Dönülmez akşamın ufkunda sosyalistler

Dönülmez akşamın ufkunda sosyalistler

Ümit Darıcı
03/12/2015 Perşembe

Türkiye'de emekçi sorunu, islamofaşist nitelikte bir totaliter rejim kurma tehlikesi ile sınırlı kalmaz ve tek adam sorunu da değildir... Bu kadar dar bir tanımlama sistem içinde sermayedar güçlerin kendi çıkarlarının devamlılığını sağlama görevini görmezden gelme ve sınıfsal çelişkileri reddetmek anlamına gelir ki yukarda ki bakış açısı post marksist bir tespit olarak kalır.

Türkiye de kapitalist sistem stagflasyon dönemindedir... Fiyat ve işsizlik artışı bunun en bariz göstergesidir...Sistemin mesneti olan neoliberal politikaların yarattığı sömürge tipi faşizm artık tıkanmaya başlamış giderek açık faşizme dönüşmeye başlamıştır.

Diyarbakır’da Tahir Elçi’nin öldürülmesi, Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanması, Rus uçağının düşürülmesi sıradan olaylar değil hem bu faşizmin hem de yönetememe halinin emareleridir..

Devlet katliamları, muhalif medyaya baskı, bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, hukuk ihlalleri, küçük burjuvazinin giderek yok olması, özelleştirme ve taşeronlaştırma, gerici provokasyonlar, terör olaylarının artması, artan işçi grevleri vs. gibi olaylarla toplumda kutuplaşmaları ve gerilimleri ortaya çıkaracak belirsizlikler döneminden geçiyoruz..

Bu dönemde kimi sosyalistlerin liberal demokrasi ve parlamenterizm içinde sıkışıp Kürt hareketine eklemlenmesi doğal olarak da devrimci teori ve pratikten uzaklaşması da çok risklidir. Çünkü kriz dinamiklerine işaret eden bir dönemde tarihsel birikimi ve deneyimleriyle kitlelere öncülük görevi sosyalistlere düşmektedir ..

Yöntem olarak genelde tercih edilen sol içi birleşik cephe kurma arayışlarında, ideolojik sapmaları geçmişte de gözlemledik. 1 kasım seçimleri de bunu bir şekilde tescilledi.. Yetmedi Akp’ye karşı tepkisel olarak bir araya gelen halkın inancını ve güvenini sarsan, sol siyaseti zedeleyen tercihler yapıldı.

Özellikle BHH içindeki dostlarımızın seçim sonrası birleşik cepheleşme çağrıları arttı. Köşe yazıları ve demeçlerinde görüyoruz ki ‘’güçlü ve bağımsız bir sosyalist hat’’ vurgusuyla çağrı yapmaktalar..

Sormak gerekir ;

*Pratikte böyle bir hatta inanç tamsa ‘’Akp geriletilmeli’’ önermesi neden tek hedef oldu?

*7 haziran ve 1 Kasım’da  seçimlerinde bahsedilen vurgu sosyalist hattan çıkıp Kürt hareketinin kuşatıcı nesnelliğindeki radikal demokrat taleplere neden dönüştü?

*Adına Türkiyelileşmek dediğiniz bazen de ‘’Eşme Ruhu’’ diye duyduğumuz bir paradigmayı sosyalist hatla nasıl birleştirdiniz?

*İttifak hukukunuzda demokratik merkeziyetçilik mi yoksa tepeden inme bir hegomanya mı hakim?

*Daha da önemlisi Türkiye’de son iki yılda geriletilen Akp rejimi mi yoksa  sosyalist mücadele midir?

Bu sorular nesnel durum gözetilerek cevaplanır ama haklı çıkarır mı bilinmez...

Solun restore edildiği, düzen içine çekildiği, liberalleşmeye yönlendirildiği, demokratik reformizmi hedef olarak koyduğu, siyasal kazanım adına değerlerinden koptuğu bir dönemde komünistlerin böyle bir ilkesizliğin karşısında durması, halkı uyarması kesin olarak zorunluluk ve görevdir..

Akıl verme, kibir ve entelektüel zırvalık diyenler öte dursun..

İşçi ve emekçileri, sahte kurtarıcılara, sadece ideolojik kuşatma değil ne yazık ki kimi sosyalistler de bilinçli olarak itmiştir.Dönemsel  ittifak ya da zorunluluk olarak görülen siyasal tercihler bu karanlık gerçeğin üstünü kapatmaz. Nazi Almanya’sında sosyal demokrat kanaat önderlerinin komünistlere yaptığı ihanetin neden –sonuç ilişkisine bakarsanız ileri de geleceğimiz noktayı buğulu da olsa görürsünüz. Umarım o noktaya gelmeden gidilen yanlış ve tabelasız yollardan bir an önce dönülür!