Sağlıkta ticarileşmenin gizli belgeleri: Piyasalaşmayı Türkiye önermiş

Sağlıkta ticarileşmenin gizli belgeleri: Piyasalaşmayı Türkiye önermiş

Akif Akalın
05/02/2015 Perşembe

Bugün Associated Whistle-Blowing Press tarafından sızdırılan gizli bir Hizmet Anlaşmasında Ticaret (Trade in Service Agreement – TISA) tartışma notu, görüşmecilerin ulusal sağlık bakımı sistemleri reformları tartışmasını uluslararası ticaret ve sağlık bakımının ticarileştirilmesi lehine yaptıklarını açığa çıkarttı. Türkiye tarafından getirilen bu öneri Eylül 2014’de Cenevre’de yapılan TISA görüşmeleri sırasında AB’ye üye ülkeler tarafından tartışıldı. Metni Uluslararası Kamusal Hizmetler (Public Services International) aracılığıyla aldık.

'KÜRESELLEŞME İÇİN MUAZZAM POTANSİYEL VAR'
“TISA görüşmelerinde sağlık hizmetlerine ilişkin tartışma notu” başlıklı metin, “sağlık bakımı hizmetlerinin devlet veya sosyal yardım örgütleri tarafından fonlanması ve sağlanması ve etkinlikte pazar yönelimi olmayışına bağlı olarak yabancı rekabetçilerin ilgisinin olmayışı” nedeniyle, “sağlık bakımı hizmetlerinin küreselleşmesi için muazzam bir kullanılmamış potansiyel” olduğuna atıf yapıyor. Öneri sanayi için sağlık hizmetlerinde uluslararası ticaretin avantajlarına dikkat çekiyor. AB’nin favori konusu TISA’nın “istihdam yaratacağı ve ekonomik büyümeyi uyaracağıdır”.

Sağlık bakımının sosyal ve kamusal bir hizmet olarak kabul edildiği modelden, sağlığın bir meta haline geldiği pazar-yönelimli bir modele ideolojik dönüşüm çarpıcıdır. Neticede odak, sağlık bakımını ticari yatırımcılara açmaktır. Fakat sağlığımız ne olacak? Neyse o, doğru mu? Risklerin varlığının bilindiği halde, öneri içinde sağlık bakımına evrensel erişim hakkında tek sözcük dahi olmayışı çok garip.

TİCARİ PAZARIN VARLIĞI ÖNKOŞUL
Avrupa Komisyonu’na göre “ülkeler kamusal tekellerini korumakta serbest kalacaklar ve kamusal hizmetleri uygun gördükleri şekilde düzenleyecekler”. TISA anlaşması yalnızca sağlık bakımı pazarının ticari bölümüne uygulanabilir fakat bunun kamusal sağlık sektörü ve sağlık bakımına evrensel erişim için sonuçları olacaktır. Gerçekten, yabancı yatırımcıların ticaret ve yatırım anlaşmaları yoluyla girişi için sağlık bakımı için ticari bir pazarın varlığı önkoşul olacaktır. Bu her şeyden önce sağlık sektöründe özelleştirme için baskıyı arttırır. İkinci olarak, paralel bir ticari sağlık bakımı pazarının varlığı kamusal sağlık sektörünü engelleyebilir. Bu nedenle en büyük risk, ödeyebilenler için yüksek teknolojili özelleşmiş bakım ve yoksullar için asgari kamusal sağlık bakımı sunan  iki başlı bir sağlık sistemi yaratılmasıdır. Bu sağlıkta uçurumu genişletir.

Sızan metinde “tıp turizmi” veya hastaların yurtdışında tedavi bulmalarını kolaylaştırmaya” özel bir atıf bulduk. Dış ülkelere hasta gönderen ülkeler için bu durum, kamu sağlık sektörü ve sağlık emekçisi eğitimine daha az yatırım yapmaları için bir neden haline gelerek risk oluşturabilir. Gelir elde edilmesinin umulmasına karşın, bu ülkelerin ulusal sağlık sistemlerinden kaynaklar çekilerek, vergi gelirleri ve sigorta primleri yoluyla yabancı tıp turizmi endüstrisine enjekte edilebilir. Genellikle geri bıraktırılmış ülkeler olan ve tıp turizmi yoluyla ekonomik büyüme uman tıp turizmi hizmetleri sunan ülkeler için, karların yerel nüfusa ulaşmaması riski vardır. Bunun yanında  geri bıraktırılmış ülkelerde muazzam bir “iç beyin göçü” riski vardır. Yabancı hastalara büyük şehirlerde bakacak olan tıbbi endüstri, sağlık çalışanlarını kırsal bölgelerdeki kamusal sektörden çekecektir. Bunların üstüne tıp turizmi hizmetleri genellikle geri bıraktırılmış ülkelerdeki yerel nüfusun ödeyebileceğinden çok daha pahalıdır ve nüfusun sağlık bakımına erişimini ciddi ölçüde engeller.

İMZALANMAMALI
Bugün tıp turizminin sağlık sistemlerine ve toplum sağlığına olumlu etkisi üzerine yeterli bilimsel kanıt yoktur. Fakat sağlık bakımının niteliği ve evrenselliği üzerine belgelenmiş riskler vardır. Bu nedenle önleyici ilkeye saygının büyük önemi vardır. Sağlık bakımına erişimin altını oyabilecek hiçbir anlaşmanın altına imza konmamalıdır. TISA bağlayıcı bir anlaşma olduğundan ve daha sonra olumsuz sonuçlarını geriye çevirmek çok güç olduğundan bu daha da önemlidir.

Sağlık bakımı gibi toplumsal korumanın temel bir bölümünü etkileyen bu görüşmelerin kamuoyuna danışılmadan yapılması kabul edilemez. Bu anlaşmayı imzalamak önemli riskler taşıdığından kamuoyuna danışılmadan yapılması hiç kabul edilemez. Bu nedenle TISA görüşmelerinin tümüyle kamuoyuna açılmasını talep ediyoruz. Halk sağlığı ve sağlık alanındaki kamusal politikalar için risk taşıyan bütün anlaşmaları protesto etmeye çağırıyoruz.