'Örgütlü bir halka ihtiyacımız var'

Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda Bu Düzen Değişmeli Platformu’nun düzenlediği 'Gelin birlikte bu düzene karşı nasıl mücadele edeceğimizi konuşalım' etkinliği İstanbul 1. Bölge bağımsız milletvekili adayı Aydemir Güler’in katılımıyla gerçekleşti.
soL - İstanbul
Pazar, 10 Haziran 2018 22:44

Bu Düzen Değişmeli Platformu'nun İstanbul 1. Bölge bağımsız milletvekili adayı Aydemir Güler, bugün Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda Kadıköylülerle buluştu. “Gelin birlikte bu düzene karşı nasıl mücadele edeceğimizi konuşalım” çağrısıyla gerçekleşen buluşmaya katılımcıların ilgisi yoğundu. 

Konuşmalar  ve soru cevapla süren etkinlikte onlarca yıldır bir kafa karışıklığının yaratıldığını söyleyen Aydemir Güler, seçimlere giderken sıkça dile getirilen sorulara değindi. Gündeme dair de açıklamalarda bulunan Güler’İn konuşmasından satırbaşları şu şekilde:

TBMM ÜLKENİN EN İTİBARSIZ KURUMU HALİNE GELDİ

  • "Az oy alacaksınız niye seçimlere giriyorsunuz?” diye soruluyor. Bu hatalı bir bilgi. Bir siyasi partinin yüzde on barajını aşamayacağına dair kuvvetli bir kamuoyu kanaati varsa oylar dibe çakılıyor; baraj da bunun için var zaten. 1965 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’nin aldığı yüzde 2,87 oyun etkisi egemenlere gerekli dersi vermiştir. Bunun ardından seçim sistemi değiştirilmiştir. Yüzde on barajı ve seçim sistemi Türkiye sosyalist hareketi ve işçi sınıfına karşı icat edilmiştir, gerisi palavradır. Bu palavra için istikrar getirecek denilmişti ancak bu da hemen yalanlanmıştır. 1980’ler bitmeden yükselen işçi hareketi karşısında TBMM’nin temsilde yetersiz olduğu bir anlam taşımadığı ortaya çıkmış, itibarsızlaşmıştır. Bu palavrayı ortaya çıkaran birkaç milyon işçinin hareketidir.
  • Parlamentoya çok mu meraklıyız? İlk olarak seçimler çok önemlidir. İkinci olarak da TBMM ülkenin en itibarsız, en işe yaramaz, en kolay boşa düşürülen, sesi çıkmayan kurumudur. İstedikleri gibi yönetebiliyorlar. Peki yöneten kim? Kuşkusuz Türkiye’nin büyük belası, kötülüklerin simgesi olan biri ve yanındakilerden bahsediyoruz.
  • Laiklik için mücadele demek, bugün Türkiye’nin bütün kurumlarını imamların yönetiyor olmasıyla karşı karşıya gelmek demektir. Tiyatroları da TRT’yi de Dışişleri Bakanlığını da imamlar yönetmekte. Laiklik için mücadele vereceksek, imam hatiplerle hesaplaşmamız gerek. "Oldu bir kere, Türkiye artık böyle" diyenlere hayır demek lazım. Seçimlere az oy almamıza rağmen bunun için girmekteyiz.

DIŞ POLİTİKADA ÖNCE NATO SORUNU ÇÖZÜLMELİ

  • 24 Haziran seçimlerine katılan, sağıyla soluyla muhalif olanların Türkiye’nin uluslararası ilişkilerine dair dedikleri tek şey "Erdoğan, Türkiye’nin dış dünya ile ilişkilerini bozdu. O gitsin ve istikrara kavuşalım"dan öteye geçmiyor. Eğer ülkenin çıkarlarını savunmak dış dünya ile ılımlı, istikrarlı ilişkilerden geçiyorsa, Türkiye’nin NATO diye bir problemi yok demektir. Türkiye’nin NATO diye bir sorunu var. İncirlik’te depolanmış nükleer silahlar var. Bunlar sorun mu değil mi?

25 HAZİRAN'DA SERMAYENİN İŞSİZLİĞE OLAN İHTİYACI BİTMEYECEK

  • Bağımsız olarak seçimlere katılıyoruz ama komünizme bayağı bağlıyız aslında. Biz TKP’yiz. TKP’den hareketle az oy alacağımızı öngören yorumcular var. Seçimlere bir amacımız olduğu için giriyoruz. 25 Haziran’dan sonra Türkiye’de işsizlik ve yoksulluk mu azalacak ya da bunların en temel yapısal sebebi olan özelleştirmeler mi ortadan kalkacak? Seçime katılanlar arasında kimsenin böyle bir iddiası yok. AKP Türkiye’nin iç dinamiklerine kalsaydı şimdiye giderdi. Gitmiyorsa eğer özelleştirmelerden yararlananlar dolayısıyla gitmiyor. 25 Haziran’da sermaye sınıfının emekgücü maliyetini azaltmak için işsizlere olan ihtiyacı bitmeyecek.

BAŞKANLIK SİSTEMİNİ İLK ÖNEREN TÜSİAD’DIR

  • Bu seçimin bir referandum olduğu söyleniyor. Türkiye’nin problemleri kimin başkan olduğu ile çözülmez. Bu TKP’nin vekil adayları ile kayda geçecek. Başkanlık sistemi halkın tüm yetkisini bir tek kişiye devretmesidir, bu sermayenin modelidir ve tümden yanlıştır. Bunu ilk defa TÜSİAD önermişti.
  • 24 Haziran’dan sonra Türkiye yaşadığımız kriz ortamını arattıran bir krize tanık olacak. Bunun karşısında örgütlü bir halka ihtiyacımız var. Türkiye halkı örgütlü olmasa da mücadele verdi 2013’te. Beş yıl önce 10-15 milyon insanın hükümet istifa dediği günlerde CHP toplandı ve hükümeti diyaloğa çağırdı. Diyalog tabii ki de olmadı. Bir tarihsel fırsat kaçırılmış oldu. AKP 2015 Haziran seçimlerinde de ciddi bir gerileme yaşadı. Elinde sopa ile kurdurttuğu seçim hükümetine bu muhalafet partilerinden birisi iki bakan verdi. Değil seçimdeki kazanımlarını korumak, bu kazanımları yok etmek üzere dayatılan diğer bir seçimin yapılmasına yardımcı oldular. Biz bunun için seçimlerdeyiz.

OYLARI BÖLEN DÜZEN PARTİLERİDİR

  • Bize inanmayan bizim gibi düşünmeyenlerden oy istemiyoruz ancak tersine "Türkiye’nin sorunları bu düzen içinde çözülmez, bu düzenin değişmesi lazım ancak bu seçimlerde başka bir partiye oy vereceğim" diyenlerin oyunu istiyoruz. Bu durumda kim kimin oylarını bölüyor? Düzen değişikliği isteyenlerin oyunu bölenler düzen partileridir. 
  • HDP yüzde 10’u geçip meclise giremezse onun hakettiği vekiller AKP’ye kayacak, bunun vebali ise sizin üzerinizde olur diyenler var. Türkiye’de komünistlerin oyunun olmadığını düşünüyorsunuz ancak olmayan oyumuzla sizin veya başka bir partinin meclise girmesine tehdit oluşturduğumuzu da söylüyorsunuz. Küçük müyüz tehlike miyiz? Karar verin.

Konuşmanın sonunda Aydemir Güler’in kendisine yöneltilen soruları yanıtlamasının ardından etkinlik sonlandırıldı.