Sosyal değişim ajanları

Sosyal değişim ajanları

Akif Akalın
03/05/2017 Çarşamba

Kaliforniya Üniversitesi tarafından geçtiğimiz yıllarda yayınlanan bir kitapta Amerikalı yazarlar Küba izlenimlerini anlatıyor. Yazarlardan biri olan Alissa Bernstein, genç bir akademisyen. Lisans eğitimini tıbbi antropoloji üzerine yapmış. Daha sonra halk sağlığı yüksek lisansı yapan Bernstein, doktorasını yine tıbbi antropoloji alanında almış.

Halen akademik yaşamını Kaliforniya Üniversitesi Sağlık Politikaları Enstitüsü ve Küresel Akıl Sağlığı Enstitüsü’nde sürdüren Bernstein, 2009 yılında doktora öğrencisiyken ziyaret ettiği Küba’da, Latin Amerika Tıp Fakültesi’nin mezuniyet törenine katılmış. Törende tanıştığı yeni mezunlardan biri olan Bolivyalı delikanlıyla sohbeti sırasında Küba hakkında çok şey öğrenmiş.

KÜBA’DA TIP FAKÜLTESİ YALNIZCA TIP ÖĞRETMİYOR

Bolivyalı genç stajlarını Cienfuegos eyaletinde bir kırsal poliklinikte yaparken, yalnızca Kübalı aile hekimleriyle çalışmakla kalmamış, onlarla birlikte yaşamış. Bu sayede tıbbi bilgi ve beceriler yanında hekimlerin yaşamı hakkında da çok şey öğrenmiş. Genç bu deneyimin yaşamını da değiştirdiğini anlatmış:

“Buraya gelmeden önce bencildim ve en iyi olmak istiyordum. Burada mesleğimizin etiği üzerine birçok ilkeyi öğrendim: alçak gönüllü, kibar olmak, insanlara iyi davranmak, hastalarla ilişki kurmak. Yeni bir sağlık sistemi yaratmaya çalışan Evo Morales hükumetinin yönetimde olduğu ülkemde, öğrendiklerimle değişimler yapmaya çalışmak istiyorum. Bugün birçok değişimin mümkün olduğunu hissediyorum.”

Bernstein Bolivyalı gence bunları nasıl yapmayı düşündüğünü sorduğunda, çiçeği burnunda hekim, ülkesine döndüğünde bir grup hekimle birlikte başlatmak istediği projesini anlatır. Toplum temelli bir çalışma içinde insanlara önleyici tıp yoluyla hastalıklarla nasıl başa çıkabileceklerini öğreteceklerdir. Ayrıca Küba’da öğrendiklerini Bolivyalı gençlere aktarabilmek için tıp fakültesinde de çalışmak istemektedir.

Bernstein Bolivyalı genç hekimden çok etkilenir ve iki yıl sonra Bolivya’yı ziyaret eder. Bu kez El Alto’da Kübalı doktorların çalıştığı Hospital Francisco Amistad Cuba-Bolivia’nın beşinci kuruluş yıldönümü şenliğine katılır. 2010 yılından itibaren Küba’da Latin Amerika Tıp Fakültesi’nde ilk 4 yıllarını tamamlayan öğrenciler, eğitimlerinin son iki yılı için ülkelerindeki bu hastaneye gelmektedir.

Hastane yöneticileri Bolivya’daki hastalık örüntüsünün Küba’dakinden çok farklı olduğunu, bu nedenle Bolivyalı gençlerin stajlarını kendi ülkelerinde yapmalarının daha faydalı olacağını söyler. Örneğin Küba’da hekim adayları tek bir tüberküloz veya şagas hastası görmeden mezun olmaktadır. Oysa bunlar Bolivya’nın ciddi sağlık sorunları arasındadır.

Bernstein buradaki öğrencilerle görüştüğünde, bu öğrencilerin de Küba’da tanıştığı genç gibi yalnızca hekim olmak değil, aynı zamanda ülkelerini değiştirmek istediklerini görür. Bolivya’da tıp alanında çalışarak, ülkelerinin dönüşümüne hizmet edeceklerdir. Böylece ileride kendilerinin tasarladığı ve kurduğu bir yaşamı sürdürmek isteyen gençler, kendilerini bir “değişim ajanı” olarak görmektedir.

TOPLUMCU TIBBIN HEKİMLERİ

Toplumcu tıp sağlık emekçilerine tıbbi rolleri yanında, hatta tıbbi rollerinin önüne geçen bir “sosyal” rol atfeder. Bu rol toplumcu tıbbın kurucularından Rudolf Virchow tarafından “yoksulların avukatlığı” olarak tarif edilirken, Küba devriminin efsanevi önderi Ernesto Che Guevara hekimlerin sosyal rollerini bir adım daha ileri taşıyarak hekimleri “sosyal değişimin aracı” olarak tanımlamıştır.

Küba’da tıp eğitimi, mezunlarını ileride yalnızca hekim değil, aynı zamanda “sosyal değişim ajanları” olarak hizmet sunabilmeleri için gerekli bilgi ve becerilerle donatmaktadır. Bu konuyu daha önce Sınıfın Sağlığı’nda işlediğimizden ayrıntılara girmeyeceğiz. Ancak Küba’nın Boelen tarafından tanımlanan “5 Yıldızlı Hekim” kavramına, hekimlere eğitim becerileri kazandırarak “altıncı yıldızı” eklediğini ve hekimlerini aynı zamanda “eğitimci” olarak yetiştirdiğini anımsatmakta fayda var.

Toplumcu hekimin ayırt edici özelliği, mesleğini “toplum temelli” bir pratik içinde icra etmesidir. Burada hekim aynı zamanda “toplum lideridir”. İnsan sağlığını belirleyen sosyal faktörler barınmadan beslenmeye, istihdamdan çalışma ve yaşam koşullarına kadar çok geniş bir yelpazeye yayıldığından, toplumcu hekim bu alanların hiçbirine sırtını dönemez. Yaşamın bütün alanlarını “sağlık” yönünden değerlendirir ve insanlara sağlıklı seçenekler sunar.

TÜRKİYE BUNLARA YABANCI DEĞİL

Bugün gençlere inanılmaz görünebilir fakat Bernstein’ın 1970’li yıllarda Türkiye’yi ziyaret etme şansı olsaydı ve bir mezuniyet törenine katılsaydı, yeni mezun hekimlerin çoğundan, Bolivyalı gençlerden işittiği tümceleri duyardı.

Türkiye’de sosyalleştirme, çok farklı bir bağlamda da olsa, bugün Küba’da ve birçok Latin Amerika ülkesinde esen rüzgarlara benzer bir rüzgar yaratmıştı. O yıllarda genç hekimler, o güne kadar hiç hekim görmemiş yerlere gittiklerinde, beraberlerinde bugün tıbbi enternasyonalist dayanışma çerçevesinde dünyanın dört bir yanında hizmet sunan Kübalı hekimlerin ruhunu götürüyorlardı.

Türkiye’de yalnızca hekimlerin değil, birçok mesleğin kendisini bir “değişim ajanı” olarak gördüğü 1970’li yıllardan bugün geriye çok şey kalmamış olabilir. Bu gelenekleri günümüz gençliğine aktarmakta çok başarılı olamadığımız da söylenebilir. Buna 12 Eylül gibi bahaneler bulmak mümkün ve çok kolay.

Fakat umutlar tükenmiş değil. Hafta sonu İzmir’de Küba’nın biyoteknolojiye toplumcu yaklaşımını anlattığım bir toplantıdan sonra yanıma iki genç hekim geldi. Aydın’dan mezun olmuşlar, biri Muş’ta, diğeri Sakarya’da çalışıyormuş. İzmir’e gezmeye gelmişler ve tesadüfen bizim toplantının afişini görüp katılmışlar. Kendilerini tanımaktan çok mutlu oldum.

Gençlerimizin bugün Venezuela veya Bolivya’daki gençler gibi kendilerini yeniden birer değişim ajanı olarak hissetmelerini istiyorsak, hala geç kalmış sayılmayız. Hiç değilse onlara toplumcu hekimlik gibi bir seçeneğin de olduğunu gösterelim.