaplaşmadan çıktık. Geçen yıl “Bugünü anlamak” başlığıyla, toplumsal temalı bir açılıma girdik, bu sene de bunu “80’den sonra” temasıyla sürdürdük. Bilimci dünyaya karşı derdi olandır, cüreti olandır, bununla hesaplaşmak durumundadır. Bilimcinin eylem yapacak, eyleyecek bir gücü olmalıdır.
Erkin Başer: Kongreler çok yüksek katılımlı geçiyor, bütün organizasyon çok yoğun bir emekle, tamamen gönüllülük ekseninde yapılıyor. Sokağın bilgisini kongreye taşımaya çalışıyoruz. Tuzla tersanesini, Atık toplama işçilerini, daha birçok mücadeleyi kongrelere taşıdık. Esasında çok açık bir mesajımız var dünyaya dair. Bilgiyi önemsiyoruz ama bir de böyle bir bilgi, sokağın bilgisi var. Bunu daha fazla dikkate almak lazım, akademik bilgiyle sokağın bilgisini birleştirmek lazım. Bu mesajı vermeye, bunu yapmaya çalışıyoruz.
Zuhal Okuyan: Kongrenin burada çok önemli bir katkısı var. Türkiye’de eleştirel çalışmalarda bulunan birçok insanı biraraya getiriyor, insanların birbirini tanımasına yardımcı oluyor. Görüyorsunuz, birçok farklı alandan insanlar var burada, bilimsel bilgi farklı başlıklarda tartışılıyor, gündelik yaşamın bilgisiyle birleştirilmeye çalışılıyor. Tabii bir taraftan hem Karaburun’a hem de Mordoğan’a önemli katkıları oluyor. Bunun bir boyutu kültürel. Örneğin kongre kapsamında gösterilen belgesellere birçok insan katılıyor, insanlar sergileri takip ediyor. Mesela bir süredir Karaburun’un çocuklarıyla İstanbul Galata Fotoğrafhanesi’nden gelen fotoğraf sanatçıları bir çalışma yürütüyor, çocukların anneleri babaları, çocukların ürettikleriyle düzenlenen etkinliklere katılıyor.
Kongrenini gittikçe büyümesi elbette belli sorunları gündeme getiriyor. Büyüdükçe, toparlanamama ve devam ettirememe gibi endişeler de yaşanıyor elbette.
Nida Kamil Özbolat: Aslında dernek tam da bu noktada devreye giriyor. Geniş bir ağ var, dört gün biraraya geliyoruz, ama sonra dağılıp gidiyoruz. Bunu ortadan kaldırmak, üretilen bilgiyi süreklileştirmek istiyoruz.
soL: Dernek geçtiğimiz yıl kuruldu. Bugüne kadar neler yaptı, bundan sonra gündeminde neler var?
Zuhal Okuyan: Evet geçtiğimiz yıl kuruldu Karaburun Gündelik Yaşam, Bilim ve Kültür Derneği, yani çok genç. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde kimi etkinlikler yapmaya çalıştık. Örneğin, burada zeytin üreticileri ile bilim insanlarını biraraya getiren bir toplantı düzenledik. Nisan ayında Karaburun’da Kadın Meclisi ile birlikte “Kadın Sağlığı” başlıklı bir eğitim düzenledik. Kadın kooperatifine, üretici kooperatifine destek olmaya çalışıyoruz. Çeşitli restorasyon çalışmalarına katkıda bulunmaya çalıştık.
Burası mübadele öncesinde çok fazla Rum nüfusun yaşadığı bir coğrafya. Dernek yerel tarih çalışmalarına ilişkin bir çaba içerisinde. Karaburun Yarımadası Türk-Yunan Dostluk Günleri etkinlikleri kapsamında mübadele öncesinde burada yaşayanları tekrar Karaburun’a , köylerine getirdik, burada yaşayanlarla biraraya getirmeye çalıştık. Karaburun’da, Mordoğan’da etkinlikler yapıldı, konserler düzenlendi. Etkinliklere Türkiye ve Yunanistan’dan çok sayıda müzisyen ve müzik grubu destek verdi. Karaburun ve Mordoğan Belediye Başkanlarının önemli desteği oldu bu etkinliklerde. Önümüzdeki yıl bu etkinliklere edebiyatı, görsel sanatları da dahil etmek istiyoruz. Yunanistan’ın Vartholomeo kentinin Karaburun ile kardeş şehir olma kararından sonra Vartholomeo’da bulunan kültür derneği ile birlikte Karaburun araştırmaları ve iki kentin yakınlaşması için kültürel faaliyetler yapmak üzere çalışmalar başlatıldı. Ayrıca Karaburun’un karşısında komşuluk ilişkisi bulunan Midilli adasındaki Gera bölgesinin Kültür Derneği ile birlikte bazı çalışmaların yürütülmesi konusunda fikir birliğine varıldı.
Bundan sonrasında burada enstitüleşme gibi bir çabamız var. Uluslararası çapta bir enstitüleşme çabası bu. Toplumcu ve akademik bilginin gündelik yaşamla birleşmesine yönelik kurumsal müdaheleyi genişletmek, süreklileştrmek çabasındayız. Birçok disiplinin biraraya geldiği, sosyal bilimcilerin, mühendislerin, hekimlerin, sanatçıların birlikte üretim yaptığı bir yer olacak enstitü. Bu farklı disiplinlerin biraraya gelmesiyle, sadece yazın yapılan kongrelerle sınırlı kalınmayacak, süreklileştirilmiş yaz ve kış okulları yapılacak. Kültürel mimari okulu, felsefe ve müzik okuluna en yakın çalışmalar olarak görülüyor, bunlara yönelik hazırlıklarımız sürüyor.
Ayrıca burada Karaburun Yarımadası odaklı yerel çalışmalar yapmaya devam edeceğiz, sağlık eğitimi, kıyı balıkçılığı, yerel tarih, alternatif turizm gibi alanlarda çalışmalarımız olacak.
Nida Kamil Özbolat: Zuhal hocanın dediği gibi önümüzdeki yıl, yaz ve kış okullarını devreye sokmak için çaba gösteriyoruz. Bir ekonomi politik okulu çalışması yapıyoruz, bir kollektivizm oluşturmaya çalışıyoruz. Mimarlık ve çevre atölyeleri yakında başlayacak. Diğer taraftan burası özel bir coğrafya, mübadele öncesi önemli bir Rum nüfusun yaşadığı bir yer. Buralardan başlayarak, yarımadanın kendi değerlerine sahip çıkarak, yerel kalkınmaya da aracılık yapacak etkinlikler düzenleyeceğiz. Bu kongre burada kurumsallaşırken, burası ile organik bir ilişki kurmak istiyoruz, eylemek istiyoruz. Karaburun Bilim Kongresi devam ederken, derneğimiz eleştirel bilginin, ezilenlerin bilgisinin üretildiği ve paylaşıldığı kalıcı çalışmalarla Börklüce’nin mirasını sürdürme iddiasında olacak.
soL: Çok teşekkür ediyoruz. Hem Karaburun Bilim Kongresi’nin bundan sonraki yıllılarında hem de dernek kapsamında yürüttüğünüz çalışmalarda başarılar diliyoruz. Karaburun’dan, Şeyh Bedreddin’den, Börklüce Mustafa’dan bahsetmişken Nazım’ı hatırlamamak, onun bu topraklara dair destanından birkaç dizeyi okurlarımıza anımsatmamak olmaz. Söyleşimizi onun güzel dizelerini okuyucularımıza sunarak bitireceğiz.
Nazım Hikmet’in Şeyh Bedrettin Destanı’nın 9. bölümünden
…
Sıcaktı.
Baktı Karaburun dağlarından O
baktı bu toprağın sonundaki ufka
çatarak kaşlarını :
Kırlarda çocuk başlarını
Kanlı gelincikler gibi koparıp
çırılçıplak çığlıkları sürükleyip peşinde
beş tuğlu bir yangın geliyordu karşıdan ufku sarıp.
Bu gelen
Şehzade Murattı.
Hükmü hümâyun sâdır olmuştu ki Şehzade Muradın
ismine
Aydın eline varıp
Bedreddin halifesi mülhid Mustafanın başına ine.
Sıcaktı.
Bedreddin halifesi mülhid Mustafa baktı,
baktı köylü Mustafa.
Baktı korkmadan
kızmadan
gülmeden.
Baktı dimdik
dosdoğru.
Baktı O.
En yumuşak, en sert
en tutumlu, en cömert,
en
seven,
en büyük, en güzel kadın :
TOPRAK
nerdeyse doğuracak
doğuracaktı.
Baktı.
Bedreddin yiğitleri kayalardan ufka baktılar.
Gitgide yaklaşıyordu bu toprağın sonu
fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla.
Oysaki onlar bu toprağı,
bu kayalardan bakanlar, onu,
üzümü, inciri, narı,
tüyleri baldan sarı,
sütleri baldan koyu davarları,
ince belli, aslan yeleli atlarıyla
duvarsız ve sınırsız
bir kardeş sofrası gibi açmıştılar.
Sıcaktı.
Baktı.
Bedreddin yiğitleri baktılar ufka...
…
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.