Bir zamanlar Sovyetler Birliği - 4

Bir zamanlar Sovyetler Birliği - 4

Akif Akalın
07/11/2017 Salı

Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümü dolayısıyla hazırladığımız yazı dizimizin son bölümünde Sovyetler Birliği’nin Başkiriya (Başkırtistan) Cumhuriyeti’nde “1920’li yıllarda” yürütülen halk sağlığı etkinliklerini aktarıyoruz. Bu bölümün hazırlanmasında Sergei Sinenko’nun Beyaz Kalkan (Ufa, 2003) kitabından yararlanılmıştır.

GÖÇEBELİKTEN MODERN YAŞAMA

Başkırtistan, Ural Dağları’nın güneyinde, orta İdil bölgesinde, 140 bin kilometrekarelik alana kurulmuş bir Sovyet Cumhuriyeti’dir. Başkenti Ufa olan Cumhuriyetin nüfusu 4 milyonun biraz üzerindedir (1913 yılında 3 milyona yakın).

Orta Asya’nın “göçebe” topluluklarından olan Başkırtlar’ın yaşamı, yaşadıkları coğrafyada değerli madenler bulununca tamamen değişmişti. Çarlık Rusya’sı tarafından madenlerde ve ilişkili tesislerde çalışmaya zorlanan Başkırtlar, yeni hayata alışmaya çalışırken, yirminci yüzyılın başında en dünya tarihindeki büyük yıkımlardan birine maruz kaldılar.

Birinci Paylaşım Savaşı öncesinde bölgedeki Rus varlığı artmaya başlamıştı. Madenlerde ve sanayi tesislerinde çalışmak için bölgeye gelen Ruslara hizmet sunan sağlık kurumları kurulmuştu. 1913 yılında bölgede 143 hekim bulunuyordu. Ancak Başkırtların çoğu modern sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor, sağlık sorunlarını molla (mullah) ve büyücü hekimler aracılığıyla geleneksel yöntemlerle çözmeye çalışıyorlardı.

Bu dönemde bölgedeki Rus hekimler, bebek ölüm hızını binde 283 (yaklaşık her üç bebekten biri bir yaşını göremiyordu), kaba ölüm hızını binde 29 olarak hesaplamışlardı. Doğuşta beklenen yaşam süresi 32 yıl kadardı.     

Başkırtistan Devrimi, Ekim Devrimi’nden yalnızca 1 gün sonra 6 Kasım 1917’de gerçekleşmiş ve ülkede Sovyet yönetimi kurulmuştu. Ancak, Bolşevik yönetime karşı iç savaş başlatan karşı devrimciler, 1918 başında Başkırtistan’ı ele geçirmişlerdi. Karşı devrimcilerle savaşın neredeyse merkezi haline gelen bölge oldukça kanlı geçen çatışmalara sahne olmuş, Kızıl Ordu ancak 1918 sonunda Ufa’ya girebilmişti. 23 Mart 1919’da Başkırtistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu.

ÜLKENİN BİRİNCİ SORUNU SAĞLIK

Emperyalist savaş ve özellikle iç savaş nedeniyle ülkenin sanayisi mahvolmuş, her yer harabeye dönmüştü. Madenler sular altında kalmış, köprüler, demiryolu hatları yıkılmış, telgraf hatları tahrip edilmişti. Bir “enkaz” haline gelen ülkeyi terk edenlerin sayısının 650 bine ulaştığı tahmin ediliyordu. 

Bu koşullarda patlak veren kolera ve tifüs salgınlarıyla mücadele edebilmek için, 1919 yılında Sovyetler Birliği Sağlık Bakanlığı’nın rehberliğinde, Başkırtistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin yerel Sovyetlerinde saniter – epidemiyolojik (SANEPİD) birimler oluşturuldu.

Dr. G.G. Kuvatov, 1919 Eylül’ünde Başkırtistan Sağlık Bakanı oldu ve Ufa’da paralel bir Sağlık Müdürlüğü oluşturuldu. 3 Aralık 1919'da Ufa kentinde "savaş yasalarına göre" hekim, veteriner hekim, diş hekimi, eczacı, feldşerler ve sağlıkla ilgili herkes salgınlarla mücadele için edebilmek göreve çağrıldı. Kentteki bütün eğitim kurumlarının, tiyatroların ve kulüplerin binaları hastane haline getirildi ve kent karantinaya alınarak, giriş ve çıkışlar yasaklandı.

Ufa’da 1920 yılında bir Deri ve Zührevi (Cinsel Yolla Bulaşan) Hastalıklar ve 1921 yılında bir Verem Savaş Dispanseri açıldı. 1921'de Ufa Sağlık Müdürlüğü, sanitasyon, epidemiyoloji, sağlık istatistikleri ve barınma hijyeni olmak üzere dört bölümden oluşuyordu. 1922'de sağlık denetimi ile ilgili tüm konular Sağlık Bakanlığı'ndaki Sağlık ve Epidemiyoloji Komisyonu’na devredildi.

1921 yazında başlayan kıtlıkta hemen hemen ürünlerin tümü tarlalarda kalmıştı. Başkırtistan açlıkla boğuşurken kolera salgını patlak verdi. Sovyet hükumeti Amerikan Yardım İdaresi’nin yardım önerisini kabul edince, Albay William Bell yönetiminde bir sağlık heyeti bölgeye geldi. Amerikan heyeti esas olarak gıda ve ilaç yardımı yaparken, SANEPİD istasyonları salgınla mücadele ettiler.

Başkırtistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Sağlık Bakanı G.G. Kuvatov, 11 Ekim 1922’de ikinci bir kolera salgınının patlak vermesi üzerine salgınla mücadele için Olağanüstü Komisyon kurmaya karar verdi. Komisyon’un görevleri şöyle sıralanmıştı:

Cumhuriyet ölçeğinde aşı üretiminin örgütlenmesi
Evlere gerekli durumlarda ambulans gönderilmesinin örgütlenmesi
Bir kolera bilgi ağı kurulması
Şehirlerin ve nüfusun yoğun olduğu yerlerin temizlenmesi

Birimlere 500 litre kolera antiserumu gönderildi. SANEPİD birimleri çok kısa sürede nüfusun büyük çoğunluğunu aşılamayı başardı. Bölgedeki Kızıl Ordu birliklerinin tamamı aşılandı ve kışlalar dezenfekte edildi. Üç karantina istasyonu oluşturuldu. Kentlerin ve köylerin sıhhi temizliği, sokaklardaki cesetlerin temizlenmesi ve gömülmesi, su temini iyileştirildi. 1923 yazının sonunda salgın tamamen kontrol altına alınınca Olağanüstü Komisyon feshedildi.

FARKLI BİR SAĞLIK ANLAYIŞI

Başkırtistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti 1920’li yılları bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadeleyle geçirdi. Sağlık ülkenin bir numaralı sorunu haline gelmişti. Salgın hastalıklar geriletildiğinde, sosyal hastalıklarla mücadele öne çıktı. Verem, frengi ve trahom öncelikli sağlık sorunları arasındaydı. Cinsel yolla bulaşan hastalıklarla mücadele için bir Dermatoveneroloji Enstitüsü ve hastane açıldı.

Ufa'da İl Eğitim Komitesi’ne halkın sağlık eğitimi çalışmalarını örgütleme görevi verildi. Sağlık eğitimleri "Komünist", "Komsomol", "Kadın" ve benzeri kulüpler aracılığıyla gerçekleştirildi. Bu kulüpler konserler, Komsomol karnavalları gibi etkinlerde kadınlar ve erkekler arasında kişisel temizlik, evde ve işyerinde temizlik gibi konuları tartıştı. Çeşitli hijyen konularına ilişkin afiş ve broşürler hazırlandı ve sağlık haftaları düzenlendi.

16 Aralık 1922'de Sovyet Hükümeti'nin, Cumhuriyetlerin sıhhi organlarına ilişkin kararnamesi İzvestia gazetesinde yayınlandı. Bu dönemden itibaren, Cumhuriyetler bağımsız bir devlet sağlık hizmet sistemi oluşturmaya başladılar. Başkırtistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, 31 Mart 1923'te ülkede modern bir sağlık ve epidemiyolojik gözetim hizmetinin geliştirilmesine karar verdi.

1923 yılında Başkırtistan’da 32 hastane, 18 şehir dispanseri, 89 sağlık istasyonu, 83 sağlık ocağı merkezi, 3 SANEPİD istasyonu ile bir Bakteriyoloji Enstitüsü bulunuyordu. Sağlık sorunlarını hafifletmeyi başaran ülkede sanayi de yeniden gelişmeye başlamıştı.

1926 yılında trahom mücadelesi için bünyesinde 50 yataklı bir göz hastanesi de olan Trahom Savaş Dispanseri kuruldu. Trahom mücadelesinin başına Moskova 1. Tıp Fakültesi’nden Profesör Victor Petrovich Odintsov getirildi. 

1928 yılında Sterlitamak kentinin Dr. N. Nevsky’nin sorumluluğundaki sağlık biriminin yıllık istatistikleri, ülkede artık sosyal hastalıkların da sorun olmaktan çıktığını gösteriyordu. Kızıl, trahom ve tüberküloz vakalarının sayısı iki düzineyi aşmıyordu.

15 Kasım 1932’de ülkenin ilk Tıp Fakültesi açıldı ve dekan olarak 1925’ten beri Ufa’da Dermatoveneroloji Enstitisü’nün başında olan Solomon Traynin atandı. 

NEDEN BAŞKIRTİSTAN?

Başkırtistan, Ekim Devrimi’nin, Orta Asya’nın henüz “yazılı” bir dil dahi gelişmemiş bir coğrafyasında (ilk Başkırtça kitap 1926 yılında yayınlanmıştır) neleri başardığını görmek açısından iyi bir “örnek” olabileceği düşüncesiyle seçilmiştir. Sosyalizm Başkırtları on yıldan daha kısa bir süre içinde “göçebe” yaşamdan, “modern” yaşama geçirmeyi başarmıştır.

Diğer yandan günümüzde 21. yüzyılın olanaklarına ve devasa bir bütçeye sahip olan Dünya Sağlık Örgütü’nün salgınlar karşısındaki “beceriksizliği” ile kıyaslandığında, 1920’li yıllarda iç savaşın en kanlı çatışmaları ve karşı devrimcilerin bitmek tükenmek bilmeyen sabotajları sürerken, sosyalizmin salgınlarla mücadelede elde ettiği başarılarının değeri daha iyi anlaşılmaktadır.   

Son olarak Sovyetler Birliği’nin yıllar önce tarihe karışmış olmasına rağmen, ardında bıraktığı mirasın bugünkü Başkırtistan’da hala yaşamaya devam ettiğini, Başkırtların, Ekim Devrimi’nin getirdiği sağlık sistemini bugün dahi büyük ölçüde kullanmayı sürdürdüğünü belirtelim.