Alma Ata’dan Astana’ya – 5

Alma Ata’dan Astana’ya – 5

Akif Akalın
09/11/2018 Cuma

Astana Bildirgesi yedi maddeden oluşuyor. Geçen bölümde (4. Bölüm) ilk üç maddesini kısaca değerlendirdiğimiz Astana Bildirgesi’nin geriye kalan dört maddesi “taahhütlerden” oluşuyor.

ASTANA BİLDİRGESİ’NİN TAAHHÜTLERİ

Bütün sektörlerde sağlık için cesur seçimler yapmak

•    Çok sektörlü eylem ve Herkese Sağlık Sigortası Kapsamı'nı (HSSK) teşvik etmek

•    Herkese Sağlığın başarılmasına daha çok paydaş katmak

•    Sağlık sistemlerinin altını oyan ve sağlık kazanımlarını geriye götüren çatışmalardan kaçınmaya/çatışmaları azaltmaya çalışmak

•    Acillerde HSSK’nin payandası olarak BSB’yi genişletmek için tutarlı ve kapsayıcı yaklaşımlar kullanmak

•    Birincil Sağlık Bakımı’nı (BSB) güçlendirmek için kaynakları tahsis etmek ve sağlamak

Astana Bildirgesi, herkesin en yüksek sağlık standardına erişiminin teşviki ve korunmasında devletlerin birincil rolünü ve sorumluluğunu yeniden teyit ediyor. Fakat bu ifade Alma Ata Bildirgesi’ndeki devletlerin halkın sağlığından sorumlu olması ve bu görevlerini yeterli sağlık ve sosyal tedbirler alarak yerine getirilebileceği ifadesi gibi net bir ödev tanımlamıyor.

Çok sektörlü eylem ve HSSK’nin (herkese sağlık sigortası kapsamının) teşvik edileceğini, sağlığın ekonomik ve sosyal belirleyicilerine hitap edileceğini, “Bütün Politikalarda Sağlık” yaklaşımının desteklenerek risk faktörlerini azaltmanın amaçlanacağını, “Herkese Sağlığa” erişilmesi için daha fazla “paydaşın” kapsanacağını, kimsenin geride bırakılmayacağını taahhüt ediyor.

Bütün Politikalarda Sağlık (Health in All Policies) yaklaşımının bugüne kadar kapitalist ülkelerin politikacıları tarafından benimsendiğini ve uygulanabildiğini söyleyebilmek çok zor. 2008 krizinde istisnasız bütün kapitalist ülkelerde hükumetler, ekonomik krizlerin toplumun sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri çok iyi biliniyor olmasına rağmen, “ilk önce” kamusal sağlık harcamalarında kesintiler yaptılar. Oysa ekonomik kriz dönemlerinde aksine, krizin sağlık üzerindeki etkilerini hafifletmek için kamusal sağlık harcamalarının artırılması gerekiyordu. DSÖ’nün bu taahhüdünün bir “dilek” olarak kalabileceğinden endişeliyiz.

Astana Bildirgesi, Alma Ata Bildirgesi’nden farklı olarak, açıkça ne olduklarını söylemese veya örneklendirmese de, sağlık sistemlerinin altını oyan ve sağlık kazanımlarını geriye götüren “çıkar çatışmaları” konusuna değiniyor ve çıkar çatışmalarına şeffaflığı teşvik ederek ve katılımcı yönetişim uygulayarak hitap edileceğini ve yönetileceğini söylüyor.

Bildirge, bakımın sürekliliğini ve temel sağlık hizmetlerinin insani ilkelerle sunumunu garantiye alarak, acil durumlarda birincil sağlık bakımını evrensel sağlık sigortası kapsamına bir payanda olarak genişletmek için uyumlu ve kapsayıcı yaklaşımlar kullanmalıyız diyor ve birincil sağlık bakımını güçlendirmek için insan ve diğer kaynakları uygun biçimde sağlanmayı ve dağıtılmayı taahhüt ediyor.

Sürdürülebilir BSB inşa etmek

•    BSB’ye yatırım yaparak sağlık sistemlerini güçlendirmek

•    Birincil bakım için kapasiteyi ve altyapıyı iyileştirmek

•    Hastalıkların önlenmesi ve sağlığın teşvikine öncelik vermek

•    Kapsamlı önleyici, teşvik edici, iyileştirici, rehabilite edici hizmetler ve palyatif bakım sağlamak

•    BSB kapsamlı bir hizmet ve bakım yelpazesi sağlayacak

Astana Bildirgesi, birincil sağlık bakımının Alma Ata Bildirgesi’nde olduğu gibi ulusal yasalar, bağlamlar ve önceliklere göre uygulanacağını söylüyor ve birincil sağlık bakımına yatırım yapılarak sağlık sistemlerinin güçlendirileceği taahhüt ediliyor.

Astana Bildirgesi de birincil bakımı, Alma Ata Bildirgesi gibi toplumun sağlık hizmetleriyle “ilk temas noktası” olarak görüyor ve asli halk sağlığı işlevlerini önceleyerek kapasite ve altyapısını iyileştirmeyi taahhüt ediyor.

Hastalıkları önlemenin ve sağlığın teşvikinin önceleneceği ve bütün insanların sağlık gereksinimlerinin yaşamları boyunca kapsamlı önleyici, teşvik edici, iyileştirici, rehabilite edici hizmetler ve palyatif bakımla karşılanacağı taahhüt ediliyor.

Birincil sağlık bakımının, aşılama, tarama, bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesi, kontrolü ve yönetimi, ana–çocuk ve ergen sağlığını, mental sağlığı, cinsel ve üreme sağlığını sürdüren ve iyileştiren bakım ve hizmetler dahil fakat bunlarla sınırlı olmayan, kapsamlı bir dizi hizmet ve bakım sağlayacağı taahhüt ediliyor.

Burada, “cinsel ve üreme sağlığı” kısmının altına bir dipnot düşüldüğü dikkat çekiyor. ABD delegasyonunun isteğiyle “kürtaj hiçbir durumda bir aile planlaması yöntemi olarak teşvik edilmemelidir” dipnotu eklenmiş. İlk bakışta hiçbir olağanüstülük görünmüyor. Fakat Foreign Policy’de Gramer ve Lynch imzasıyla yayınlanan bir makale olayın “perde arkasını” veriyor.

ABD’li muhafazakarlar, cinsel ve üreme sağlığı programlarının kürtaj ve gençler arasında cinsel ilişkiyi teşvik ettiğine “inanıyorlar” ve bu tür programların desteklenmemesini istiyorlarmış. Astana Konferansı’na katılan ABD’li delegeler, Trump’ın politikası doğrultusunda, yukarıdaki paragraftan “cinsel ve üreme sağlığı” bölümünün çıkartılmasını talep etmişler. Talep reddedilince de, en azından yukarıdaki “dipnotun” eklenmesi için ısrar etmişler ve “başarmışlar”.

Böylece kendisine Alma Ata Bildirgesi’nde hiçbir şekilde yer bulamayan “gericiliğin” de Astana Bildirgesi’ne sızdığını görüyoruz. Sağlık ve Toplumsal Cinsiyet Merkezi yöneticisi Beirne Roose-Snyder, ABD’nin eklettiği dipnotun hiç “masum” olmadığını, bu dipnot nedeniyle HIV, ana ölümleri ve istenmeyen gebeliklerin önlenme ve tedavisi gibi konularda sorunlar yaşanabileceğini söylüyor.  

Birincil sağlık bakımının aynı zamanda erişilebilir, eşitlikçi, güvenli, yüksek nitelikli, kapsamlı, etkili, kabul edilebilir, kullanılışlı ve ucuz olacağı, insan merkezli ve toplumsal cinsiyete duyarlı sürekli, bütüncül hizmetler sunacağı belirtiliyor.

Parçalı hizmetten kaçınılacağı ve birincil bakım ve diğer bakım düzeyleri arasında işlevsel bir sevk sistemi kurulacağı söyleniyor. Sürdürülebilir birincil sağlık bakımının, enfeksiyon hastalıkları ve salgınları önleme, tespit ve yanıt vermekte sağlık sistemlerinin direncini iyileştirmesinden fayda sağlanacağı söyleniyor.

Bireyleri ve toplulukları güçlendirmek

•    Bireylerin, ailelerin, toplulukların ve sivil toplumun, kendi sağlıkları üzerine etkisi olan politika ve planların geliştirilmesine ve uygulanmasına katılım suretiyle dahil olmalarını desteklemek

•    İnsanları sağlık profesyonelleri rehberliğinde, kendi sağlıklarını veya bakımları altındakilerin sağlıklarını sürdürmeleri için gerekli bilgi, beceri ve kaynaklar edinmelerinde desteklemek

•    Daha fazla insanın fırsat sağlayan ve sağlıklı çevrelerde daha sağlıklı yaşamaları için topluluk mülkiyetini arttırmak ve kamu ve özel sektörün hesap verebilirliğine katkıda bulunmak

Astana Bildirgesi bireyleri ve toplumları güçlendirmek için bireylerin ailelerin, toplulukların ve sivil toplumun, sağlıkları üzerine etkisi olan politika ve planların geliştirilmesi ve uygulanmasına katılım üzerinden dahil olmalarının destekleneceğini; sağlık okur yazarlığının teşvik edileceğini ve bireylerin ve toplumların güvenilir sağlık bilgisi beklentilerinin tatmin edilmeye çalışılacağını; insanların sağlıklarını veya baktıklarının sağlıklarını sağlık profesyonellerinin desteğiyle sürdürmeleri için ihtiyaç duydukları bilgi, beceri ve kaynak edinmelerinin destekleneceğini;  dayanışma, etik ve insan haklarının korunup teşvik edileceğini; daha çok insanın olanak sağlayan ve sağlık taşıyan ortamlarda daha sağlıklı yaşamaları için, kamusal mülkiyetin arttırılacağını ve kamusal ve özel sektörlerin denetimine katkı sağlanacağını söylüyor.

Kuşkusuz bu paragrafta Astana’yı, Alma Ata’dan ayırt eden en önemli kısım, “özel sektöre” değinilen kısım. Alma Ata Bildirgesi’nde ne özel sektörün, ne de iş dünyasıyla partnerliğin sözü geçiyordu. Astana Bildirgesi’nde “özel sektör” dört kez geçiyor. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nde, Astana Konferansı’nın asıl amacı olan HSSK’nın sağlanmasında özel sektörün büyük önemi (!) olduğu vurgulanıyordu.

Pan Amerikan Sağlık Örgütü (PAHO) yöneticisi Dr. Carissa F. Etienne, Konferans’taki konuşmasında, “özel sektöre” hitaben, “önemli bir rolünüz var… siz inovasyon liderlerisiniz, bize, sağlıkta sıçramalar yapmamızı sağlayan kritik ilaçlar ve teknolojiler sağlıyorsunuz ve BSB’nın geleceğinde kilit bir partnersiniz” diyor. Etienne’i bu konuşmasını 40 yıl önce Alma Ata Konferansı’nda yaparken düşünebilir misiniz?

Ulusal politikalar, stratejiler ve planları desteklemek için paydaşları bir araya getirmek

•    HSSK’yi başarmak doğrultusunda daha güçlü ve sürdürülebilir BSB inşa etmek için ortak eylem yapmak

•    Paydaşlar ve ülkeler bir ortalık ve etkili kalkınma işbirliği ruhuyla, bilgi ve iyi pratikleri paylaşırken, ulusal bağımsızlığa ve insan haklarına tam saygı duyarak birlikte çalışacaklar

Astana Bildirgesi, “paydaşların” (sağlık profesyonelleri, akademi, hastalar, sivil toplum, yerel ve uluslararası partnerler, ajanslar ve fonlar, özel sektör, inanç temelli örgütler vb.) ulusal politikaları, stratejileri ve planları desteklemeleri için bir araya gelmeleri konusunda çağrı yapıyor; paydaş desteğinin ülkelerin yeterli insan, teknoloji, mali ve enformasyon kaynağını birincil sağlık bakımına yöneltmelerine yardımcı olabileceğini söylüyor.

Görüldüğü gibi “özel sektör” burada da “paydaşlar” arasında sayılmış. “İnanç temelli örgütler” de paydaş… Bu konuda daha fazla yazmaya gerek olmadığını düşünüyorum.