UNICEF yeni utanç raporunu yayınladı

UNICEF yeni utanç raporunu yayınladı

Akif Akalın
06/07/2017 Perşembe

Dünyada çocukların durumu son çeyrek yüzyıldır her yıl daha kötüleşiyor ve her gelen yıl gideni aratıyor. ABD Sağlık Bakanı, Amerikalı çocukların tarihte ilk kez ana-babalarından daha sağlıksız bir yaşam sürdürmek zorunda kaldıklarını itiraf etmişti. UNICEF de 2016 Raporu ile bu utancı bir kez belgeledi. Artık dünyanın birçok ülkesinde çocuklar ebeveynlerinden çok daha kötü bir dünyada ve koşullarda yaşıyor ve bu en zengin ülkeler için de geçerli.

UNICEF 2016 yılında 535 milyon çocuğun (yani her 4 çocuktan birinin) dünyanın çatışmalar, doğal felaketler, salgınlar ve diğer acil durumların yaşandığı ülkelerinde yaşadığını, 50 milyon çocuğun yer değiştirdiğini veya mülteci konumuna düştüğünü, 385 milyon çocuğun aşırı yoksulluk içinde yaşadıklarını ve 2016 yılının UNICEF’in 70 yıllık tarihinde çocukların karşılaştığı en kötü yıl olduğunu belirtiyor.

UNICEF 2016 yılında 108 ülkede 344 insani acil duruma yanıt vermek zorunda kalmış. Bu rakam dünyadaki ülkelerin yarısından fazla. Diğer bir deyişle yeryüzünün yarısından çoğu çocuklar için “güvenli” bir yer olmaktan çıkmış durumda. Zaten bu yüzden 50 milyon çocuk sığınacak bir yer aramak için yollara düşmemiş mi? Raporun her sayfasında başka bir trajedi var. Rapordaki çocuk fotoğrafları vicdanları sızlatıyor. Çocuklar bunu hiç hak etmiyor.

Oysa kapitalizm insanlara çok daha iyi bir gelecek vaat etmişti. Özellikle sosyalizmin çözülmesinden sonra tek kutuplu hale gelen dünyada çocukları daha iyi bir dünyanın beklediği söyleniyordu. “Serbest piyasa” önündeki bütün engeller kaldırılmıştı artık. Şimdi insanların yapması gereken tek şey, nasıl bir yaşam sürdürmek istediklerine karar vermekti. Önlerindeki kapılar sonuna kadar açılacaktı. 

Oysa “şeytan imparatorluğunun” yıkılmasından çeyrek yüzyıl sonra, 2016 yılında, dünyada 125 milyon insan acil “insani yardıma” muhtaç kalmış, sağlıkta eşitsizlikler yeni tarihi rekorlar kırmış. 2016 yılında Sahra-altı Afrika’da beş yaş altı bir çocuğun ölme olasılığı, zengin ülkelerde yaşayan çocuklardan tam 12 kat daha fazla. Oysa bu oran daha 10 yıl önce 7 kat kadardı ve birçok yazar bunun “kabul edilemez” olduğunu yazmıştı.

Ülkeler içindeki eşitsizlikler de görülmedik boyutlara ulaşmış ve artık “orta-gelir” düzeyindeki ülkelerde de bu eşitsizlikler 10 yıl öncesine göre çok daha fazla. Ya zengin ülkeler? Artık başta ABD olmak üzere dünyanın en zengin birçok ülkesinde “çocuk yoksulluğu” ile mücadele eden kurumlar ve bu kurumların eylemleri gündelik yaşamın bir parçası haline geldi.

70 yıl önce UNICEF kurulduğunda, dünya çocuklarının maruz kaldığı sorunların başında bulaşıcı hastalıklar, beslenme yetersizliği ve temiz suya erişim geliyordu. 2016 UNICEF yıllığı geçen 70 yılda bu sorunların hiçbirinin çözülemediği gibi, sorunlara yenilerinin eklendiğini gösteriyor. Bunlar arasında kronik hastalıkların çocukluk yaşlarına inmesi gerçekten çok korkunç. Artık 10 – 12 yaşında çocukların kalp krizinden yaşamını yitirmesi kimseyi şaşırtmıyor.

1970’li yıllarda biri çıkıp 2016 yılında dünyada çocukların açlıktan, yoksulluktan ve sefaletten öleceğini, ellerine otomatik silahlar verilerek cepheye sürüleceklerini veya canlı bomba olarak kullanılacaklarını söylese, inanın hiç kimse ciddiye almazdı. Bunlar belki distopya yazarlarının konusu olabilirdi fakat onlar bile çocuklar için bu kadar karanlık bir dünya kurgulamamışlardı. 10 yaşında çocukların canlı bomba olmak üzere yetiştirildiği tek bir distopya yazılmadı bugüne kadar.

1970’li yıllarda çocukların karşılaştığı sorunlar “az gelişmişlik” sorunları olarak tanımlanıyordu. Ülkeler “geliştikçe” bunların hepsi tarih olacaktı. Oysa 2016 UNICEF yıllığı “az gelişmişlik” sorunlarının (yoksulluk, yetersiz beslenme vb) orta, hatta ileri gelir düzeyindeki ülkelere yayıldığını gösteriyor. Elbette İngiltere, Kanada ya da Avusturya’da çocuk yoksulluğu Sudan’a göre çok daha az, fakat 1970’li yıllarda hiçbir gelişmiş kapitalist ülkede çocuk yoksulluğundan bahsedilmezken, 2016’da bahsediliyor!

Geçen yıl Sınıfın Sağlığı’nda UNICEF’in 2015 Raporu’nu değerlendiğimiz “UNICEF’ten iflas raporu” başlıklı yazımızda, UNICEF’in iflasının aslında kapitalizmin ve liberal ideolojinin iflası olduğunu belirtmiştik. Raporda 2,4 milyar insanın (dünya üzerindeki her üç kişiden birinin) temel sanitasyon hizmetlerine erişemediği, 250 milyon çocuğun (dünyadaki 8 çocuktan biri) ilkokula gidemediği, dünyadaki kız çocuklarının dörtte birinden fazlasının 18 yaşına gelmeden evlendirildiği ve beşte birinin anne olduğu belirtiliyordu. 2016 Raporu bu konularda herhangi bir iyileştirmeden söz etmiyor.

Bugün dünya üzerinde çocukların “çocukluklarını” yaşayabildiği tek ülke Küba. Dünya üzerinde yalnızca Küba’da “bütün” çocuklar geleceğe güvenle bakabiliyor. Dünya üzerinde yalnızca Kübalı çocuklar uyuşturuculardan, insan kaçakçılarının veya organ mafyasının eline düşme tehlikesinden, kötü muameleden ve istismardan uzak yaşayabiliyorlar. Dünya üzerinde çocukları gelecekte işsizlik tehlikesinin beklemediği tek ülke Küba.

Ve UNICEF 2016 yıllığında birçok ülke çocuklar için çeşitli olumsuzluklarla anılırken, Küba’nın adı yalnızca bir yerde, bir cümleyle geçiyor: “Küba 2015 yılında anneden bebeğe HIV geçişini önlemeyi başardı”.