Erteleyenler, ertelemeyenler

Erteleyenler, ertelemeyenler

Vuslat Aktepe
21/01/2015 Çarşamba

“Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Bir de bakmış ki bir arpa boyu yol gitmiş”[i]

Gündelik olayların sıkı sıkıya bağlı olduğu olguları değerlendirmede anahtar bazı kelimeler ve kavramlar kullanmak bilimselliğin gereğidir. Konu Türkiye’de eğitim sistemi olduğunda özellikle bazı anahtar kavramların en başa konması kaçınılmazdır. Türkiye’nin ve dünyanın son yıllarına baktığımızda eğitim alanında öne çıkan kavramlar: Piyasalar, standartlar, eşitsizlik ve tanrısallık olarak belirmektedir. Bu üst kavramların gündelik yaşamımıza doğru genişleyen kısımlarında ise; erdem, tercih, aile, demokrasi, özgürlük, kültür gibi kurgular yer alır. Demokrasi, aile, özgürlük gibi kavramlaştırmaların üst belirleyenlerini görmeden buraya doğru yapılacak müdahaleler, niyeti ne olursa olsun karanlık bir mağarada el yordamı ile yürümeye benzer. Varılacak yer her zaman mağara duvarlarının bize çizdiği rota olacaktır. 

Eğitim alanında uzun yıllardır verilen mücadelelerin büyük kısmını başarısızlığa iten şey; olguların kendilerinin değil, gölgelerinin hedef alınmasıydı. Piyasalar, eşitsizlikler ve adlı adınca önümüze konulan tanrısallık ile hesaplaşmaktan kaçınarak; demokrasi, yaşam alanları, özgürlükler, erdem vb. kurgular üzerinden siyaset üretmek bizi kalabalıklaştırmaya yeterli oluyordu. Kendimizi yalnız hissetmeyeceğimiz bir yürüyüş kolunda, mağara duvarlarını el ile tarayarak rotayı izleyen kalabalıkların arasında çok daha güçlü ve kalabalık hissetmemiz elbet mümkündü. Gör ki bu yol bizi ışığa çıkarmaya yetmedi. Yetmezdi de…

“Ama bu ertelemecilik olmuyor mu?

“İyi de insanlar sosyalizmi mi bekleyecek?”

“Oho! İş sizin devrim yapmanıza kaldıysa…”

Zaman, iyi bir fenerdir. İlerlediği oranda ışığını arttırır, ön açar. Yukarıda sayılan itirazların ilk söylendiği anlardan bu güne oldukça zaman geçti. Ertelemeciler sosyalizmi tekrar ayağa kaldıramadı belki ama geride düşmediler. Ertelemeyenler, derhal, her başlıkta özgün mücadele, diyenler, bu süre zarfında hiç durmadan çaba harcadı, didindi uğraştı. Ve işte fenerin ışığı: son otuz yılda mağara yürüyüşçüleri daha da karanlık dehlizlere dalmaktan bir adım öteye gidemedi.  Erteleyiciler ise hala mağaranın ağzında, ışığa en yakın yerde yürüyüşçülere sesleniyor: “Hey bu tarafa, kurtuluş burada!”

9 Şubatta “Laik, bilimsel eğitim için” boykota çağıranların çağrılarında sosyalizm vurgusunun yeri ve gücü oldukça önemli. İkirciksiz, kararlı bir biçimde “bilimsel, aydınlık ve laik eğitim sosyalizmde” diyebilenlerin gücü oranında boykotun ve sonrasının zaferi; piyasa, eşitsizlik ve tanrısallık üçgeni ile hesaplaşmada “ama” demeyenlerin gücü oranında mücadelenin seyri yükselecektir.

“Ama” diyenlerden çekinmeye gerek yok. Hatta ağızlarına biber sürsek yeridir! Gelin bir de kafalarını karıştıralım: “Yoksa siz Küba’nın eğitim sistemini görmediniz mi? Ertelemeyenlerin ertelediklerini hiç de ertelemeyenler var orada!

Eşit, bilimsel aydınlık eğitim Küba’da, yani, sosyalizmde!

Erteleme bu kez de…


[i] Geleneksel masal tekerlemesi (Yersen!)