Sayfa yolu
“Caz, … hem disiplinli hem de özgür…”
Yayın Tarihi: 19.12.2009 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Bu haftaki Cumartesi sohbetimizi KadıköyCaz’ın 5. yılının ilk konserinin yapılacağı güne denk getirdik. Geçen hafta KadıköyCaz 5’in konuğu olan radyo programcısı ve caz yazarı Hülya Tunçağ, Cumartesi sohbetlerimizin bu haftaki konuğu… Aslında caz müziğine ilişkin kendisine yöneltmek istediğimiz çok soru vardı, yanıtlarını uzun uzun almak istiyorduk... Ancak sohbetimizi çok kısacık bir zaman dilimine sığdırmak zorunda kalarak sizlere sunuyoruz.
soL portalda KadıköyCaz etkinlikleri boyunca sorularımızı sormaya, caz müziğini birlikte düşünmeye ve anlamaya devam edeceğiz.
Hülya Tunçağ Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikoloji Bölümü (Ön lisans), D.E.Ü.G.S.F. Sinema-Televizyon-Fotoğrafçılık Bölümü (Lisans) ve BBC Westfield College’de Programcılık ve dil eğitimi aldı. 1968-1993 arasında TRT Prodüktörlüğü,1993’den beri de TRT Radyo-3’de dış yapımcı olarak çeşitli müzik programları yaptı. Halen “Günümüzde Caz” ve “Ekinoks” programlarını hazırlayıp sunmaktadır. PERA Güzel Sanatlar Okulu’nda “Caz Tarihi”, Akademi İstanbul’da “Radyo Programcılığı” ve “Caz Tarihi”, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Bölümü’nde “Caz Tarihi” dersleri vermiştir. JAZZ dergisinde yazarlık yapmaya devam eden Tunçağ, 1995-1998’de “İstanbul Caz Derneği” başkanlığı, 1994-1998’de İzmir Avrupa Caz festivali danışmanlığı yaptı. 2004’den bu yana da İstanbul Caz festivali danışmanlığı yapmaktadır.
soL: Cazın siyahların, Afrikalı Amerikalıların, Amerikan toplumu içerisinde var olma, ayakta kalma çabalarının, bu çabanın başını çeken, ırk ayrımcılığına karşı verdikleri uzun ve acılarla dolu mücadelelerinin içinde yarattıkları bir müzik olduğunu biliyoruz... Sizden caz müziğinin ve kültürünün nasıl ortaya çıktığını paylaşmanızı rica edebilir miyiz?
*Bu arada cazın bir müzik terimi olarak 1917'de “Original Dixieland Jazz Band” ilk plağı ile ortaya çıkmış olduğu bilgisi doğru mu?
Hülya Tunçağ: Caz müziği ve kültürünün ortaya çıkışıyla ilgili bilgi için Cüneyt Sermet’in “Cazın İçinden”, Leonard Feathar’ın “History of Jazz” ve Joachim E. Berendt’in “Cazın Kitabı” kitapları en sağlam kaynaklardır. Aynı şekilde 1917’de basılan “ORIGINAL DIXIELAND JAZZ BAND” plağında da ilk kez “Jazz” sözcüğünün kullanıldığı, Berendt’in kitabında belirtilir. Özellikle müzikle ilgili en sağlam ve detaylı kaynak, Almanlara özgü bir özellik...
Caz müziğinde 20’li yıllarla 40’lı ve 50’li yıllar kıyaslandığında hem müzikal hem de kültürel yapı anlamında, hangi dinamikleri gözlemlemek mümkün? Duke Ellington, Charlie Parker, Thelonius Monk gibi isimler bu dönemler ve genel olarak caz müziği için ne ifade ediyorlar?
1920’lerin başında NEW ORLEANS’da ortaya çıkan küçük orkestralar, naif, basit marş tempolu ve “Head Arrangment” denen kafa arajmanlarının anında oluşturulduğu topluluklardı. Bununla birlikte KID ORY, LOUIS ARMSTRONG gibi doğaçlama ustalarının yetiştiği dönemdi. 1930’larda FLETCHER HENDERSON’ın ilk organize Big Band’i kurmasıyla caz, sokak ve bar müziği gibi sayılmaktan kurtulmanın yanısıra “Aranjman” sanatının doğmasına ve büyük aranjörlerin yetişmesine sahne oldu. Ardından DUKE ELLINGTON, COUNT BASIE, JIMMY LUNCEFORD gibi araştırmacı öncüler, büyük orkestralar dönemini başlattılar. 1940’ların başında NEW YORK’da HARLEM’deki MINTON’ın YERİ’nde BEBOP’ı yaratan CHARLIE PARKER, DIZZY GILLESPIE, KENNY CLARKE, JOHN LEWIS, THELONIOUS MONK gibi modern cazın öncülerine bu yolu açanlar ise Big Band’ler döneminde parlayan virtuoz solistlerdi.
Bebop’u kendinden önceki dönemden ayıran şey neydi? Bebop nasıl bir süreç tarif ediyordu?
BEBOP, SWING çalan, çoğu tecimsel beyaz orkestralara tepki olarak siyah müzisyenler tarafından yaratıldı. Orkestraların yerini küçük topluluklar aldı. Armoni, ritm, doğaçlama, aranjman alanında tümüyle bir devrim niteliğini taşıyordu. Bopper’lara göre gerçek caz müziği ile dans edilmez, kulüplerde dinlenirdi ancak. Tıpkı klasik müziğin ifade ettiği konum gibi. Cazdaki ilk modern aşamadır bu dönem...
Yine aynı dönem siyahların müzikteki konumlarında değişiklikler oldu mu?
BEBOP döneminde ortaya çıkan genç siyah solistler, beyaz müzisyenleri olduğu kadar, STRAVINSKY, RUBINSTEIN, MILHAUD, SCHOENBERG, RAVEL gibi gibi klasik müzik bestecilerini de hayrete düşürdü. Nitekim, daha sonraki süreçte GUNTHER SCHULLER ve JOHN LEWIS’in öncülüğünde bu bestecilerle ünlü Bopçılar birikimlerini birleştirip “THIRD STREAM-ÜÇÜNCÜ AKIM” diye tanımlanan oluşumda buluştular.
‘50’lerin sonu ve ‘70’li yıllarda toplumsal arayışlarla paralel olarak caz müziği nasıl bir seyir izledi? Ornette Coleman, John Coltrane gibi isimler bu dönem için ne ifade ediyordu.
1950’lerden 1960’lara dek cazda akımlar birbirinin içinden çıktı. Bebop’dan daha yalıtılmış ve Soul katılmış biçimiyle Hard-Bop, buna karşılık caza akademik bir boyut katmaya çalışanlar Batı Kıyısı’nda cazı oda müziği düzeyine taşıyarak “Cool” laştırdılar. Bu dinginliğe tepki olarak yine siyah güç işi ele aldı. ORNETTE COLEMAN ve CECIL TAYLOR, cazın armonik yapısını ve ritmini özgürleştirerek serbest doğaçlamalara geçtiler. Ülkelerinde çok tutulmayan Free-Jazz (Özgür Caz), Avrupa’nın entelektüel ortamında saygı gördü. BIRD gibi DIZZY GILLESPIE’nin yanında yetişen JOHN COLTRANE de tenor saksafondaki parlak tonunu yarattı... Düzensiz ve sağlıksız yaşamı bile o müthiş araştırmacı ve yaratıcı hevesini kıramadı. Uzakdoğu’nun egzotizmi onu cezbederken Afrika kültüründe köklerini arayan siyah müzisyenlerin öncüsü oldu.
“Cazda kolektif deneyimler” geçen yıl, KadıköyCaz4’ün temasıydı. Ve sizin, Orhan Kâhyaoğlu’nun, Murat Beşer’in, Genco Arı’nın ve Süha Kurultay’ın konuk olduğu panelde bu çok önemli konuyu biraz “tenha” bir seyirci kitlesine hitaben de olsa konuşma fırsatı bulmuştuk. Bir de soL okurlarıyla paylaşmak mümkün olabilirse eğer, müzikal yapısının olmazsa olmazlarından biri gibi duran kolektivizmin cazdaki karşılığı nedir?
Caz, her yanıyla çok özel bir sanat... Hem bireysel hem de kolektif... Hem disiplinli hem de özgür... İşte o nedenledir ki, sınırları kolaylıkla aşabilmiş ve başka ülkelerin müzikleriyle kaynaşarak ufkunu geliştirmiştir... Dünya müziği, her zaman için caz sanatına zengin bir kaynak olmuştur.
Kendi ülkemize dönecek olursak… KadıköyCaz3’ün teması olan “Türkiyeli bir cazdan söz etmek mümkün mü?” ya da "Cazın Türkiye’deki karşılığı nedir?” sorusunu yanıtlamanızı rica edebilir miyiz?
Türkiye’ye 1930’larda Ermeni müzisyenlerce getirilen caz, o zamandan günümüze etkileşimlerle ulaşabildi. HULKİ SANER’in klarinetinde ARTİE SHAW’u, NEJAD CENDELİ, TUNA ÖTENEL, KEREM GÖRSEV’de BILL EVANS’ı, SELÇUK SUN’da RAY BROWN’ı, ŞADAN ÇAYLIGİL’de MAX ROACH’u, İLHAM GENCER ‘de BUD POWELL’ı, SEVİNÇ TEVS’ de ANITA O’DAY’i, MUVAFFAK FALAY’da MILES DAVIS’i hissetmek gibi... 1980’lerden sonra BERKLEE başta olmak üzere okullu kuşak, Türkiye’deki Main Stream’in aksine 1960 sonrası stillerin bakış açısıyla dikkati çekmeye başladı. En önemli nokta da üretkenliklerini albümlere, güçlüklere rağmen aktardılar.
Bizim cazcılarımızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Nereye doğru yol alıyoruz bu konuda?
Ustalarına saygılı harika bir genç kuşağın yetiştiğine inanıyorum. Ufukları geniş ve tutkulular...
12 Aralık Cumartesi günü KadıköyCaz5'i sizin sunumunuzla başlatıyoruz. "Cazda Aranjman (Düzenleme) Sanatı" başlıklı sunumuz hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?
Caz müziği, tıpkı diğer sanat dallarında olduğu gibi tarihsel gelişimi içinde dinlenmeli. Bu konuda yapılmış koleksiyonlar var... Özellikle KEN BURNS’ün belgeseli çok önemli.
Son olarak sizin çalışmalarınızı nasıl takip edebiliriz?
TRT Radyo-3’de Cumartesi geceleri 23.00’de yayınlanan “GÜNÜMÜZDE CAZ” programımda genellikle yeni kayıtları ve modern çalışmaları tanıtmaktan keyif alıyorum. Ayrıca Türk Caz kayıtlarını da elime geçtikçe mutlaka tanıtmayı misyon edindim. Ayrıca JAZZ dergisinde yine “Günümüzde Caz” diye bir köşem var. Eleştirilerimi, anılarımı okuyucu ile paylaşıyorum. Yanı sıra, Bodrum’dan çevreye ve Yunan adalarına yayın yapan Radyo Eko’da, hafta içi her gece 22.00-24.00 arası LADY BLUE adlı programı yapmaya başladım. Kısaca caza doyamıyorum. Bir kere bu virüs kanınıza girdi mi kurtulamazsınız, zaten kurtulmak da istemezsiniz....
Teşekkürler…
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.