Yunanistan’ın dayanışma klinikleri

Yunanistan’ın dayanışma klinikleri

Çeviri: Akif Akalın
19/10/2015 Pazartesi

Kriz döneminde Yunanistanlılar, krizden en çok etkilenen yoksulların ve işsiz kalan emekçilerin mağduriyetlerini hafifletebilmek amacıyla yaşamın her alanında muazzam bir “dayanışma” sergilediler. Bunlar arasında en önemli olanlardan biri sağlık alanındaki dayanışmanın somut örnekleri olan “dayanışma klinikleri” oldu. Tamamen “sistem dışı” ve toplumun kendi kendine örgütlenerek, kendi sağlıklarına sahip çıkmalarına örnek olan bu yapılar, insanların “kar amacı gütmeden” hizmet sunan yapılar oluşturabileceklerini ve bu yapıların “sistemin” yapılarıyla yarışabileceğini, hatta onları geride bırakabileceğini kanıtlıyor. Vijoleta Gordeljevic tarafından yayınlanan makaleyi paylaşıyoruz.


Kemer sıkma karşısında halkın sağlığı: Yunanistanlılar nasıl alternatif bir sağlık sistemi kurdu

Atina – Pire’deki bir dayanışma kliniğinde, küçük bir ahşap masanın ardında oturmuş, 15 yaşında bir gönüllüyle görüşürken, ilaç dolu küçük odaya giren uzun boylu, orta yaşlı erkek, “hiçbir gelir elde etmiyoruz, yalnızca veriyoruz, fakat yalnız birbirimiz için” dedi. Sesini yükseltirken ekledi: “Bunu yaz, biz iyi bir şey yaptıkları için insanlara ödeme yapan bir HDÖ (Hükümet Dışı Örgüt) değiliz”. Kapıyı kapattı ve ayrıldı.

Yunanistan’ın 50 kadar dayanışma kliniği ve eczanesinden oluşan enformel sağlık yapısına katılan yüzlerce gönüllü yalnızca gelir elde etmemekle kalmıyor, aynı zamanda hak ettikleri övgüyü de almıyorlar. Bu yıl Mayıs ayı gibi Atina Tabipler Birliği, amaca destek vermek yerine, dayanışma kliniklerini, kliniklerle gönüllü doktorlar arasında “meçhul iş ilişkisi” nedeniyle haksız rekabete neden olmakla suçlamaya karar verdi. Bu yalnızca zamanlarını ve çabalarını bu kliniklerde ücretsiz olarak elzem sağlık hizmetleri sunmak için verenlerin yüzüne bir tokat değildi, aynı zamanda Atina’da yalnızca bu hizmetlere bel bağlayan en az 75 bin Yunanistanlıya atılmış bir tokattı. Arta Sosyal Dayanışma Kliniği ve Eczanesi yanıt olarak, dayanışma kliniklerinin yasadışı olduğunu düşünenlere acıdıklarını ve kliniklerin bütün yaptıklarının “dostlarını sevmek ve saygı duymak, daha iyi bir gelecek, onurlu bir yaşam için umut beslemek” olduğunu söyleyen bir bildiri yayınladı.

Bu yaz boyunca düzinelerce böylesi sağlık bakımıyla ilişkili dayanışma örneklerini ziyaret ettiğim için şanslıydım. Kliniklerin yalnızca hastalara ilaç ve sağlık hizmetleri sağlamadıklarını, aynı zamanda toplumsal değerleri güçlendirerek, açık iletişim kurarak ve cömertçe vererek işsizliğe bağlı yabancılaşma çeken birçoklarının kendilerini toparlamalarına yardımcı olduklarını öğrendim.

Yunanistan son zamanlarda “ekonomik dayanışmanın” kendine özgü versiyonunu yaşıyor. “Ekonomik dayanışma” terimi, 1980’lerde Latin Amerika’da toplumun büyük bir kesiminin borç ve işsizlik nedeniyle ekonomik dışlanma yaşamaya başlaması ve buna kendi üyeleri tarafından çeşitli hizmetler sunan kooperatif, özerklik ve özyönetim provizyonuyla karşı atak yapmasına kadar gider. Aynı adalet ve özyönetim susuzluğuna Yunanistan’da geçen beş yılda tanık olunabilir. Burada kemer sıkma barınma, gıda ve sağlık bakımı gibi alanlarda insanları kendilerini örgütlemeye zorladı. Özellikle fevkalade bir ağla sonuçlanan sağlık bakımı, giderek daha fazla kamusal hizmetin kötüleştiği ilanları duyulurken, sessizce her gün yaşam kurtarıyordu.

'BİR ALTERNATİF GEREKLİYDİ'
İki yıl önce çeşitli yazarlar ve gazeteciler Yunanistan’ın yeni fışkıran kliniklerini yeraltı klinikler olarak tanımlıyorlardı; insanların özel veya kamusal hastanelerde tedaviye güçleri yetmedikçe veya erişemedikçe giderek artan ölçüde gitmeye başladığı yerler. Çoğu kanser, diyabet veya depresyonlu ciddi fiziksel ve mental sorunları olan hastalar, yüksek özel hastane ücretlerini ödeyemediklerinden fiziksel ve mental sorunlarını aylarca ihmal etmek zorunda kalmışlardı.  

Kamusal sistem kemer sıkmaya bağlı olarak büyük ölçüde eksik finanse edilmelerinin bir sonucu olan insafsız bekleme listeleri nedeniyle erişilemez hale gelmişti. Şimdi 2015 yılında Yunanistan’ın sosyoekonomik krizi uzun süredir başbakan Çipras ve diğer Syriza görevlilerinin birçok vesileyle ifade ettikleri gibi insani bir kriz haline gelmişti. Bu yeraltı klinikleri uzun süredir “sosyal” veya “dayanışma klinikleri” olarak biliniyordu ve varlıkları isimlerinin çağrıştırdığı kadar gizli değildi. Enformel olarak kabul edilmelerine ve hiçbir yasal statülerinin olmamasına rağmen dayanışma klinikleri bir alternatif ve açıkça söylemek gerekirse Yunanistan yurttaşları için örgütlü sağlık bakımının (kendi komşuları ve arkadaşları tarafından sunulan) oldukça yenilikçi bir biçimi haline geldi.

Yalnızca Atina büyükşehir bölgesinde bu klinik ve eczanelerin yaklaşık 20’si vardır. Diğer 30’u kamu sağlığı kesintilerinin özellikle hastaların ihmal edilmesiyle sonuçlandığı adalar dahil bütün Yunanistan’a yayılmıştır. Klinikler ücretsiz çalışmakta, hiçbir noktada para alınmamaktadır. Hekimler, hemşireler ve idari yardımcılar gönüllüdür, binalar ya belediyeler tarafından bağışlanmış, ya da işgal edilmiştir, artık ilaçlar çoğunlukla yerel halk tarafından bağışlanmakta ve tıbbi donanım emekli hekimlerden gelmektedir.

Kamu sağlığı kesintilerinin zararlı etkilerine acil bir çözüm olarak başlayan şeyler, Yunanistan nüfusunun büyüyen bir kısmının bel bağlamaya başladığı hemen hemen paralel bir sağlık yapısı haline gelmiştir. Dayanışma klinikleri sağlığı insan haklarının merkezine koyan bir yapıdır. Sağlık bakımının giderek daha fazla metalaştığı, rekabetçileştiği ve bencilleştiği zamanlarda, bakımın ve toplumun kendi kendine örgütlenmiş ilişkileri bir çıkış yolu sergilemektedir. Dayanışma klinikleri, sağlık bakımının örgütlenmesi ve en çok etkilenenler tarafından yaratıcı bir şekilde yapılmasının işe yarayabileceğinin kanıtıdır.

Aşağıdan yukarıya sağlık bakımı Yunanistan krizinin ortasında acil gereksinimden doğmuştur: Bunlar nasıl oldu ve insanlar sağlıklarını kendi ellerine almaya nasıl karar verdiler?    

İlk dayanışma kliniği (Rethymno Sosyal Kiniği) özellikle Avrupalı turistler arasında popüler olan pastoral Girit adasında açıldı. Klinik amacını web sayfasında ücretsiz sağlık bakımına, ilaçlara ve aşılara erişimi olmayan insanları desteklemek olarak tanımladı ve nüfusun büyük bölümünün temel sağlık hizmetlerinden dışlanması sorununun altını çizdi. Klinik başlangıçta göçmen ve mülteci akımına hizmet etmek üzere finanse edilirken, kısa zamanda yerli Yunanistanlılardan talep almaya başladı. Farklı arkaplanlardan gelenlerden, çoğunlukla işsiz kalmalarının sonucu yakın zamanlarda sağlık sigortalarını yitirmiş olanlardan talep aldı. 300 binden fazla insan (göçmenler hariç Yunanistan nüfusunun yüzde 33.2’si) 2014 yılında bu duruma düşmüştü. Sosyal güvenceleri olan ve formel olarak istihdam edilen insanlar dahi giderek artan ölçüde dayanışma kliniklerini kullanmaya başladılar. Kamusal sağlık harcamaları yarıdan fazla kesilerek 5 milyar Euro’dan 2 milyara kısıldı ve bu birçoklarının bazen yüzde 70’lere varan ilaç katkı paylarını ödeyememeleri anlamına geliyordu.   

Şüphesiz Yunanistan hiçbir zaman sağlık konularında öncü olmamıştı, fakat her zaman gereksinimi olanların bakıma erişimini garantiye almıştı. Yunanistan’ın sağlık bakımı sosyal sağlık sigortası ve vergilerle finanse edilen kendi Ulusal Sağlık Hizmetleri tarafından yürütülen yapıların hizmetlerinin bir karışımı olmuştu. Parçalı, yolsuz fakat buna rağmen erişilebilir bir sistemden oluşuyordu. Son yıllarda kalitenin düşmesine rağmen şimdi sorun nitelikli hizmetlerin yokluğu değil, insanların gelirlerinin bu hizmetler için ödeme yapabilmek için çok düşük olmasıydı.

'SAĞLIK HAKKI'
Kuzeybatı Atina’da bir mahalle olan Peristeri’deki dayanışma kliniğinden Nikos bana, “Yiten tek şey para değil. İnsanlar haklarını yitirdiler” dedi. Nikos sağlık hakkından söz ediyor; hekimlerin işine son verildiğinde ve bekleme zamanları dayanılmaz hale geldiğinde ellerinden alınan bir hak. Devletin nüfusunun sağlığını korumak için parası yoksa, halkı koruyacaktır. Nikos’un dediği gibi “Yalnızca haklarımızı geri istiyoruz. O halde bütçe için birlikte savaşacağız”.

Bir dayanışma yapısının açıkça varoluşu, sağlığın bedelinin ödenebilir olduğu zamanların çoktan geçtiğini gösterir. Yunanistan’daki en büyük dayanışma kliniği olan Büyükşehir Helleniko Kliniği, 2012’den 2013’e hasta sayısının yüzde 375 arttığını bildiriyor. 2013’de 15 bin hasta tıbbi bakım için başvururken, 2015’de muhtemelen 20 bin hastaya erişecek.

Bu arada Uluslararası Para Fonu bunların hepsinin “evrensel erişimi sürdürürken ve bakım kalitesini iyileştirirken, halk sağlığı harcamalarını GSMH’nın yüzde 6’sı veya daha altında tutmak” planının parçası olduğunu bildiriyor. Diğer bir deyişle Yunanistan aniden daha azla, daha fazlasını yapmaya gereksinim duydu. 2010 yılından itibaren GSMH’nın yalnızca yüzde 6’sıyla 11 milyon insanın ve artan göçmen sayısının sağlığının karşılanması beklendi. Bu 2015 yılında daha da azaltılarak kabaca yüzde 5’e düşürüldü. Diğer AB ülkelerinin çoğu sağlığa en az iki katını harcıyor. Devletin işlettiği hastaneler bütçelerini yarı yarıya kısmak zorunda kaldılar, on binlerce hekim ve diğer sağlık emekçisi sağlığın “modernleştirilmesinin” bir parçası olarak işten çıkartıldı.

'HASTA MERKEZLİ BAKIM'
Şehrin kuzey ucundaki vaktiyle varlıklı bir mahalle olan Patission’da, hemen hemen üç yıl önce iki emekli tarafından kurulmuş Sosyal Eczane’de gönüllü olan İrene ve Aleka ile tanıştım. Geleceğe ilişkin hisleriyle ilgili sorum, baş sallama ve ironik gülüşle karşılandı. "Gelecek? Syriza seçildiğinde, eczanenin kapanacağına inanıyorduk fakat tersi oldu, geriye gidiyoruz”. Bana hastalarını ve bazen hastalarının eczanede gönüllülerle paylaştıkları kızgınlığı anlattılar.  "İnsanlar ihanete uğramış, kandırılmış ve yalan söylenmiş hissediyorlar. Çok büyük kızgınlık duyuyorlar”. 33 yıldan fazla zamandır sekreterlik yapan ve 5 yıl önce işini yitiren Irene’ye gönüllü çalışmak depresyonundan kurtulmasında yardımcı olmuş. Kısık bir sesle ekliyor: "Şimdi yeni referandum haberlerinden sonra gücümü, umudumu yitirdiğimi hissediyorum. Tutacak küçük bir şey arıyorum fakat hiçbir şey iyiye gidiyor görünmüyor”.

İrene eczaneye ilgiyi anlatarak devam etti. 944 hastanın eczaneye kaydolduğunu ve gıda yardımı gereksinimi olan 70’e yakın aileyi nasıl belirlediklerini anlattı. Her iki ayda bir bu aileler bağışlanmış gıdaları ve ilaçların yanında aldıkları bebek ürünlerini almak için gelebiliyorlar. Bunlar onların hayatta kalmasına yardımcı oluyor. Birçokları işsiz kaldıklarından ailelerini geçindirmeyi sürdüremiyor. Irene ve Aleka yalnızca gıda yardımı örgütlenmesine yardımcı olmuyorlar, aynı zamanda eczanenin sağladığı duygusal desteğin de farkındalar. İnsanların eczaneye ilaçtan daha fazlası için mi geldiklerini düşündüğünü sorduğumda, Aleka "Bazı insanlar yalnız kalmak istemiyor, burada onları anlıyoruz. Bunda hepimiz birlikteyiz” diye yanıtlıyor.

Bunlar kliniğin sadece sağlıkla ilişkili ilgi göstermekten çok öte amacı olduğunu sergileyen örnekler. Bu klinikler insanların kendi toplumlarında temel sağlık gereksinimlerini karşılama çabası sürecinde demokrasi ve adalet ekiyorlar ve sağlığın çoklu toplumsal belirleyicilerini dikkate alan, daha fazla hasta merkezli sağlık hizmetinin tohumlarını atıyorlar.

'TIBBIN ÖTESİNDE'
Şehir içinde ve çevresinde düzinelerce kliniği ziyaretlerim boyunca dayanışma kliniklerinin üç ana işlevi yerine getirdiğinin söylenebileceğini anladım: Birincisi, sürekli artan hastalara, kendi mahallelerinde, gevşek bir klinikler, tanı merkezleri ve hekimler ağı aracılığıyla sürekli ücretsiz sağlık hizmeti sunumu yoluyla aşikar tıbbi işlev.

İkincisi, hastalara gıda, barınak sorunlarında yardımcı olmaya çalışan sosyal destek sistemi işlevi. Böylece sadece sağlık hizmetlerine erişimden öte, sağlığın diğer toplumsal belirleyicilerinin dikkate alınması. Bu işlev aynı zamanda davetkar ve katılımcı karakteri yoluyla toplumsal ilişkilerin güçlendirilmesine yardımcı oluyor, insanların sosyal yaşamla bütünleşmesine yardımcı oluyor ve hastalık, işsizlik veya her ikisi nedeniyle toplumdan dışlanmış hissedenlere haysiyetlerini geri kazandırıyor.

Üçüncüsü dayanışma kliniklerinin sağlık hakkını savunduğu ve bu hakka sınırlar dayatmaya çalışanlara direnç gösterdiği bir politik işlev. Bunlar yalnızca Yunanistan’ı kemer sıkmaya zorlayan kurumlar değil, aynı zamanda suyun, ülkenin plajlarının özelleştirilmesi, sağlığın ve sağlık bakımının süregiden metalaştırılması dahil sağlıklı yaşama erişimi sınırlayan ulusal ve uluslararası politikalardır. Bununla beraber Yunanistan’ın yeni ortaya çıkan dayanışma ekonomisinin bir parçası olarak dayanışma klinikleri saf toplumsal amaçları başarmanın ötesine geçiyor: dayanışma klinikleri dayanışmayı ifade ederek adaletsizliği düzeltmeyi amaçlıyorlar.

'BİR ŞEYİN PARÇASI OLMAK'
Dayanışma klinikleri başlangıçta tıbbi yardımla ilgiliydi, fakat tesislerinde birkaç saat geçiren biri kısa zamanda dayanışma kliniklerinin gerçek ilgisinin daha geniş bir alanı kapsadığını ve muhtemelen daha da önemli bir alanı kapsadığını anlayacaktır: kriz zamanlarında yoldaşlık.

Yakın geleceğin ne getireceğinden bağımsız olarak gelecek yıl veya sonraki iki yıl için kliniklerin çoğu başka kimsenin olmadığı yerde olmayı sürdürecekler. Dayanışma klinikleri insanlara para ve otoriter ilkeler kullanmaksızın, yeni, yenilikçi bir tıbbi bakım sağlama tarzı sunacaklar. “Kriz sırasında kimse geride bırakılmayacak” tümcesi bu nedenle şimdi birçok dayanışma kliniğinin web sayfalarını ve broşürlerini süslüyor ve kliniklerdeki gönüllülerin nasıl dostlarına yalnız bir hastalığa karşı savaşmakta değil, aynı zamanda onlara iyi sağlığa erişimi sınırlayan bir sisteme karşı savaşmakta yardım ettiğini çok iyi anlatıyor.

Bir tarihçi ve Omonia’da Sosyal Klinik ve Eczane’de gönüllü idareci olan Maria Spiliotopoulou’nun bana söylediği gibi, hastalarını “bir şeyin parçası” yapmak,  dayanışma kliniklerini, Dünya Doktorları gibi mevcut diğer inisiyatiflerden ayırt eden temel farklılıktır. Dünya Doktorları da şüphesiz Yunanistanlı insanlara büyük hizmet sunarken,  yabancıların yoksullara ve hastalara yardım için dışarıdan geldiği hiyerarşik bir hizmeti temsil ediyor. Dayanışma klinikleri bunun aksine kelimenin gerçek anlamına inanıyor; Eduardo Galeano’nun söylediği gibi "hayırseverlik yukarıdan geldiği için dikeydir, dayanışma diğer kişiye saygı duyduğundan yataydır”.

Tedavi eden ve tedavi edilen, her ikisi de kriz tarafından vurulmuştur, onlar birbirlerinini acısını anlar. Bu şekilde dayanışma klinikleri yalnızca fiziksel ağrılara reçete vermiyor, umut veriyor. Dayanışma klinikleri geçen aylarda ve yıllarda görünmez olanları görünür kılıyor, arkadaşlarına toplumsal katılım, yoldaşlık ve sevgi sunuyor. Tıp genellikle yalnızca bir pratik yan etki.


KAYNAK

http://www.huffingtonpost.com/vijoleta-gordeljevic/how-greeks-built-thei...