Alma Ata’dan Astana’ya – 3

Alma Ata’dan Astana’ya – 3

Akif Akalın
02/11/2018 Cuma

DSÖ ve UNICEF, 25–26 Ekim 2018 tarihlerinde, kapitalist Kazakistan’ın “yeni” başkenti Astana’da, 40 yıl önce sosyalist Kazakistan’ın başkenti olan Alma Ata’da düzenlenen “Uluslararası” Birincil Sağlık Bakımı Konferansı’nı “güncellediği” iddiasıyla, “Küresel” Birincil Sağlık Bakımı Konferansı düzenledi.

Bu kez konferansın, ilk Konferans’ta olduğu gibi yine Alma Ata’da değil, Astana’da yapılması ve Alma Ata Konferansı’nın adındaki “Uluslararası” sözcüğü yerine “Global” sözcüğünün kullanılması aslında çok önemli mesajlar içeriyor. Bu mesajları ve Alma Ata ile Astana, Uluslararası ile Küresel arasında ne farklar bulunduğunu somut örneklerle sergilemeye çalışacağız.

2018 ASTANA BİLDİRGESİ – GİRİŞ

Astana Bildirgesi’nde ilk dikkati çeken, Küresel Birincil Sağlık Bakımı Konferansı başlığının hemen altında yer alan alt başlıktır: “Alma Ata’dan herkese sağlık sigortası kapsamına ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine doğru”. Alt başlıktan, “asıl” hedefin” Herkese Sağlık Sigortası Kapsamı (HSSK) olduğunu anlamak mümkün, çünkü HSSK, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden (SKH) biri. Yani, SKH zaten HSSK’nı içerdiğiden,  alt başlık pekala “Alma Ata’dan SKH’ne” olabilirdi. HSSK vurgusu, asıl hedefi gösteriyor.

Başlığın hemen altındaki girişte, “Herkese Sağlık” idealini izleyerek, “ambitious” ve “visionary” 1978 Alma Ata Bildirgesi ve 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Ajandası’nda ifade edilen taahhütlerin yeniden teyit edildiği belirtiliyor.

Astana Bildirgesi’nin, Alma Ata Bildirgesi’ni nitelemek için kullandığı “ambitious” ve “visionary” sıfatları üzerinde biraz durmak gerekiyor. İngilizcede “ambitious” sıfatı, iddialı, istekli, hevesli, arzulu ve tutkulu gibi anlamlar taşıyabildiği gibi, hırslı, haris, ihtiraslı veya muhteris gibi anlamlar da taşıyabiliyor. Yine İngilizce’de “visionary” sıfatı da, öngörülü ve önsezili anlamlarına gelebildiği gibi, hayali veya hayalperest anlamlarına da gelebiliyor.

Neden “sözcükler” üzerinde bu kadar duruyoruz? Sözcükler, insanlar hayatı onlarla anladığı ve anlamlandırdığı için çok önemli ve DSÖ, UNICEF gibi kuruluşlar, metinlerinde kullandıkları sözcükleri çok titizlikle seçerler. Alma Ata Bildirgesi’nin amaç ve ilkeleri, kabul edildiği günden beri, “muhalifleri” tarafından “soylu”, fakat asla başarılamayacak “hayali” arzular olarak tanımlandı ve Astana Bildirgesi’nde yer alan sıfatlar kullanılarak sinsice eleştirildi. Astana Bildirgesi’ni kaleme alanların bunları bilemeyecek kadar “cahil” olabileceklerine ihtimal vermiyoruz ve Bildirge’de bu sözcüklerin kullanılmasının, sermayenin emeğe karşı yürütegeldiği “psikolojik savaşın” bir parçası olduğuna inanıyoruz.

FARKLI DÜNYALAR

Anımsanacağı gibi Alma Ata Bildirgesi, Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen’in (YUED) hakim olduğu bir “dünya tahayyülü” üzerine kurulmuştu. Alma Ata taahhütleri, 1974 yılında Bağlantısızlar Hareketi’nin gayretiyle, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen ve dünya ekonomisini Üçüncü Dünya Ülkeleri lehine yeniden yapılandırarak dünyanın güç dengesini yeniden tesis etmek isteyen bir YUED’e dayanıyordu. Astana Bildirgesi’nde, Alma Ata Bildirgesinde yer alan birçok konuya değinilip, YUED’e hiç atıf yapılmamasını bir “tercih” olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz.

Astana Bildirgesi, “güçlü sağlık sistemleri” üzerinden toplum ve birey düzeyinde insanların sağlığını ve iyiliğini önceleyen, teşvik eden ve koruyan devlet ve toplumlar tahayyül ediyor. Oysa “biyomedikal” modelden uzaklaşarak, “sosyal” bir model benimseyen Alma Ata Bildirgesi’nin, sağlığa ve iyiliğe “güçlü sağlık sistemleri” üzerinden değil, “sağlık sektörü yanında diğer sosyal ve ekonomik sektörlerin eylemiyle” erişileceği tahayyülü vardı.

Astana Bildirgesi, iyi eğitimli, becerili, motive ve adanmış sağlık profesyonelleri tarafından şefkat, saygı ve haysiyetle herkese ve her yerde yüksek nitelikte, güvenli, kapsamlı, bütüncül, erişilebilir, kullanışlı ve ucuza sağlanan birincil sağlık bakımı ve sağlık hizmeti tahayyül ediyor. Oysa Alma Ata Bildirgesi’nde tanımlanan BSB, burada ifade edilenden çok daha geniş bir “kapsam” taşıyordu. Örneğin Alma Ata Bildirgesi’nde, Astana Bildirgesi’nde hiç değinilmeyen insanlara “su, gıda ve temel ilaçların temini” gibi hizmetleri de içeren bir BSB tahayyülü vardı ve bu nedenle insan gücü de, Astana’da olduğu gibi, “sağlık profesyonelleriyle” sınırlı değildi.

Astana Bildirgesi, bireylerin ve toplulukların güçlendirildiği ve kendi sağlık ve iyiliklerini sürdürmek ve iyileştirmekte etkin olduğu kolaylaştırıcı ve sağlığa elverişli ortamlar tahayyül ediyor. Oysa Alma Ata Bildirgesi, insanların sağlık hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesine bireysel ve kolektif olarak katılmasının bir “hak ve ödev” olduğu fakat aynı zamanda devletlerin de “halkın sağlığından sorumlu olduğu” ortamlar tahayyül ediyordu.

Bireylerin ve toplulukların “güçlendirilerek”, kendi sağlık ve iyilikleri konusunda “etkin” olmaları, devletin sağlık konusundaki “sorumluluklarından” sıyrılmasına hizmet etmediği sürece kuşkusuz olumlu bir yaklaşımdır. Ancak son on yıllarda neoliberal ideolojinin bu yaklaşımı teşvik etmesindeki amacın, önce birey ve toplulukların kendi sağlıkları üzerinde “sorumlu” olduklarından hareketle, yine son on yıllarda sıklıkla başvurulan “mağduru suçlama” stratejisine zemin hazırlamak, sonra devletin kademeli olarak sorumluluğu birey ve topluluklara devrettiği alanlardan çekilmesini kolaylaştırmaktır.  

Son olarak Astana Bildirgesi ulusal sağlık politikalarına, stratejilerine ve planlarına etkili destek sağlamak için bir araya gelen partnerler ve “paydaşlar” tahayyül ediyor. İlk bakışta bu ifade, Alma Ata Bildirgesi’nde yer alan ve hükumetleri, DSÖ ve UNICEF’i, diğer uluslararası örgütlerle birlikte çok taraflı ve iki taraflı ajansları, hükumet dışı kuruluşları, fonlama ajanslarını, bütün sağlık emekçilerini ve bütün dünya toplumunu, ulusal ve uluslararası BSB taahhüdünü ve özellikle geri bıraktırılmış ülkelere artan teknik ve mali destek verilmesini desteklemeye çağıran ifadesine benzer görünüyor.

Ancak, daha önce belirttiğimiz gibi, dünyayı sözcüklerle algılıyor, anlıyor ve anlamlandırıyoruz. Astana Bildirgesi’nde yer alan stakeholder (paydaş) sözcüğü, “ilgili taraf” anlamından çok, business (ticaret) dünyasındaki “hissedar” veya “menfaat sahibi” kavramlarını çağrıştırıyor. Alma Ata Bildirgesi’nde ve bu Bildirge ile ilişkili hiçbir belgede, hiçbir şekilde yer almayan “paydaş” sözcüğü, bir “piyasa” terimidir. Alma Ata Bildirgesi’nin sağlık hizmetlerinin finansman, örgütlenme ve sunumunda hiçbir şekilde yer vermediği “piyasanın”, Astana Bildirgesi’nde önemli bir yere sahip olduğunu göreceğiz.